Sirkenin Faydaları

Sirke Nedir?


Sirke etil alkol ve asetik asit fermantasyonları olmak üzere iki aşamalı fermantasyon uygulaması ile nişasta ve/veya şeker içeren hammaddelerden üretilir. Gıda Maddeleri Tüzüğünün 627. maddesine göre ise sirke “Üzüm ve incir gibi şekerli meyvelerin önce alkol fermantasyonuna sonra asetik asit (sirke) fermantasyonuna tabi tutulması ile elde edilen madde” olarak ifade edilmektedir. 
Sirke, mayalar tarafından fermente olabilir şekerlerin etanole dönüşümünü takiben asetik asit bakterileri tarafından etanolün oksidasyonu sonucu asetik asit oluşumudur. Asetik asit fermantasyonu esnasında asetik asit bakterilerinin faaliyeti sonucu alkol içeren sıvı oksijen varlığında asetik asite ve suya okside olur.
Sirke yaş ve kuru üzüm, üzüm şırası konsantresi, alkol ve çeşitli meyvelerden üretilmektedir. Aromatik bitki kısımları, bitki ekstraktları, baharat ve meyve özleri veya bunların doğal aromaları ilavesiyle farklı özelliklerde sirkeler elde edilebilmektedir. Ülkemizde üzüm ve elma sirkeleri tüketilmektedir. Geleneksel olarak sirke tüketimi önceki yıla ait sirkeler yanı sıra sirke anası ilavesi ile de olabilmektedir. Endüstriyel sirke üretiminde ise derin kültür (hızlı) sirke üretim metodu tercih edilmektedir. Dünyada farklı hammadde ve teknolojiler kullanılarak çeşitli sirke tipleri üretilmektedir. Akdeniz ülkelerinde sirke hammaddesi olarak şarap kullanılırken; şarap üretmeyen ülkelerde hammadde olarak malt, meyve ve seyreltik asetik asit kullanılmaktadır.

Sirke Nasıl Yapılır?
 

Evde sirke yapmaya karar verdiyseniz öncelikle süreci öğrenip hazırlıkları tamamlamanız gerekir. Sonra kısa sürede hazırladığınız sirke bir süre sonra kullanımınıza hazır olacaktır. Sirke yapmaya başlamadan önce şunları bilmeniz gerekir:

  • Sirke için kırmızı elma tercih edin ve tatlı olanları kullanın. 
  • Meyvelerin çürük kısımlarını ayıkladıktan sonra sirke yapın. 
  • Sirke olması için elma kabuklarının rolü büyüktür. Bu yüzden kabuklar soyulmadan elmalar kullanılmalıdır. 
  • Sirkenin oluşması için sirke mayası gereklidir. Sirke anası da denilen maya önceki sirkelerin üstünde oluşan jel kıvamlı sirkedir. Bununla yeni sirkenizi yapabilirsiniz.
  • İlk kez sirke yapıyorsanız maya olarak nohut, bulgur ve şeker kullanılmaktadır. Eğer varsa şeker yerine organik balla yapılan sirke çok daha lezzetli olur. 
  • Sirkenizi plastik yerine cam kavanozlara yapmaya özen gösterin.

Gerekli bilgileri öğrendiğinize göre evde organik elma sirkesi nasıl yapılır kısaca anlatarak herkesin yararlanmasını sağlayabiliriz.


Sirke Yapım Aşamaları
 

Evde sirke yapmak için istediğiniz kadar elma kullanabilirsiniz. Özellikle kış aylarında yenmeyen elmaları sirke yaparak kullanabilirsiniz. Sirke yapmak için bir ölçüye ihtiyacınız yoktur. İstediğiniz miktarlarda yapabilirsiniz. Sirke yapımı fermente bir olay olduğu için sirke hemen değil bir süre sonunda hazır olacaktır. 
 

İlk olarak elmaları güzelce ovarak yıkayın. Sonrasında dörde kesin ve sirke yapacağınız kavanoza doldurun. Çekirdek ya da sapını çıkarmanıza gerek yoktur. Sirkemizi en son süzeceğimiz için bunlar kendiliğinden ayrılır. 
 

Kavanoz dolduysa üzerine su, tuz ve sirke anasını ekleyin ve ağzına bir tülbent parçasını koyun ve üzerine kapağı kapatın. Sirke fermente olacağı için hava alması gerekir. Bu yüzden ilk 20 gün boyunca kavanozu açın karıştırın ve geri kapatın. Biriken gaz çıkacaktır. 20 günden 40. Güne kadar sirkeye ellemeden bekleyin. Artık elmalar dibe çöker ve sirke üste çıkar. 40 gün sonunda artık sirke kullanıma hazırdır. 
 

Sirkenin üzerinde beyaz bir jel tabaka oluşacaktır. İşte bu sirke anasıdır. Bunu atmayın ve sonraki sirke yapımlarında yeniden kullanın. Eğer sirke anası yoksa aynı yöntemi uygularken maya olarak nohut, bulgur ve şeker koyun. Birer tutam koymanız yeterlidir. Eğer varsa şeker yerine bal koyarak çok daha güzel bir sirke elde edebilirsiniz. 
 

Evde organik elma sirkesi yapmak bu kadar kolaydır. Sadece sabır isteyen bir iştir. Yapım aşaması çok kolaydır ancak beklemek ve düzenli takip etmek gerekir. 

Elma Sirkesi Nasıl Saklanmalı?

Elma sirkeniz oldu ve artık kullanmaya başladıysanız kalanını güzel muhafaza etmelisiniz. Böylece sirkeyi daha uzun süre kullanma şansınız olur. Sirkeyi yaptığınız kavanoz ile saklayabilirsiniz. Yer varsa buzdolabınızda muhafaza edin. Ancak yer yoksa ya da çok fazla sirke yaptıysanız dışarıda ancak güneş almayan bir yerde saklamalısınız. Karanlık, loş ve nemli ortamlarda daha uzun süre dayanacaktır. Bodrum gibi yerlerde saklanabilir. 
 

Plastik şişelerde sakladığınız sirke varsa yemeklerde kullanmak istediğinizde bir cam şişe ile buzdolabına ayırmalısınız. Temizlik için kullanacağınız sirkeyi plastik şişelerde saklayabilirsiniz.
 

Sirke oldukça asitli bir sıvıdır. Bu yüzden metal ya da teflon gibi kaplarda kesinlikle saklanmamalıdır. Pasa neden olarak sağlığınızı tehdit edebilir.

Sirke Kullanım Alanları

Evde organik sirke nasıl yapılır öğrendiniz ve sirkenizi yaptınız. Sirke sanıldığından daha fazla kullanım alanı olan oldukça sağlıklı bir besindir.  Şimdi sıra bu sirkeyi nerelerde kullanabileceğinizdedir.

  • Yemeklerde, turşularda, salatalarda sos olarak kullanabilirsiniz.
  • Kurabiye gibi tariflerde kıtırlık vermesi için kullanılır.
  • Doğal elma sirkesi ile et marinesi yaparak yumuşacık etler pişirebilirsiniz.
  • Baharatı fazla olan yemeklere 1 çay kaşığı kadar sirke koyarsanız baharat tadı azalır.
  • Sebze ve meyveleri tüketmeden önce bir süre sirkeli suda bekletirseniz mikrobu kırılır.
  • Yemeklerden önce bir kaşık kadar içilirse iştahı kapatır ve zayıflamaya yardımcı olur.
  • Yumurta haşlama suyuna 1-2 kaşık sirke koyarsanız yumurta kolaylıkla soyulur.
  • Soğan sarımsak doğramadan önce elinize sirke sürerseniz kokusu sinmez.
  • Mutfaktaki yemek kokusundan kurtulmak için bir bardak suya yarım bardak sirke koyarak kaynatın ve sonrasında ortamı
  • havalandırın.

SİRKE ÇEŞİTLERİ VE SAĞLIĞA FAYDALARI

Ülkemiz mutfağının vazgeçilmez çeşnilerinden bir tanesi olan sirke, her derde deva yapısı ile pek çok farklı amaçla kullanılıyor. Sirkenin yararları, salatalarımızı lezzetlendirmekten çok daha geniş bir yel-pazeye yayılıyor aslında… İşin esas sırrı, hangi sirkeyi hangi amaçla kullancağını bilmekten geçiyor. Sirke çeşitleri ve sağlığa faydaları ile ilgili detayları sizler için derledik. Üstelik her biri, Kühne güven-cesi ile mutfaklarınıza geliyor!

CİLDE İYİ GELİR: ÜZÜM SİRKESİ

Üzüm sirkesinin en klasik kullanım alanı, salatalarda ve soslarda lezzeti arttırmak olarak bilinir. Özel-likle Kühne’nin sirke serisindeki Sultaniye Üzüm Sirkesi, bu anlamda tadına doyulmaz bir ürün! An-cak üzüm şirkesinin pek de bilinmeyen ve oldukça şaşırtıcı bir faydası daha var. İçerdiği asitler saye-sinde üzüm sirkesi, cilde iyi gelen bir sıvıdır. Denizanasına temas etme ya da arı sokması gibi durum-larda, acı duyulan bölgeye üzüm şirkesi uygulamak; tendeki rahatsızlığı en aza indirgeyecektir. Bu şekilde derinin su toplamasının da önüne geçilebilir. Üstelik tamamen doğal bir yöntem! Özellikle yaz aylarında üzüm sirkesini yakında tutmakta fayda var.

İŞTAH KONTROLÜNE YARDIMCI: ELMA SİRKESİ

Mutfakta kendine geniş bir kullanım alanı bulan sirke çeşitlerinden biri ile devam edelim… Elma sir-kesi, Kühne’nin sirke ailesindeki en faydalı ürünlerden bir tanesi. Sadece yiyeceklere lezzet katmak ve onları hassas bir şekilde temizlemekle kalmıyor. Aynı zamanda iştah kontrolü için de kullanılabiliyor. Yemeklerden önce içilen bir kaşık elma sirkesi, tokluk hissi yaratarak yemek esnasında iştahı kontrol etmeye yarıyor. Tabii ki bu oranı abartmamakta ve etkilerini anlayabilmek amacı ile vücuda kulak vermekte fayda var. Ayrıca alkali yapısı ile vücudun pH düzeyini de dengeleyen elma sirkesi, ko-lesterolü düşürmeye de yardımcı oluyor. Tüm sirkeler gibi antibakteriyel bir yönü de olan bu sirkeyi, akneye yatkın ciltleri temizlemekte de kullanabilirsiniz.

ORGANİK TEMİZLİK MALZEMESİ: BEYAZ SİRKE

Doğanın organik yüzey temizleyicisi beyaz sirke ile tanışın! Beyaz sirke, ev temizliğinde organik ürün-ler kullanmak isteyen, ancak nereden başlayacağını bilemeyenler için ideal bir ürün. Püskürtme özelli-ği olan bir şişe içerisinde, şu ve esans ile karıştırdığınızda, istediğiniz kokuda harika bir temizleyici elde etmiş oluyorsunuz. Bu karışım ile evdeki tezgah, mermer, cam gibi yüzeyleri gönül rahatlığı ile temizleyebilirsiniz. Bunun yanı sıra beyaz sirke çamaşır makinasında da kullaılabilir. Yumuşatıcı gö-züne ekleyeceğiniz bir kapak sirke ile çamaşırlarınız çok daha iyi bir şekilde dezenfekte edilmiş olur. Üstelik, tamamen doğal!

AZ BİLİNEN MUHTEŞEM ÜRÜN: NAR SİRKESİ

Tüm sirke türleri arasında belki de en az bilineni, en az yaygın olanı nar sirkesidir. Gıda konusunda uzun yıllardır uzman olan Kühne, hem faydalı hem de lezzetli bu ürünü de, tıpkı ötekiler gibi güvenle tüketebilmeniz için mutfaklarınıza getiriyor. Farklı lezzetinin yanı sıra nar sirkesi aynı zamanda olduk-ça faydalı bir üründür. Bu sirke turunun şaşırtıcı faydalarından bir tanesi bağırsak problemlerine iyi gelmesidir. İshal durumunda sulandırılarak tüketilen bir kaşık sirke, kısa sürede sonuç verir. Bunun yanısıra ağız sağlığı için de oldukça faydalıdır. Diş etinin daha sağlıklı olması ve diş eti kanaması gibi rahatsızlıkların ortadan kalkması için doğal bir çözüm olarak kullanılabilir.

LEZZETİNE DOYUM OLMAZ: BALSAMİK SİRKE

Sirke çeşitleri arasında lezzeti ile ön plana çıkan bir ürün var sırada… Balsamik Sirke, özellikle salata sevenlerin favori çeşnilerinden bir tanesidir. Kühne’nin salata sosları ile tüketildiğine apayrı bir lezzet veren bu ürün, sadece tadı ile değil, sağlığa faydaları ile de on plana çıkıyor. Balsamik sirke, oldukça düşük kalorili bir ürün. Bu da kilo kontrolü yapan kişiler için düşük kalorili bir sos alternatifi sunuyor. Bunun yanısıra balsamik sirke, içerdiği potasyum sayesinde kan basıncı üzerinde de düzenleyici bir etkiye sahip. Ayrıca bağışıklık sistemini canlandıran ve midede yaşanabilecek iltihaplara karşı savaşan balsamik sirke; sindirimi de kolaylaştırıyor.

Her mutfakta bulunan doğal ve mucizevi sirke çeşitlerinin faydaları işte bu şekilde! Hatırlatmakta ya-rar var, ciddi bir rahatsızlık durumunda mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Sirkeyi, tıpkı öteki ürün-lerde olduğu gibi, sağlıklı bir beslenme düzeni içerisinde dozunda tüketirseniz; bahsedilen bu faydala-rın etkisini siz de görebilirsiniz!

Sirkenin Besin Değeri

İçindekiler: Elma Sirkesi Baz alınmıştır…

Organik elma sirkesi

Besin Değerleri/100g.:

Enerji                       : 39 kcal

Yağ                           : 0 g

Karbonhidrat         : 9.8 g

Protein                    : 0 g

PAKET BİLGİLERİ

GRAMAJ : 500 ML.

Dünyada Sirke Çeşitleri

  • Alıç Sirkesi
  • Balsamik sirke
  • Ceviz sirkesi
    Çilek  Sirkesi                                                              
    Dut sirkesi                                                        
    Elma sirkesi                                                      
    Hindistan cevizi sirkesi                                 
    Hurma sirkesi                                                  
    İncir sirkesi                                                       
    Vişne sirkesi                                                    
    Üzüm sirkesi                                                    
    Hububat Sirkeleri                                          
    (Siyah pirinç sirkesi) Pirinç                          
    Pirinç sirkesi                                                     
    Sebze Sirkeleri                                                
    Soğan sirkesi                                                   
    Şarap Sirkeleri                                                 
    Palmiye suyu sirkesi                                     
    Bal sirkesi
    Çay ve şeker Sirkesi
    Peynir altı suyu sirkesi Peynir altı suyu Avrupa
  • Keçiboynuzu Sirkesi

Aromatik Bitkiler ve Baharatlar

 

Genel Bilgi:
Aromatik Bitkiler ve Baharatlar Dünya üzerinde 1.000.000 civarında bitki türünün bulunduğu tahmin edilmektedir.Bunların henüz yarıya yakını tanımlanıp isimlendirilebilmiştir.
Gıda elde etmek için üretilen türler ancak 3.000 civarındadır. Buna karşılık yabani olup da, gıda olarak kullanılan bitki türünün 100.000’in üzerinde olduğu sanılmaktadır. Tedavi amacıyla kullanılan bitkilerin miktarı antik çağdan beri devamlı bir artış göstermektedir.
Anadolu’muzda ise çok eski yıllardan beri çok çeşitli aromatik bitkiler tasnif edilerek kullanıla gelmiştir.  Son yüzyılda çeşitli sebeplerden kuşaklar arası bilgi akışı kesilmiş, ancak özellikle son zamanlarda yeniden bu konuda bir canlanma ve bilinçli bir yönelim gözlenmektedir.
Ülkemiz doğal florasındaki 10.000 civarındaki bitki türünün 1/3’ ünün endemik olduğu, aromatik bitkilerin ise bu oranın % 30’unu teşkil ettiği bildirilmektedir. Tüm Avrupa’da toplam 12.000 bitki türü olduğu düşünüldüğünde biyolojik çeşitliliğimizin zenginliği görülmektedir.
Diğer taraftan Ülkemiz önemli kimyon, kekik ve defne  ihracatçısıdır. Dünya dış ticaret hacmi 25-30 bin ton olarak tahmin edilen kimyon üretimimiz bazı yıllar 17 bin tona erişmekte bu da dünya üretiminin % 50’ sinden fazlasını karşılamaktadır. Yine dünyada en fazla kekik ihraç eden ülke Türkiye olup, ülkemizden yılda yaklaşık 12.2 bin ton kekik ihraç edilmekte ve 22.50 milyon Amerikan Doları gelir elde edilmektedir (İGEME 2006). Diğer ihraç potansiyeli yüksek bitkilerimizden birisi de defne olup dünya defne ihtiyacının % 90’ının ülkemiz tarafından karşılandığı bildirilmektedir.

Baharatların üretim yerleri.

Aromatik Bitkiler ve Baharatlar Tedavi ve beslenmede yapay ilaçlar yerine doğal ürünlere dönülmesi tüm Dünyada aromatik bitki ve baharatlara yönelimi artırdığından ciddi bir talep artışı yaşanmış ve gözler bu pazara çevrilmiştir. Bir çok ülke üretime önem vermiş, tıbbi tarım yapılır olmuş, dolayısıyla da Ülkemizde olduğu gibi daha ziyade doğal üretim yapılan yerlerin pazar payları azalmaya başlamıştır.
Görüldüğü gibi şifa kaynakları elimizin altında olduğu halde maalesef kullanımı bakımından aynı derecede şanslı olduğumuzu söyleyemeyiz.
Aromatik Bitki ile Baharatlar arasındaki farklar:
Günümüzde aromatik bitkiler (aromatik nebatlar/herb) ve baharatlar (spice) birbirleri ile karıştırılsa ve aynı sanılsa da aralarında ciddi farklar bulunmaktadır.
Öncelikle Aromatik bitki tanımı çağdan çağa değişiklik göstermektedir. Genel olarak aromatik bitkilerden kasıt yapraklarından değişik lezzetler elde edilen ve farklı iklimlerde yetişebilen nebatlardır. Yaprakları veya çiçekleri  taze, kurutulmuş, kıyılmış, kırılmış, döğülmüş şekillerde, yemeklerde, çaylarda, içeceklerde, soslarda vb kullanılır. Yemeklere konulma esnasında genel olarak pişmeye yakın ilave edilir ki, uzun pişirme süreci sonunda aromasını yitirmesin.
Baharatlar da aynen aromatik bitkiler gibi kullanılırlar. Genel olarak tropikal bölgelerde yetiştirilirler. Baharatlarda aromatik bitkilere nazaran çok daha keskin aromalar olduğu gibi, baharat bitkisinin çok daha fazlasından, yaprağından, dalından, kökünden, gövdesinden, yumrusundan, tohumundan, çiçeğinden, her şeyinden faydalanılmaktadır. Baharatlar, aromatik bitkilerin aksine, pişirme sürecinin başında kullanılırlar.
Diğer taraftan hem aromatik bitkiler hem de baharatlar aynı zamanda tedavi amaçlı, boyama veya kokularından faydalanılmak üzere farklı sektörlerde kullanılmaktadır.
Besin Değerleri:
Baharatlar, aromatik bitkilere nazaran çok daha az yağ ve karbonhidrat değerlerine sahiptirler. Her ikisi de kendilerine özgü bazı besinler barındırırlar. Örneğin; Fesleğen ve karanfil kalsiyum ve potasyum kaynağıdırlar. Her ne kadar yemeklerde ya da beslenmede çok küçük miktarlarda kullanılsa da yeterli olmaktadır.
Baharatlar ve aromatik bitkiler, ilave edildikleri yiyeceklere ihmal edilebilir miktarlarda kalori ilavesi sağladıklarından vaz geçilmez katkılar olarak kalmakta ve beslenme alışkanlıklarında önemlerini daima korumaktadırlar.
Kullanım Oranları:
Genel kullanım olarak oranları şöyle seçilmektedir; Baharat veya aromatik bitkinin 1 Büyük Kaşık yaş haline karşılık;1 veya 1.5 Küçük Kaşık kurutulmuşu,¼ Küçük Kaşık döğülmüşüKarşılık gelmektedir.
Badem, ceviz, zeytin gibi ekmek ve unlu mamüllere zenginlik kazandıran katkılar Ölçü Kabı (240ml)nın katları veya as katları ile konulurken, yaş veya kuru aromatik bitkiler Büyük Kaşık (15 ml), baharatlar ise Küçük Kaşık (5 ml) katları veya as katları halinde kullanılır.
Gereğinden fazla kullanılması etkisini artırmak yerine ters etki oluşturabileceği gibi, beklenen lezzeti de bozacaktır.
Saklanmaları:
Baharatlar ve aromatik bitkilerin saklanması büyük önem arz etmektedir.
Baharatlar, tohum olarak döğülmüşlerinden daha uzun süreli saklanırlar. Hava geçirmeyen kaplarda serin ve kapalı ortamda saklanmalı, doğrudan güneş ışığından ve ısıdan sakınmalıdır.
Baharatlar ve aromatik bitkiler ne denli taze ise o denli güçlü aroma ve lezzete sahiptir.
Aromatik bitkilerin kurutulmuş olarak saklanma süresi 6 ayı aşmamalı, ilk üç aydan sonra buz dolabında saklanması önerilmektedir.
Aromatik bitkilerin taze saklanması ise bulunduğu yerin ve kendisinin rutubet oranına göre sınırlanmakta, bir kaç günü geçmemektedir. İyi kurutulur ve rutubet uzaklaştırıldığı takdirde bu süre uzar, aksi takdirde hemen çürüme sürecine girmektedir.
Baharatlar ve Aromatik Bitkilerin tıbbî amaçlı kullanımı:
Bu konu çok farklı bir alan olup, detaylı incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.Ayrıca burada Baharatların ve Aromatik bitkilerin ele alınma amacı bu değildir.
Sadece bilgi vermek maksadıyla ifade edilebilir ki, bu konuda yazılı en eski ve sağlam kaynaklardan biri, M. Ö. 320 yılına ait olan, Aristo’nun talebelerinden Theophrastus’un kaleme aldığı “Inquiry Into Plants and Growth of Plants” ve yaklaışık 180 yıl sonra yazılan “De Materia Medica” isimli eserler olup, 660’den fazla aromatik bitkiyi içermektedir.
Yaygın Kullanılan Aromatik Bitkiler:
Aromatik bitkiler, ekmek yapımı esnasında taze kullanılmaktan ziyade kurutulmuş olarak tercih edilmekte ve kullanılmaktadır. Ekmek, kurabiye ve kek benzeri unlu mamüllerde yaygın kullanıma sahip belli başlı aromatik bitkiler kısaca aşağıda açıklanmıştır:
Yaygın Kullanılan Aromatik bitkiler – 1
Yaygın Kullanılan Aromatik bitkiler – 2
Fesleğen (Basil): 1783 yılına ait kayıtlarda Fesleğen için, Fransızların o kadar sevdiklerini, dolayısıyla her tür çorba ve sosa karıştırıldığını, şeflerin Fesleğene “aromatik bitkilerin kralı” dediğini ve kokusunun o denli mükemmel olduğunu, ancak Krallara layık olduğu yazılmıştır. Sarımsak ve zeytinin tamamlayıcısı olarak bilinen fesleğen, yaygın şekilde kullanılır. Nane familyasından olup, keskin aroması dolayısıyla hamurlara karıştırılır. Fesleğen mideyi yumuşatıcı, hazımsızlığı giderici, teskin edici ve barsaklarda gaz oluşumunu engelleyici etkisi vardır.  İdrar yolları hastalıklarına karşı, öksürük kesici, baş dönmelerini giderici özelliği vardır.
Defne Yaprağı (Bay leaf): Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir. Genelde kurutulmuşları kullanılmakta olup, çok kuvvetli aroması yüzünden miktarı iyi ayarlanmalıdır. Ne kadar uzun süreli sürecin içinde olursa o denli fazla aroma salar. Hamurda yoğun olarak kullanılmamaktadır.
Frenk Maydanozu (Chervil): İdrar söktürür, basur tedavisinde kullanılır. Maydanozgiller familyasında olup, anason ve limonun tamamlayıcısıdır. Maydanozun yerine kullanılabilmektedir, bu nedenle hamurlarda da kullanılmaktadır. Dikkat edilecek husus, taze kullanılmasının uygun olduğu, uzun süreli pişmelerde kokusunu yitirdiğidir.
Frenk Soğanı (Chives): Soğangiller familyasından olup, taze kullanılmalıdır. Uzun süreli pişmelerde kokusunu yitirmektedir.
Taze Kişniş (Cilantro): İştah açıcı, bağırsak gazlarını giderici, sinirleri yatıştırıcı, hazmı kolaylaştırıcı, karın ağrılarını giderici, migreni gidericidir. Kendine özgü lezzeti ile en yaygın kullanılan aromatik bitkilerdendir.
Dereotu (Dill): Kendine özgü keskin ekşimsi lezzeti ile hamurlarda da kullanılmaktadır.  Teskin edici, mide ve bağırsak gazlarını önleyici, hazımsızlığı giderici özellikleri vardır.
Rezene (Fennel ): Anason benzeri lezzeti ile hamurlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Sakinleştirici, gaz giderici ve süt artırıcıdır. İdrar söktürücü, yara iyileştirici, boğmaca ve dalak hastalıklarında faydalıdır.
Lavanta (Lavender): Kendine has aroması ile krema ve dondurmalarda tercih edilse de, hamurlarda da kullanımı mümkündür. Yatıştırıcı, kuvvetlendirici, idrar söktürücü ve romatizmaya karşı etkilidir. Kokusu çok beğenilmektedir.
Oğulotu (Lemon balm): Ekşi lezzeti ile kendine has bir kullanım alanı mevcuttur.
Limon otu (Citronella Grass): Zencefil ile birlikte az miktarda kullanılır. Yapraklı şekildedir. Hamurlarda kullanımı konusunda bilgi bulunmamaktadır.
Mercanköşk (Marjoram): Nane ve kekik karışımı aroması dolayısıyla çok kullanılır. Sindirimi kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Kekik yerine ikame edebilir, hamurlarda kullanılmaktadır. Acemiler için “Kullanacağın baharat konusunda şüpheye düştüğünde hemen Mercanköşk kullan” gibi bir deyim mevcuttur.
Nane (Mint):  Taze Kişniş, fesleğen ve mercanköşk ile iddialı bir aroma oluşturur. Kendine has mentol lezzeti ile aşırıya kaçmamak şartıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. İdrar söktürücü, solucan düşürücü, soğuk algınlığını giderici, anne sütünü artırıcı, adet düzenleyici, çarpıntı giderici, gaz söktürücü, safra düzenleyici, mide ağrılarını ve bağırsak spazmını giderici, sinirleri kuvvetlendirici özellikleri vardır.
Keklik Otu (Oregano): Hoş ve hafif acımsı lezzete sahiptir. Çoğu zaman Kekik (Thyme) ile karıştırılır.
Maydanoz (Parsley): Taze veya kurutulmuş haliyle hamurlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Yaprakları A, C ve K vitaminleri bakımından zengindir. İdrar söktürücü özelliği vardır. Tansiyon düşürücü, kansızlığı giderici, iltihaplı yaraların iyileşmesinde, görmeye, mide ve Bağırsak gazlarının engellenmesinde, afrodizyak özelliği vardır.
Biberiye (Rosemary): Ekşimsi lezzeti ile özellikle Focaccia ekmeğinin vaz geçilmezleri arasındadır. Kullanımda aşırıya gidilmemelidir. Sindirime yardımcı, hazımsızlığı giderici, idrar söktürücü, çarpıntı giderici, migren kesici özellikleri vardır.
Adaçayı (Sage): Kuvvetli aroması ile özellikle soslarda tercih edilmektedir. Kekik ve Keklik Otu ile birlikte iyi bir uyum gerçekleştirir. Bulantı önleyici, mide va bağırsak gazlarını giderici, hazmı düzenleyici, üst solunum yolları iltihaplarını giderici, astımı hafifletici, idrar ve ter söktürücü özellikleri vardır. Aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır.
Kuzu kulağı (Sorrel): Ekşimsi lezzeti ile ekmek yapımında tercih edilen aromatik bitkilerdendir. İdrar söktürücü, mide şişkinliğini giderici özelliği vardır.
Tarhun otu (Tarragon): Anason, adaçayı benzeri lezzeti ile soslarda bolca kullanılmaktadır. Bazı mutfakların (Örneğin Fransız mutfağı) vaz geçilmez aromatik bitkisidir. İdrar söktürücü, gaz giderici, solucan düşürücü, mide destekçisi, hazımsızlığı giderici, vücutta biriken tuz ve suyu atmaya yardımcı özelliği vardır.
Kekik (Thyme): Güçlü ve hafif acımtrak lezzeti ile en yaygın kullanılan aromatik bitkilerdendir.  Bedeni güçlendirici, hazmı kolaylaştırıcı, çarpıntı giderici, iltihap sökücü, salgı düzenleyici, mesanedeki mikropları öldürücü, şeker düşürücü, afrodizyak etkisi mevcuttur.
Safran (Saffron): Baharat olarak da kullanılmaktadır. Sinir sistemini uyarıcı, iştah açıcı, adet söktürücü, hazmı kolaylaştırıcı etkileri mevcuttur.
Soğan (Onion): Hem taze, hem de yumrusu yaygın olarak eski çağlardan beri kullanılır. C vitamini deposudur, besleyici ve iştah açıcıdır, genel bağışıklık sistemini destekler, idrar sökücü, damar sertliği giderici, kum ve taş düşürücü, akciğer rahatsızlıklarını tedavi edici, astım ve gribe faydalı, afrodizyak özelliği mevcuttur.
Sarımsak: Hem taze, hem de yumrusu yaygın olarak eski çağlardan beri kullanılır. Yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarına, bağırsak kanserine, anti-aging özelliği, allerji önleyici, bağışıklık sistemini güçlendirici, damar açıcı, nefes darlığı giderici, antibiyotik özelliği mevcuttur.
Yaygın Kullanılan Baharatlar:
Ekmek, kurabiye ve kek benzeri unlu mamüllerde yaygın kullanıma sahip belli başlı baharatlar kısaca aşağıda açıklanmıştır:

Aromatik Bitkiler ve Baharatlar

Yenibahar (Allspices): Jamaika Biberi olarak da anılan Yenibahar; muskat cevizi, karanfil ve tarçın karışımı lezzetine sahip olduğundan yaygın kullanılmaktadır. Zencefilli ekmeğin vaz geçilmez baharatıdır.  İştah açıcı, damar sertliğini önleyici, hazmı kolaylaştırıcı, gaz söktürücü ve kabıza karşı etkilidir.Anason tohumları (Anise Seeds): Kokusu ve tadı meyan köküne benzemektedir. Gerek ekmek yapımında ve gerekse de üzerini süslemede yaygın olarak kullanılmaktadır. Hazmı kolaylaştırıcı, iştah açıcı, gaz ve idrar söktürücü, migren ağrılarını kesici, astım ve bronşit şikayetlerini azaltıcı, kusma ve ishali kesici özelliği vardır.
Keraviye (Karaman Kimyonu/Caraway Seeds):  Keskin bir koku ve belirgin bir tada sahiptir. Çavdarlı ekmeklerin vaz geçilmez baharatlarındandır. Gerek ekmek yapımında, gerekse de süslemesinde bol miktarda kullanılır. Spazm çözücü, bakteri yok edici, gaz giderici, terletici, hazmı kolaylaştırıcı, idrar söktürücü, adet kolaylaştırıcı, balgam sökücü, mantar öldürücü, uyarıcı ve mideyi kuvvetlendiricidir.
Kakule (Cardamom): Safran ve vanilyadan sonra en pahalı baharattır.  Zencefil, kişniş ve Muskat cevizi ile birlikte kullanılmaktadır. Kahveli keklerde cazibeli bir tat vermektedir. İskandinav ülkelerinde  hamur işlerinde, el  emeği  ekmeklerde, kek ve tartlarda kullanılmaktadır.Bazı ülkelerde her derde deva olarak görülmekte (Hint, Çin gibi), iştah açıcı, sindirime yardımcı, gaz söktürücü, baş ağrısını giderici, tükrük artırıcı özelliği mevcuttur.
Arnavut Biberi (Cayenne Pepper):  Hafif bir aromaya ve keskin acı bir lezzete sahiptir.  Meksika böreklerinde kullanılır. Uyarıcı, tahriş engelleyici, hazmettirici, gaz giderici ve iştah açıcıdır.
Kereviz Tohumu (Celery Seed):  İnsanın içini ısıtan, hafif acılı bir aromaya sahiptir. Müshil, gaz giderici, idrar söktürücü, müsekkin, mideyi rahatlatıcı, uyarıcı ve vücudu kuvvetlendirici özellikleri vardır.
Acı Toz Biber (Chili Powder):  Kimyon, sarımsak, mercanköşk ve tuz ile kullanılır. Muhtelif renk ve acılıkta çeşidi mevcuttur. Acı lezzetinin veya renginin verilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Kırmızı biberin, yeşil bibere oranla 2 kat C, 10 kat da A vitaminine sahip olduğu bilinmelidir. Hastalıklara karşı direnç artırıcı özelliği vardır. Hazmettirici, gaz giderici ve iştah açıcıdır.
Tarçın (Cinnamon): Tarçın tatlı, odunsu, güzel kokulu ister öğütülmüş, ister çubuk şeklinde olsun her iki şekilde de aynı tat ve kokuya sahiptir. Katkılı ekmeklerde, kek ve tartlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. İştah açar, psikolojil rahatlama sağlar, soğuk algınlığı ve nezlede faydalıdır, uyarıcı özelliği vardır.
Karanfil Tohumu (Cloves): Muskat cevizi ve Tarçının tamamlayıcısıdır. Kuvvetli, keskin kokulu ve tatlı bir aromaya sahiptir. Zencefilli ekmeklerde, kurabiyelerde, keklerde, elmalı soslarda, pandispanyalarda ve öteki tatlılarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Ağrı kesici, anestetik, antiseptik, gaz giderici, koku giderici, hazmettirici, uyarıcı, mideyi rahatlatıcı, zindelik verici ve solucan dökücüdür.
Çörekotu (Black Cumin):  Araplar bu baharat için “Ölüm hariç her türlü derde devadır” derler. Anadolu kültüründe de özel bir yeri olup, yaygın kullanıma sahiptir. Ekmek ve çöreklerin içinde ve özellikle süslemelerinde yaygın olarak kullanılır. Gaz ve karın şişliğini giderici, hazmettirici ve mideyi rahatlatıcı, idrar söktürücü, heyecan verici, gevşetici, güçlendirici, bronşit ve astımı rahatlatıcı ve solucan dökücüdür.  
Kimyon (Cumin): Kimyon kendine özgü, hafif acı bir lezzete sahiptir. Genellikle Karaman Kimyonu (keravite) ile karıştırılmaktadır. Ekmek yapımında kullanılmaktadır. Kalsiyum, Demir ve A vitamin barındırmaktadır. İştah açıcı, hazımsızlığı giderici, gaz ve idrar söktürücü, sakinleştirici, tansiyon düşürücü, süt artırıcı ve solucan düşürücü özellikleri vardır.
Curry (Köri): Tek başına ayrı bir baharat olmayıp, diğer bir çok baharatın (Kişniş, Kimyon, kara biber, kırmızı biber, zencefil, Çemen Tohumu, Soğan, Tarçın, Safran ve Zerdeçal) karıştırılmasından elde edilen bir karışımdır. Özellikle Hindistan ve Güney Asya’da yaygın olarak kullanılmaktadır.
Çemenotu Tohumu (Fenugreek): Hafif acımsı bir lezzeti olup, damakta karamel tadı bırakmaktadır. Hint Mutfağında Köri karışımının tamamlayıcısı olarak kulanılmaktadır.
Demirhindi (Tamarin): Kültürümüzde meyvesinden şerbet yapılarak soğuk içilen baharattır. Halen demirhindi şerbeti yapıp satan yerler mevcuttur. Susuzluğu giderici, rahatlık ve esenlik verici, bağırsak temizleyici özellikleri vardır.
Zencefil (Ginger): Zencefil çok hafif keskin ve acı bir lezzete sahiptir. Aroması zengin, tatlı, ılık ve odunsu gibidir. Zencefil kökünün lifi üretim aşamalardan geçerek toz haline getirilmiş olarak bulunmaktadır. Öğütülmüş zencefil taze kök zencefilin yerine kullanilabilir. Ekmek ve kurabiye yapımında yaygın olarak kullanılmaktadır. İştah açıcı, gaz sökürücü, ishal kesici, kusma önleyici, bağırsak bozukluklarını tedavi edici, soğuk algınlığında tedavi destekleyici, kuvvet artırıcı, afrodizyak etkileri mevcuttur.
Ardıç Meyvesi (Juniper Berry): Kekremsi bir tada sahiptir ve kullanmadan önce ezilmelidir. Şeker düşürücü, dinçlik verici, idrar yollarını temizleyici, soğuk algınlığı, romatizma, damar sertliği, nekahat döneminin hızlı atlatılmasında yardımcıdır. Az miktarlarda kullanılmalıdır.
Meyan Kökü (Licorice Root): Tatlımsı bir lezzeti olduğundan tatlandırmada ve renk vermede kullanılır. Aşırı kullanımı kan basıncı üzerinde ters etki oluşturabilir. Grip, nezle, anjin venefes darlığında, balgam sökücü, öksürük giderici, idrar söktürücü, tansiyon düşürücü, ülser ve gastrit tedavisinde yardımcı, kabızlık giderici, rahatlatıcı özellikleri vardır.Muskat Cevizi ve Kabuğu (Nutmeg-Mace): Her ikisi de tatlı ve hoş bir lezzete sahip olduklarından ekmek yapımında baharat olarak kullanılmaktadır. Antiseptik, idrar söktürücü, iştah açıcı, mide ve kalbi kuvvetlendirici ve safra taşlarının erimesine yardımcı özellikleri vardır.
Hardal Tohumları (Mustard Seed): Suyla karıştırıldığında acı bir lezzete sahiptir. Siyah ve Beyaz hardal olmak üzere iki çeşittir. Hazmı kolaylaştırıcı, kabızlığı giderici özelliği vardır.Haşhaş Tohumu (poppy seed) : Hoş lezzetiyle kavrulmuş olarak hamur işlerinde, iç katkısı ve üst süslemesinde yoğun kullanılmaktadır. Ağrı, sancı giderici ve ishal kesici özellikleri vardır.
Susam Tohumu (Sesame seed): Kabuklu yemiş gibi, yumuşak bir tada sahiptir. Hem ekmeklerde, hem de kurabiyelerde iç malzemesi veya bolca da dış süsleme malzemesi olarak kullanılmaktadır. Safra taşlarının düşürülmesinde, nefes darlığı ve bronşitte, karın ağrılarında, uyarıcı olarak, kabızlığı giderici, karaciğer destekçisi özelliği vardır. Sindirim ve mide problemi olanlar dikkatli kullanmalıdırlar.
Karabiber (Peppercorns): Karabiber, keskin bir kokuya ve aromaya sahiptir. Beyaz karabiber, siyah karabiberden daha bir acı, az algılanır ve hafif mayalı gibidir. Yeşil çekilmemiş toz biber, daha bir yumuşak tada ve ferahlatıcı özellige sahiptir. Baharatlı ekmek ve kurabiyelerde kullanılmaktadır. Hazmı kolaylaştırıcı, mide ve bağırsak mikroplarını öldürücü, gaz giderici, idrar söktürücü, afrodizyak özellikleri vardır.
Keten tohumu (Flax Seed): Hipokrat’ın karın ağrısı çekenler için “keten tohumu yesinler” önerisi kayıtlarda yazılıdır. Bu gün, omega-3 yönünden zengin yumurta üretimi için tavukların menülerinde keten tohumu yer almaktadır. Prostat ve göğüs kanseri riskinin düşürülmesinde, kolestrol seviyesinin aşağı çekilmesinde, yüksek lif sayesinde sindirimde, kabızlığı giderici, bronşit ve soğuk algınlığını hafifletici, öksürük kesici özellikleri mevcuttur. Tanelerinin sindirilememe tehlikesine karşılık döğülerek kullanılması önerilmektedir.
Zerdeçal (Turmeric): Yumuşak aromatik portakal veya zencefil gibi güzel kokuya sahiptir. Keskin kokulu, odunumsu bir lezzeti  vardır. Ekmeğin rengini safran katılmış gibi sarıya döndürür. Sarı rengi veren Curcumin maddesinin çok yönlü etkileri mevcuttur. Hazmı kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, sinirleri uyarıcı, vücutta biriken zehirli maddeleri atıcı, nekahat devresini kısaltıcı özellikleri vardır.
Vanilya (Vanilla):  Vanilya çekirdeği tatlı, güzel kokulu aromayla birlikte odunsu tadı vardır. Saf Vanilya Ekstratı benzer aromaya sahiptir. Meyvemsi, zengin bir tad verdiğinden tatlı ekmek ya da kurabiyelerde kullanılmaktadır. Bronş temizleyici ve öksürük söktürücü, ateş düşürücü, hazmı kolaylaştırıcı, sinir bozukluğunu giderici, vücudu kuvvetlendirici ve afrodizyak özellikleri vardır.
Diğer Zenginleştirici Katkılar:
Aromatik bitki ve bahatratların haricinde ekmek, kurabiye veya keklerin besin değerlerini artırmak, lezzetlerini çeşitlendirmek için kullanılan diğer bitkiler ise kısaca:
Badem (Almond): Acı ve tatlı badem olmak üzere ikiye ayrılır. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderme, mideyi kuvvetlendirme, kabızlığı ve idrar yolları iltihaplarını giderme, ağrı kesici, üst solunum yolları rahatsızlarında, taş düşürmede faydalıdır.
Ceviz (Walnut): Ekmek, kurabiye ve keklerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Kan temizleyici ve kansızlığı giderici, ishal kesici, şekeri tedavi edici özellikleri vardır.
Fındık (hazelnut/nut): Ekmek, kurabiye ve keklerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Yağ ve proteinler bakımından önemli bir besin maddesi olup, A, C ve B vitamini mevcuttur. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderici, kuvvet verici, böbrek ağrılarını giderici, kum ve taş düşürülmesine yardımcı, solucan düşürücü özellikleri vardır.
Havuç (Carrot): Ekmek, kurabiye ve keklerde kullanılmaktadır. A, B1, B2, C vitaminleri, fosfor ve madeni tuzlar ihtiva eder. Vücudu güçlendirici, göz ve cilt rahatsızlıklarını giderici özellikleri mevcuttur.
Hurma (Date): Ekmek, kurabiye ve keklerde kullanılmaktadır. Yüksek oranda şeker ve önemli oranda protein ihtiva eder. Lif, mineral ve fenol açısından zengindir. Son zamanlarda beslenmedeki önemi konusunda ciddi olarak gündeme gelmektedir. Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için elmadan daha etkili olduğu açıklanmıştır. Bedeni ve zihni gelişmeyi sağlayıcı, kanserin bazı türlerine göre koruyucu, kemik rahatsızlıklarında tedavi edici, üst solunum yollarını tedavi edici özellikleri mevcuttur.
İncir (Fig): Kurusu, Ekmek, kurabiye ve keklerde kullanılmaktadır. Şeker, organik asitler, yağ ve A,B ve C  vitaminleri barındırır. Vücudu kuvvetlendirici, Kalbe ferahlık verici, kuluncu giderici, ses açıcı, sindirim yollarını düzenleyici, balgam söktürücü özellikleri vardır.
Kakao (Cacao): Kalorisi ve protein oranı yüksek bir besindir. Yatıştırıcı ve uyarıcı etkisi, sindirimi kolaylaştırıcı, idrar söktürücü, kalbi kuvvetlendirici özellikleri vardır. Fazla miktarlarda kullanılmamalıdır.
Mısır (Corn): Gerek unu, gerekse de taneleri ekmek, kek ve kurabiyelerde kullanılmaktadır. Doymuş yağ asidi düşük yağa ve zengin karbonhidrat, potasyum, sodyum ve kalsiyum tuzlarına sahiptir.
Patates (Potato): Ekmeklerde kullanılmaktadır. Nişasta ve protein bakımından zengindir. Kaynatılan suyu besin değer bakımından zengin olduğundan değerlendirilmelidir. Şeker hastalığını hafifletici, susuzluğu giderici, ülseri rahatlatıcı, karaciğeri rahatlatıcı, solucan düşürücü, ağrı giderici özellikleri vardır.
Kuru Üzüm (Currant/Raisin/Sultana): Ekmek, kurabiye ve keklerde kullanılmaktadır. Şeker, organik asitler, B ve C vitaminleri ve tanen bakımından zengindir. İdrar artırıcı, sindirime yardımcı, vücudu kuvvetlendirici, müshil yapıcı, kabızlığı giderici, kalbi kuvvetlendirici, kanı temizleyici, cildi güzelleştirici, ülser ve gastrit gibi rahatsızların tedavisinde etkilidir.
Yulaf (Oat): Çok eskilerden beri gıda ve aynı zamanda ilaç olarak kullanılmaktadır. İdrar artırıcı, müshil, kuvvet verici, iktidarsızlığı giderici, guatrı önleyici, mide ve barsak rahatsızlıklarını giderici, kandaki şekeri düşürücü özellikleri vardır.
Buğday (Wheat): Tam buğday unu lifli yapısı ile sindirim sistemine yardımcı olup, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar, kabızlığı önler. Özellikle ruşeym denilen buğday özünün besleyiciliği son derece yüksektir. Besin değeri olarak benzeri tahılların çoğundan yüksektir. Bazı kanser türlerini engelleyici özelliği vardır. Sindirim olarak yulaf ve mısıra göre daha zordur. Son zamanlarda buğday çiminin besleyici değeri ön plana çıkmış ve bu konuda yeni bir sektör oluşmaya başlamıştır.
Zeytin (Olive): Ekmek ve kurabiyelerde yaygın olarak kullanılmaktadır. İçinde olein, palmitrik, steraik ve linolik asitlerin gliseritleri, hidrokarbonlar ve E vitamini bulunmaktadır. vardır. Ev ilaçlarında zeytin tanesi, yaprakları, kabukları ve yağı kullanılır. Besleyiciliği yanında, Kolestrolun ve yüksek tansiyonun düşürülmesinde, kandaki şeker miktarının düşürülmesinde, solucanların dökülmesinde faydalıdır.
Domates (Tomato): Özellikle kurusu ve suyu, ekmek ve kurabiyelerde kullanılmaktadır. İçeriğinde lycopin maddesi ve  A, B ve C vitaminleri bulunmaktadır. İdrar söktürücü, kanı temizleyici, damar sertliğini giderici, hazmı kolaylaştırıcı, kabızlığı giderici, sindirimi kolaylaştırıcı, cildi yenileyici, bazı kanser türlerine karşı koruyucu özellikleri vardır.
Elma (Apple): Bazı ekmek türleri, kurabiye ve keklerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderici, kalbi destekleyici, vücudu kuvvetlendirici, idrar söktürücü, zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırıcı, kum ve taş düşürülmesine yardımcı, kolestrolü düşürücü, kanı temizleyici, damar sertliğini giderici, kabızlığı giderici, cildi tazeleyici özellikleri vardır.
Kabak (Zucchini): Bazı ekmek türlerinde kullanılmaktadır. İdrar söktürücü, iltihap temizleyici, mide ve bağırsakları yumuşatıcı, kabızlığı giderici, tansiyon düşürücü, öksürüğü kesici, kurt düşürücü özellikleri vardır.
Aromatik Bitkiler ve Baharatların Birlikte Kullanımları:
Aromatik Bitki ve Baharatların Kullanımları

Kümes Hayvanları için:Biberiye ve kekik,Tarhun Otu, Yabani Mercanköşk ve Soğan, Sarımsak Tozları.Kimyon, Defne Yaprağı, Safran veya Zerdeçal,Zencefil, Tarçın, YenibaharKöri Tozu, Kekik ve Soğan Tozu
Sığır Eti için:Kekik, Defne Yaprağı ve ince kıyılmış Kuru SoğanZencefil, Hardal ve Sarımsak TozuDereotu, Muskat Cevizi, Yeni BaharKara Biber, Defne Yaprağı, Karanfil TohumuŞili Tozu, Tarçın, Yabani Mercanköşk
Hamur İşleri için:Fesleğen, Biberiye, Kıyılmış MaydanozKimyon, Zerdeçal, Kırmızı BiberYabani Mercanköşk, Kekik

Kaynaklar:1. “ENCYCLOPEDIA of FOODS a guide to Healthy Nutrition”, Prepared by medical and nutrition experts from Mayo Clinic, University of California Los Angeles, and Dole Food Company, Inc.2. “CRC Handbook of Medicinal Spices”, James A. Duke3. THE HERBALIST, JOSEPH E. MEYER4. “let them eat flax”, dr. joe schwarcz5. Mr. Food Cooks Like Mama, Art Ginsburg

Kajun Baharatı ve İçindekiler

Kajun Baharaı Yöreye göre kajun ya da cajun baharatı olarak bilinen lezzetli kızartma sosu bu tadı denemek isteyen kişiler tarafından araştırılıyor. Peki, kajun içerisinde hangi baharatlar bulunuyor ve özel karışım nasıl yapılır?

Baharatlar mutfaklarda tariflere lezzet katan en önemli malzemelerin başında gelir. Bir et tarifinin içerisine giren baharatlar o et tarifini bambaşka bir boyuta taşıyabilir. Sebzelerin üzerine eklenen 1 çay kaşığı baharat, sebze sevmeyene bile sebzeyi sevdirebilir. Kısacası baharat, mutfağın en önemli lezzet mimarlarından biridir. Gelin şimdi sizi gücünü birçok baharatın buluşmasından alan, her türlü et yemeğinizin lezzetini bir dokunuşla değiştirecek, fırın sebzelerinize çok ama çok yakışacak şahane bir karışımla tanıştıralım.

Kajun Nedir?

Cajun veya Kajun baharatı Amerikan mutfağında yaygın olarak kullanılan bir çeşnidir. Salata ve soslara inanılmaz bir lezzet katan Cajun (Kajun) Baharatı (567g), içerisinde soğan tozu, sarımsak tozu, kurutulmuş kekik, kuru fesleğen, toz kırmızıbiber, kimyon, taze öğütülmüş karabiber, öğütülmüş beyaz biber, acı kırmızıbiber, deniz tuzu gibi baharatların özel oranlarda katıştırılması ile elde edilir. Günümüzde Louisiana (ABD), Cajun mutfağı, Uzakdoğu mutfağı ve Güney Amerika’da kullanımı yaygındır. Köriye benzer yoğun bir tadı vardır.

Cajun (Kajun) Baharatı Nerelerde Kullanılır?

Cajun Chicken diye bilinen tavuk yemeğine o harika tadını veren de Cajun baharatıdır. Cajun (Kajun) Baharatı (567g), Tavuğa ek olarak et yemeklerinde ve karides başta olmak üzere deniz mahsullerinde, sebze ve haşlanmış yumurtada da kullanılır. Türk mutfağına da tavuk ve patates ile kullanılarak girmeye başlamış olan Kajun baharatı Patates kızartmalarına tat katmak için uygundur. Özellikle tavuk ve patatese çok yakışan Kajunla etleri marine edebilir veya tuz gibi serpebilirsiniz. Salatalarda ve soslarda da kullanılır.

Cajun King marka orijinal Cajun (Kajun) baharatı, et yemeklerini yaparken hem zamandan kazanacak, hem de bir lezzet şöleni yaratacaksınız. Cajun King Baharat üretim fabrikasında ürünler; eleme, ayıklama, sterilizasyon ve paketleme işlemlerinden sonra satışa sunulur.  Açıldıktan sonra serin ve kuru yerde muhafaza edilmelidir. Kapalı olarak, güneş ışığı ve nemden uzak tutulmalıdır.

Özellikle Amerika’da o şahane yemeklerinin lezzet sırrı olarak bilinen kajun (cajun) baharatından bahsediyoruz. Patateslere çok yakıştığı için ülkemizde patates baharatı olarak da anılıyor. Hadi gelin şimdi yapımını ve nerelerde kullanılabileceğiniz hep birlikte öğrenelim. Karşınızda baharat karışımlarının en güzellerinden biri olacak nefis mi nefis kajun (cajun) baharatı tarifi!



KAJUN BAHARATI MALZEMELERİ

  • 2 yemek kaşığı sarımsak tozu
  • 2 yemek kaşığı soğan tozu
  • 2 yemek kaşığı kekik
  • 1 kaşık kuru fesleğen
  • 4 kaşık kırmızı toz biber
  • 1 yemek kaşığı kimyon
  • 1 yemek kaşığı karabiber
  • 1 kaşık deniz tuzu

CAJUN BAHARATI NASIL YAPILIR?

Tavuk, elma dilim patates, sosis ve balık gibi farklı kızartmalarda kullanılan kajun baharatını yapmak için gerekli olan malzemeleri bir araya getirerek geniş bir kap içerisinde karıştırmak yeterli. 5 dakika içerisinde hazırlanabilecek bu karışımdan maksimum lezzet alınabilmesi için malzemelerin tamamının iyice karıştırılması gerekiyor.

Kahvenin faydaları ve zararları nelerdir?

Kahvenin faydaları ve zararları nelerdir? Hastalıklara yakalanma olasılığının azaltılması için sağlıklı ve dengeli beslenme oldukça önemli bir role sahiptir. Tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli olarak içeren bir beslenme düzenine ek olarak antioksidan ve biyoaktif bileşenleri bol miktarda içeren bazı besin türlerinin diyete eklenmesi, sağlık açısından oldukça önemli faydaları da beraberinde getirebilir. Bunlar arasında en yaygın olarak bilinenlerden bir tanesi de kahvedir. Sağlık üzerindeki olumlu etkileri uzun yıllardır bilinen kahve, sağlıklı bireyler için düzenli olarak tüketilmesi gereken değerli bir besin türüdür.

Kahvenin faydaları ve zararları nelerdir?

İçeriğinde yer alan yararlı bileşenler sayesinde ruhsal ve bilişsel fonksiyonlar başta olmak üzere genel olarak sağlık durumunu iyileştirmeye yardımcı olan kahve, pek çok hastalıktan korunmada da oldukça etkilidir. Zihni açması, uyanıklığı & enerji düzeyini arttırması ve zindelik sağlaması gibi etkileriyle bilinse de kahvenin faydaları bununla sınırlı değildir. Kahve, faydaları ve hastalıklar üzerindeki etkileri konusunda bilimsel araştırmalara sıklıkla konu olan besin türlerinden bir tanesidir. Hem ülkemizde hem de dünyada içecek olarak yaygın olarak tüketilen kahve, aynı zamanda cilt bakım ürünlerinde de sıklıkla kullanılan bir bitki türüdür. İşte kahvenin sağlık üzerindeki çok önemli faydalarından bazıları…

  • Enerji Düzeyini Arttırır ve Zekayı Güçlendirir

Kahvede bol miktarda bulunan kafein adlı bileşen, tüketimin ardından hızla kana karışarak beyine ulaşır. Burada üretilen ve uyku haline neden olan adenozin adlı nörotransmitteri inhibe ederek (bloklayarak) uyanıklığı arttırır, enerji düzeyini yükseltir. Bu sayede gün içerisinde hissedilen yorgunluğu önler. Aynı zamanda zihni açarak iş verimliliğini ve konsantrasyonu arttırır. Beyindeki bu etkisi sayesinde kahvenin aynı zamanda ruh halini, hafızayı, reaksiyon süresini ve genel anlamda bilişsel fonksiyonları iyileştirdiğini gösteren pek çok bilimsel çalışma mevcuttur. Kahvenin faydaları ve zararları nelerdir?

  • Yağ Yakımını Hızlandırır

Kahve, fazla kilolarından kurtulmak isteyen kişilerin bu amaçlarına ulaşmasına yardımcı olabilecek oldukça değerli bir besin türüdür. Bunun nedeni metabolizma hızını önemli ölçüde arttırarak yağ yakımını hızlandırmasıdır. Vücutta bulunan yağların parçalanmasına ve ortaya çıkan serbest yağ asitlerinin enerji üretiminde kullanılabilmesine yardımcı olan kahve, bu olumlu etkilerine karşın sade olarak tüketildiğinde sıfıra yakın bir kalori içeriğine sahiptir. Bu nedenle zayıflama diyeti uygulayan sağlıklı bireyler, diyetlerini desteklemek ve kilo vermelerini hızlandırmak adına günde 2 fincan sade kahve tüketebilirler.

  • Fiziksel Performansı Arttırır

Kahvede bulunan kafein, epinefrin (adrenalin) hormonunun üretiminde önemli bir artışa neden olur. Bu hormon, korku ve heyecan durumlarında artan ve insan vücudunu yoğun fiziksel efora hazırlayan bir hormondur. Bu sayede kahve tüketiminin ardından fiziksel performansta önemli bir artış gözlenir. Yine aynı şekilde yağ yakımını hızlandırdığından vücudun antrenmanlar için ihtiyacı olan enerji düzeyinin arttırılmasına katkıda bulunur. Spor aktiviteleri veya fitness ile ilgilenen sağlıklı bireylerin spor salonlarına gitmeden yaklaşık yarım saat önceki süreçte sade kahve tüketmesinde fayda vardır.

  • Önemli Mikronutriyentler İçerir

Kahve, besin değeri yüksek olan ve değerli mikro besin ögeleri içeren bir içecektir. Bir fincan kahve; içerdiği riboflavin (B12 vitamini) ile günlük gereksinimin %11’ini, pantotenik asit (B5 vitamini) ile günlük gereksinimin %6’sını, mangan ve potasyum mineralleri ile günlük gereksinimin %3’ünü, manganez minerali ve niasin (B3 vitamini) ile günlük gereksinimin %2’sini karşılar. Bu nedenle sağlıklı olduğu kadar da besleyici olduğu söylenebilir.

  • Alzheimer, Parkinson ve Demans Hastalıklarına Karşı Korur

Alzheimer, Parkinson ve demans dünya genelindeki 65 yaş ve üzeri bireylerde sıklıkla görülen nörodejeneratif hastalıklardır. Bilinen kesin bir tedavisi olmayan bu hastalıklarda sağlıklı beslenme ve bazı besin türlerinin düzenli olarak tüketimi, diğer pek çok hastalık türüne oranla çok daha büyük önem kazanmaktadır. Nörodejeneratif hastalıkların önlenmesi konusunda oldukça etkili olduğu bilinen kahveyi düzenli olarak tüketenlerde Alzheimer hastalığının görülme olasılığının %65’e kadar azaltılabileceğini, Parkinson hastalığının görülme olasılığının ise %30-60 civarında azaltılabileceğini gösteren bilimsel araştırmalar mevcuttur. 

  • Kansere ve Kardiyovasküler Hastalıklara Karşı Koruma Sağlar

Kahve, antioksidan içeriği oldukça yüksek olan bir besindir. Yüksek antioksidan içeriği sayesinde düzenli olarak kahve tüketen bireylerde karaciğer kanseri ve kolorektal kanser türleri başta olmak üzere birçok kanser türüne yakalanma riskinin önemli ölçüde azaldığını gösteren bilimsel araştırmalar söz konusudur. Hücre yapısını koruyarak kontrolsüz çoğalmayı önleyen kahvenin, aynı zamanda diyabet ve kardiyovasküler hastalıklardan korunmaya yardımcı olarak yaşam süresini artırdığı da bilinmektedir.

Türk kahvesinin faydaları

Ülkemiz topraklarında yetişmese de özel pişirme tekniği ile ülkemizden dünyaya yayılmış Türk kahvesi, lezzetinin yanı sıra sağlığa olan faydaları ile de oldukça popüler bir besin türüdür. Pişirme tekniği nedeniyle herhangi bir süzme veya filtreleme işlemine tabi tutulmayan türk kahvesi, diğer kahve türlerine oranla kahvenin faydalarından çok daha büyük oranda yararlanabilmenizi sağlar. Filtre kahve tüketiminde kahvenin bir kısmı filtrede kaldığından yararları açısından Türk kahvesine göre bir adım geridedir. Çözünür kahve türleri de birtakım fabrikasyon işlemlerine tabi tutulduğundan en sağlıklı ve doğal kahve türlerinden bir tanesinin Türk kahvesi olduğu söylenebilir. Günde 1-2 fincan kahve tüketimi, herhangi bir hastalığı bulunmayan ve ilaç kullanmayan bireyler için oldukça faydalıdır.

Kahvenin zararları

Kahve her ne kadar sağlıklı ve yararlı bir besin olsa da bazı hastalıkları bulunan veya ilaç kullanan kişiler için tüketimi, sağlıklı bireyler için ise aşırı tüketimi bazı olumsuzluklara yol açabilir. Özellikle tansiyon, kalp ritmi bozukluğu (aritmi), taşikardi ve diğer kalp hastalıkları olan bireylerde kahve tüketimi çarpıntıya yol açabilir. Bu olumsuzluk herhangi bir kalp hastalığı olmayan bireylerde de aşırı kahve tüketimi sonucunda görülebilir. Tansiyon hastalarında ise kahve tüketimi, kan basıncının yükselmesine neden olabilir. Tüm besinlerde olduğu gibi kahvenin tüketiminde de ölçülü olunmalıdır. Günde 3 fincanın üzerinde kahve tüketiminin doğurganlığı olumsuz etkileyebildiği, 5 fincanın üzerinde kahve tüketiminin de kemik erimesine yol açabildiğini gösteren bilimsel çalışmalar mevcuttur. Yine aşırı kahve tüketimi uykusuzluk, gerginlik, sinirlilik ve hassasiyet gibi olumsuzluklara yol açabilir. Kansızlık sorunu bulunan kişilerde aşırı kahve tüketimi besinlerdeki demirin emilimini azalttığından kansızlığı şiddetlendirebilir. Bu bireylerin kahve tüketimi konusunda hekimine danışması, tükettiği zamanlarda ise bir fincan ile sınırlandırarak yemeklerden 45 dakika önce ve sonrasındaki sürece denk gelmemesine dikkat etmesi önerilmektedir. Bunlara ek olarak kahvenin sade veya yalnızca süt eklenerek tüketilmesi önerilir. Kremalı, şekerli, şuruplu ve hazır süt tozları içeren kahvelerde yağ ve şeker içeriği çok yüksek olduğundan kahvenin bu şekilde tüketimi faydadan çok zarara neden olacaktır. Aynı zamanda diüretik olan kahve, idrar çıkışını arttırır. Bu etkisinden dolayı yeterli su tüketmeyen kişilerde sıvı kaybına (dehidratasyon), böbrek ve kalp hastalıkları olanlarda ise elektrolit dengesizliklerine yol açabilir.

Eğer siz de sağlığınıza önem veriyor ve beslenmenize dikkat ediyorsanız, beslenme planınıza kahve ekleyerek sağlığınızı güçlendirebilir, hastalıklardan korunabilirsiniz. Herhangi bir sağlık probleminiz yoksa günlük 1-2 fincan filtre kahve veya Türk kahvesi tüketebilirsiniz. Fakat herhangi bir sağlık sorununuz var ise veya herhangi bir sebeple ilaç kullanıyorsanız sizin için zararlı olabileceğini göz önünde bulundurarak kahve tüketmeye başlamadan önce mutlaka ve mutlaka hekiminize danışınız.

Çayın Faydaları ve Zararları

Çay dünyada sudan sonra en fazla tüketilen içecek olmasıyla beraber, dünya ülkeleri arasında da, kişi başına düşen miktar açısından en fazla Türkiye’de içilir. Bu yazıda, sizler için çayın faydaları ve zararları bilimsel verileriyle birlikte sunulmuştur. Keyifli okumalar dileriz.

Çayın faydaları

Çay, içerdiği antioksidan özellikleri ile insan vücudu üzerinde birçok olumlu etkiye sahip olabilir. Bu etkiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1. Çay kalp sağlığı için faydalı olabilir

Siyah çay, kalp sağlığına faydalı olan flavonoid adı verilen bir antioksidan grubu içerir. Çayla birlikte flavonoidler sebze, meyve, kırmızı şarap ve bitter çikolatada bulunabilir. Flavonoidleri düzenli olarak tüketmek, yüksek tansiyon, kolesterol ve trigliserit seviyeleri veya obezite gibi kalp hastalığı için birçok risk faktörünün azaltılmasına yardımcı olabilir. 

Randomize kontrollü bir çalışma, 12 hafta boyunca siyah çay içmenin, trigliserit değerlerini %36, kan şekeri seviyelerini %18 oranında azalttığını ve LDL/HDL plazma oranını %17 oranında düşürdüğünü bulmuştur. Bir başka çalışmada ise günde üç bardak siyah çay içenlerin kalp hastalığı geliştirme riskinde %11 azalma olduğu bulunmuştur.

Çay kan basıncını düşürmede de etkili gözükmektedir. Randomize, kontrollü bir çalışmada, altı ay boyunca günde üç fincan siyah çay içenler, plasebo grubuna kıyasla sistolik ve diyastolik kan basıncında önemli bir azalma göstermiştir. 

2. Çay bağırsak sağlığını iyileştirebilir

Siyah çayda bulunan polifenoller, iyi bakterilerin büyümesini teşvik ederken, Salmonella gibi kötü bakterilerin büyümesini engelleyerek, sağlıklı bir bağırsak dengesinin korunmasına yardımcı olabilir.

Ek olarak siyah çay, zararlı maddeleri öldüren ve sindirim sisteminin iç yüzeyini onarmaya yardımcı olan bağırsak bakterilerini ve bağışıklığı arttıran antimikrobiyal özellikler içerir.

3. İnme Riskini Azaltmaya Yardımcı Olabilir

Siyah çay üzerinde yapılan çalışmalardan çıkan diğer bir ilginç sonuç ise inme riskini azalttığıdır. 

10 yıldan uzun süre, 74.961 kişi izlenen bir çalışmada, günde dört veya daha fazla fincan siyah çay içenlerin, çay içmeyenlere göre %32 oranında daha düşük inme riskine sahip oldukları bulunmuştur. 

Farklı çalışmaların değerlendirildiği bir araştırmada ise, günde üç fincandan fazla çay (siyah veya yeşil çay) içen bireylerin, günde bir fincandan daha az çay içenlere kıyasla %21 oranında azalmış inme riskine sahip olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar gözlemsel çalışmalardan geldiği için, doğrulanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

4. Çay kan şekeri seviyesini düşürebilir

Siyah çay, vücutta insülin kullanımını arttırmaya yardımcı olduğu bulunan moleküller içerdiğinden, tatlandırılmamış olarak içildiğinde kan şekeri üzerinde olumlu olan etkiler keşfedilmiştir. 

Hücreler üzerinde, laboratuvar ortamında yapılan bir çalışmada, çayın ve bileşenlerinin insülin arttırıcı özellikleri incelenmiştir. Sonuçlar, siyah çayın insülin aktivitesini 15 kattan fazla arttırdığını göstermiştir. Ayrıca, çayda bulunan epigallokateşin gallat adı verilen bir bileşiğin insülin seviyelerini iyileştirdiği bulunmuştur.

5. Çayda bulunan bileşenler kanser hücreleri üzerinde etkili olabilir

Laboratuvar ortamında yapılan bir çalışmada, çaydaki polifenollerin kanser hücreleri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda siyah ve yeşil çayın kanser hücresi büyümesini düzenlemede ve yeni hücre gelişimini azaltmada rol oynayabileceğini gösterilmiştir.

Bir başka çalışmada ise siyah çaydaki polifenollerin meme kanseri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Siyah çayın, hormona bağlı meme tümörlerinin yayılmasını engellemede yardımcı olabileceği gösterilmiştir.

Siyah çay ve kanser hücreleri arasındaki bağlantıyı daha net bir şekilde belirlemek için, insanlar üzerinde yapılacak daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

6. Odaklanmayı Arttırabilir

Siyah çay, uyanıklığı ve odağı arttırabilen kafein ve L-theanine adlı bir molekül içerir. L-theanine beyindeki alfa aktivitesini arttırırken, gevşeme ve daha iyi odaklanma sağlar.

Çayın zararları

Her gıdada olduğu gibi çayı da fazla tüketmek birtakım olumsuz etkilere neden olabilir. Herkesin metabolizması, genetik yatkınlığı ve alıştığı beslenme düzeni farklı olduğu için, çayın olası yan etkilerinden farklı dozlarda etkilenebilir. Bir başka deyişle, bazı insanlar 3 bardak çaydan sonra bazı yan etkileri yaşamaya başlarken, bazıları 5 bardak çaydan sonra yaşamaya başlayabilir. Bu nedenle kendinize neyin iyi geldiğini kendiniz denemeniz gerekmektedir. 

1. Düşük demir emilimi

Çay, tanen ya da tannik asit adı verilen bir bileşik sınıfı açısından zengin bir içecektir. Tanenler, besinlerde bulunan demire bağlanarak sindirim sisteminden demirin engellenmesine neden olabilir. Bunun sonucunda, vücudunuzda demir eksiliği yaşanabilir. Dünyada gözlenen en yaygın mineral eksikliklerinin başında demir eksikliği gelir. Bu nedenle, düşük demir seviyeleri olanlar çay tüketimine dikkat etmelidir. Özellikle kahvaltıyla birlikte çay içtiğinizde, yediğiniz besinlerdeki demirin faydasını daha az görebilirsiniz.

Çalışmalar, hayvansal gıdalar içerisinde bulunan demirin çay içerisinde bulunan tannik asitle daha az etkileşim içerisinde olduğunu gösteriyor. Buna karşın bitkisel kaynaklardan elde edilen demirin emilimi tanenler tarafından daha fazla engelleniyor. Bu nedenle, vejetaryen hatta vegan diyet uygulayanların, ne kadar çay tükettiğine daha çok dikkat etmesi gerekiyor. 

Çayın içerdiği tannik asit miktarı, çayın türüne ya da nasıl demlendiğine göre değişmekli birlikte, genel kanı 3 fincandan az çayın insanlar için güvenli olduğu yönündedir. Düşük demir miktarına sahipseniz ancak yine de çay içmekten hoşlanıyorsanız, ekstra bir önlem olarak öğünler arasında çay içebilirsiniz. Böylelikle yemek saatlerinde alınan demirin engellenmesi olasılığı azalacaktır.

2. Artan kaygı, stres ve huzursuzluk ve azalan uyku kalitesi

Çay yaprakları, doğal olarak kafein içerir. Aşırı kafein tüketiminin uykusuzluğa neden olduğu birçok kişi tarafından bilinse de, stres, kaygı ve huzursuzluk duygularının kafeinden kaynaklanabileceği çok az insan tarafından bilinmektedir. 240 ml. büyüklüğünde sıvı alan bir fincana konulan çay, demleme yöntemine göre 11 ila 61 mg. arasında kafein içerebilir. 

Siyah çaylar, yeşil ve beyaz çeşitlerden daha fazla kafein içerir ve çay ne kadar uzun süre demlenirse, kafein içeriği de o kadar yüksek olur. Her ne kadar bazı insanlar kafeine diğerlerinden daha duyarlı olsa da, çalışmalar günde 200 mg’ın altındaki dozların sayılan bu negatif etkilere neden olmadığını göstermektedir.

3. Baş ağrısı

Aralıklı kafein alımı belirli baş ağrısı tiplerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte, kronik olarak kullanıldığında, tam ters etkiler gösterebilir. Nedeni açıklanamayan kronik baş ağrılarında kafein tüketimi göz önünde bulunmalıdır. Bu nedenle çay ya da kahve gibi kafein içeren içecekler bir süre azaltılıp ya da kesilip durumun iyileşip iyileşmediği kontrol edilebilir. 

4. Hamilelik komplikasyonları

Hamilelik sırasında çay gibi kafein içerek içeceklerin yüksek miktarda tüketilmesi düşük ve düşük bebek doğum ağırlığı gibi komplikasyon riskini arttırabilir. 

Hamilelik sırasında kafeinin tehlikeleri hakkındaki veriler hala tam olarak belirlenmemiştir. Yine de hamilelik sırasında günlük kafein alımını 200 mg’ın altında tutmak faydalı olabilecek bir önlemdir. 

Hamileyseniz ve kafein veya bitkisel çay alımınızla ilgili endişeleriniz varsa, sağlık uzmanınıza danışmalısınız. 

5. Sindirim sistemi üzerindeki etkileri 

Çay her ne kadar bağırsak sağlığına faydalı olsa da, özellikle aç karnına tüketilmesi bazı insanlarda bulantıya ve mide yanmasına neden olabilmektedir. Çayın olası zararlarının farkında olarak kendi alımınızı sınırlandırabilir, diyetinizde gereken ayarlamaları yapabilirsiniz. 

Ayva çekirdeği nedir? Faydaları nelerdir?

İçinde bulunan vitaminler sayesinde ayva çekirdeği kullanarak yapılan karışımların birçok faydası bulunuyor. Ayva çekirdeği ayvanın kendisi kadar yararlıdır. İçinde A vitamini, B vitamini, C vitamini mevcuttur. Ayrıca; demir, bakır, kalsiyum, potasyum içerir. Son yıllarda ayva çekirdeğinden yapılan jeller, kremler, merhemler çok kullanılmaktadır.

Ayva Çekirdeğinin Faydaları Nelerdir?

Ayva çekirdeğinin çok fazla faydası vardır. Bunlar:

  • Kuruyan cilt ayva çekirdeğinden krem ile nemlenir. Cilt tazelenmiş ve gençleşmiş olur. Kırışıklıkları azaltır.
  • Ayva çekirdeğinden yapılmış saç maskesi ile saçlardaki dökülme azalır. Haftada 1 saça uygulandıktan sonra 1 saat kadar saçta tutulur ve durulama yapılır. Yıpranan saçlar onarılmış olur.
  • Emziren annelerin meme uçları yara olabilir. Bu durumda ayva çekirdeği kremini ile badem yağı karıştırılarak meme uçlarına sürülür. Hem bebeğe de hiçbir zararı olmaz. Ayrıca doğum çatlaklarının üzerine de ayva çekirdeği jeli sürülebilir.
  • Ayva çekirdeği kremi çatlayan dudaklara sürüldüğünde dudakları nemlendirmiş olur.
  • Birçok doğal yollarla yapılan maskeler göz çevresine sürülmez iken ayva çekirdeği maskesi göz çevresine sürülebilir. İltihaplı gözlerdeki iltihapları iyileştirir, morlukları azaltır.
  • Ayva çekirdeği kremi egzamalı bölgeye sürülür ve tedavi edici niteliktedir.
  • Ayva çekirdeği kremi sivilceli bölgeye de sürülebilir.
  • Mide rahatsızlığı olanlar, öksürenler, bronşite yakalananlar ayva çekirdeğini yutarak rahatlık sağlayabilirler.
  • Boğaz ağrısına iyi geldiği gibi sindirim sistemini de düzenler. İshali keser.
    Ayva hasadı genellikle sonbahar mevsimindedir. Dayanıklı bir meyve olan ayva zamanında bol bol alınıp konmalıdır. Bununla birlikte ayvanın çekirdeği de aktarlardan temin edilebilir.
  • Cildinizdeki Lekeleri Yok Eder: 7-8 ayva çekirdeğini çıkartıp 1/2 çay bardağı ılık suda ağzı açık şekilde 1 gün boyunca bekletin. Jöle gibi bir kıvama gelince yüz ve boyun bölgesine sürün ve 20 dakika bekletin. Cildinizdeki lekeleri yok edip cildinizin sıkılaşmasını sağlayacaktır.
  • Yağlı Saçlar İçin İdealdir: 1 bardak suya 30 gram ayva çekirdeği ekleyip 1 saat suda bekletin. Bu karışımı kısık ateşte kaynatın ve ılık ılık saçlarınıza uygulayın. Saçları streç filmle sarıp ½ saat bekleyin ve durulayın. Haftada bir kez tekrarlayın.
  • Doğum Sonrası Çatlakları Giderir: 1 adet ayvanın çekirdeklerini çıkarın ve yarım bardak suyun içinde 1 gece bekletin. Sabah bu karışımı süzgeçten geçirip 3 kaşık Hindistan cevizi suyu ekleyin. Hazırladığınız kürü her gün çatlak bölgelere masaj yaparak sürün.
  • Yanıklara İyi Gelir: 1/2 bardak suya ayva çekirdeklerini ekleyip bekletin. Yanık bölgelere bu su ile pansuman yapın. Yanık izlerini geçirmeye de yardımcı olacaktır.
  • İshale İyi Gelir: 5-6 tane ayva çekirdeğini 1 çay bardağı suyla 10 dakika kaynatıp çocuğunuza içirdiğinizde ishalin kesilmesini sağlar.
  • Cilt Rahatsızlıklarına Doğal Çözümdür: İshal için yapılan çay aynı zamanda cilde uygulandığında dudak çatlamaları, egzama, meme ucu yaraları ve yanıkların tedavisinde kullanılabilir.
  • Enfeksiyon Riskini Azaltır: Ayva çekirdeklerini ezip bal ile karıştırarak tüketin. Enfeksiyon riskini azaltarak vücudunuzu birçok hastalığa karşı koruyacaktır.
  • Öksürüğe İyi Gelir: 1 bardak ılık suya 1 avuç ayva çekirdeği ekleyerek jel gibi bir kıvama gelene kadar suda bekletin. Bu suyu içtiğinizde öksürük ve bronşitinizin azaldığını göreceksiniz. İçinde bulunan vitaminler sayesinde ayva çekirdeği kullanarak yapılan karışımların birçok faydası bulunuyor.


Ayva Çekirdeğinden Jel Nasıl Yapılır? 1 çay bardağı suya 10-15 tane ayva çekirdeği koyun ve 1 gün ağzı açık cam kavanozda bekletin. Böylece ayva çekirdeği jeli yapılmış olur.
Ayva Çekirdeğinden Krem Nasıl Yapılır? 1 su bardağı suya ½ kg ayva çekirdeği koyarak haşlayın ve süzün. Ağzı kapalı cam kavanozda 5 gün bekletin.
Ayva Çekirdeğinden Maske Nasıl Yapılır? ½ çay bardağı suya 10 tane ayva çekirdeği koyup, kapalı cam kavanozda 12 saat kadar bekletilerek maskeyi yapmış olursunuz.
Ayva Çekirdeğinden Saç Maskesi Nasıl Yapılır? 2 bardak kadar suya 5-6 tane ayva çekirdeği konup kaynatın. Ilımasını beklendikten sonra kullanabilirsiniz.

Ayva çekirdeği ile elde edilen 8 güzelliği sıralarsak


1- Cildin beslenmesi sağlanır.
2- Cildin yaşlanma etkilerini geciktirir. Cildin sıkılaşmasını sağlar. Sıkılaşan cilt sarkmaz.
3- Ciltteki yağ dengesini düzenler. Ciltteki fazla yağı alır.
4- Sivilcelere karşı oldukça etkilidir.
5- Antioksidan özelliği ile cilt için oldukça faydalıdır.
6- Ciltteki tahrişlerinin ve yaralanmalarının ağrılarını keser.
7- Cilt lekelerinden kurtulmakta fayda sağlar. Cilt lekeleri tamamen kaybolmazsa bile daha az görünür. Bu bağlamda cilt tonu da önemli bir etkendir. Koyu ciltlerdeki cilt lekeleri daha zorlayıcı olabilir.
8- Cildin günlük bakımını sağlar.
Ayva çekirdeği doğal bir yöntem olduğu için hassas ciltlere bile zarar vermez ama yine de herkesin cildi birbirinden farklıdır. Cildin bir reaksiyon göstermesi ihtimaline karşı hazırlanan ayva çekirdeği maskesine veya kürü küçük bir bölgede denenmeli. Eğer herhangi bir alerjik reaksiyon ortaya çıkmaz ise ayva çekirdeği gönül rahatlığı ile kullanılabilir. Eğer bir sıkıntı ortaya çıkarsa da kesinlikle kullanılmamalıdır.
Yaşlanma etkileri ilk göz çevresinde görülmeye başlar. Ayva çekirdeği göz çevresinde de kullanılabilir.
Ayva çekirdeği her cilt tipinde kullanılabilir. Yalnız ciltte kurumalara sebep olursa cilt tipine uygun bir nemlendirici ile cilt nemlendirilmelidir.
Ayva çekirdeği sadece cilt için değil saçlar için de oldukça yararlıdır. Saç maskesi olarak kullanılabilir.

Sumak Nerelerde Kullanılır.

Sumak nedir?

Sumak, İran, Afganistan, Güney Avrupa, Kuzey Afrika ve Akdeniz’de yetişir. Sumak Türk mutfağında da en çok kullanılan baharatlar arasındadır. Yemeklere ve salatalara ekşi bir tat vermesi sebebiyle çok fazla sevilerek tüketilir. Sumak sağlık açısından da çeşitli ve güçlü kimyasal maddeler içermektedir.

Sumağın faydaları

Enfeksiyonel hastalıkları önler

Sumak, vücutta iltihaplanma, ateş, artrit, deri iltihabı, solunum bozuklukları, bronşit ve diğerleri gibi birçok hastalığa şifa olarak kullanılılr.. Laboratuvar sonuçları sumak ve ekstresinin iyi antiinflamatuar özelliklere sahip olduğunu doğrulamaktadır. Soğuk algınlığı, , artrit ve diğer enflamatuar rahatsızlıkların tedavisinde faydalı olduğu ortaya çıkmıştır.

Sumak’ın cilt koruyucu özellikleri
Anti-inflamatuar ve antimikrobiyal özellikleriyle sumak, cilt sorunlarının tedavisinde ve yaraların iyileşmesinde yardımcıdır. Çiğnenmiş sumak yaprakları deri döküntüleri, iltihaplı diş etlerine iyi gelmektedir.

sumak
sumak

Sumak, kalbi ve karaciğeri korur

Yüksek kolesterol, kalp ve karaciğer rahatsızlıklarının yaygın nedenidir. Fareler üzerinde yapılan bir deneyde sumak meyveleri ekstresinin kan kolesterol seviyelerini düşürdüğü ortaya çıkmıştır. Bu durumda sumak, kalp ve karaciğer korumak için yararlıdır.

Antikanser özellikleri vardır

Sumak üzerinde yapılan bazı araştırmalarda, sumak bitkisinin anti kanserojen olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bir çalışmada sumak özütünün diğer sağlıklı hücreler üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığı ancak kanserli hücreleri yok ettiği gözlemlenmiştir. Bu sayede sumak, kimyasal tedavi de kullanılan bir ilaç olarak kabul edilmeye başlandı.

Kadınlar üzerinde oldukça faydalı

Sumak kadın hastalıklarını tedavi etmek amaçlı da kullanılabilen bir bitkidir. Aşırı vajinal akıntı durumunda sumak harici tedavi olarak kullanılır. Aynı zamanda sumak anne sütünün arttılması amacı ile de kullanılmaktadır.

Adet düzensizliği ve ağrıların tedavisinde

Düzenli sumak kullanımının adet düzensizliğine ve adet döneminde oluşan ağrılara iyi geldiği söylenmektedir.

İnsan vücudunda detoks etkisi yaratır
Zararlı toksinler ve atıklar zamanla insan vücudunda birikebilir. Bu zararlı toksinler zamanla çeşitli sağlık sorunları meydana getirebilir. Sumak, bu atıkların ve toksinlerin vücuttan kolayca çıkarılmasını kolaylaştırmak için tüketilebilir.

Solunum ve sindirim sorunlarını giderir

Sumak, göğüs ve solunum yolları hastalıklarını tedavi etme amacıyla kullanılır. Sumağın çeşitli solunum yolu hastalıklarına iyi gelmesi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

İdrar söktürücüdür

Sumağın idrar söktürücü özellikleri vardır. Bu nedenle, idrar üretimine yardımcı olarak vücuttan toksit maddelerin atılmasını sağlamaktadır. Ağrılı idrara çıkma ve iltihap ile sonuçlanan mesane iltihabını tedavi etmek için kullanılmaktadır. Genellikle, bağırsak şikâyetleri için sumaktan faydalanılmaktadır. Ortadoğu’da, ekşi sumak suyu ise mide rahatsızlığını rahatlatmak için sık kullanılan bir seçenektir. Yatağı ıslatma sorununu tedavi etmek için geleneksel bir ilaç olma özelliği taşımaktadır.

Tedavi edicidir

Sumak, kanı arındırmak ve boğaz ağrısını tedavi etmek için faydalı olabilmektedir. Sumağın sahip olduğu büzücü ve soğutucu özellikler bitkiyi sindirim ve mesane sorunları için tedavi edici bir hale dönüştürmektedir. (5)

Tane Summak
Tane Summak

Sumağın en yaygın olarak değerlendirilen faydası, hazımsızlığa çözüm olması ve mideyi rahatlatması.

Bu özelliği sayesinde hazımsızlık kaynaklı mide ağrısı, kramp ve gaz gibi sorunlara da çözümü oluyor.

Boşaltım sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasını desteklediğinden hem ishal hem de kabız gibi sorunlara çözüm oluyor, bağırsak hareketlerinin dengelenmesini sağlıyor.

Kan şekerinin dengelenmesini sağlıyor, bu özelliği nedeniyle özellikle kandaki şeker oranı yüksek olan kişilere öneriliyor.

Güçlü antioksidan özellikler gösterdiğinden vücuttaki toksinleri, yani zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırıyor.

Bu özelliğiyle de sumak, grip, nezle gibi kış hastalıklarından tutun çok daha ciddi sağlık problemlerine dek birçok rahatsızlığa karşı vücudumuzu koruyor, hastalıklara yakalanma riskimizi en aza indiriyor.

Vücutta oluşan iltihap probleminin hızlı bir şekilde geçmesine destek oluyor.Güçlü antioksidan etkisi nedeniyle kalp ve damar sağlığını koruyor, elinden geldiğince kalp krizi, felç, inme gibi aniden gelişebilecek kalp ve damar hastalıklarının önüne geçiyor.

Metabolizmayı hızlandırıyor.Vücutta idrar söktürücü bir etki oluşturuyor.

Antioksidan özellikleri sayesinde cilt sağlığını da destekleyen sumak, düzenli tüketildiğinde çok daha ışıl ışıl, temiz ve parlak bir cilde sahip olmanıza yardımcı oluyor.

Aynı şekilde yaşlanma karşıtı bir etki oluşturarak erken yaşlılık belirtilerini, kırışıklıkların oluşumunu en aza indiriyor.

Regl döneminin daha rahat geçmesini sağlayan sumak, özellikle bu dönemde çekilen ağrıların azalmasını, düzensizliklerin son bulmasını sağlıyor.

Peki, sağlık açısından bu denli faydaları olan sumak’ın nasıl kullanıldığı hakkında bir bilginiz var mı? Sumak nasıl kullanılır, sorusunun cevabını merak ediyorsanız işte yanıtı.

Sumak suyu nasıl hazırlanır?

Sumağı pişirmiş olduğunuz tavuğa, patates salatasına, yoğurdun içerisine veya et yemeklerinize ekleyerek tüketebilirsiniz. Sumağı aynı zamanda içecek olarak da tüketebileceğinizi biliyor muydunuz?
Sumaktan lezzetli mi lezzetli bir öksürük şurubu hazırlayabilirsiniz. Sumak suyu nasıl hazırlanır diyorsanız işte detaylar…

Malzemeler
• 1 bardak su
• 1yemek kaşığı bal
• 2 yemek kaşığı sumak

Sumak suyu nasıl hazırlanır?

1. Suyu ve balı küçük bir tencerenin içerisine koyum. Orta ateşte kaynatın.
2. daha sonra içerisine vermiş olduğumuz ölçülerdeki sumağı katın.
3.10 dk karıştırdıktan sonra demlenmeye bırakın.
4. Hava geçirmez bir kabın içerisine koyun ve depolayın.

Toz Kişniş Nerelerde Kullanılır

Son yıllarda hayatımıza giren ve hatta adını ilk kez duyduğumuz baharatların arkası kesilmiyor. Bunlardan biri de genellikle televizyon programlarında alternatif tıp önerileri arasında duyduğumuz kişniş. Herkesin mutfağında olması gereken, halk arasında aş otu, abaza otu, kuzbere ve kara kimyon gibi isimlerle bilinen kişnişi daha yakından tanımanız için bu yazıyı hazırlamayı uygun gördük. Kişniş nasıl bir bitkidir, nerede, nasıl yetişir, vücuda hangi faydaları sağlar, herhangi bir zararı var mıdır gibi soruların yanıtlarını bu makale içerisinde bulabilirsiniz.

Yeşil yaprakları ile maydanozu andıran ve Maydanozgiller ailesine ait olan kişniş, hoş kokusu ve faydaları ile doğanın insanlara en güzel yararları arasındadır. Diğer adı ile aşotu olarak pek çok yerde kullanımı yaygın olan kişniş, özellikle sağlığa olan faydaları ile adından söz ettiriyor. Kökeni Akdeniz ülkeleri olan kişniş, dünya mutfaklarının pek çoğunda lezzetli bir bitki olarak kullanılmaktadır.

Sonbahar aylarında ekimi gerçekleştirilen kişniş, bol güneşi ve hafif toprak yapısında daha güzel yetişebilen bir bitkidir. Maydanoza benzeyen yeşil yaprakları da birçok şekilde kullanılırken, kişnişin asıl tüketildiği kısmı tohum şekline benzeyen kısmıdır. Ekşi bir tada sahip olan kişnişin çiğnenerek tüketilmesi gerekir. Yapraklarının kokusu rahatsız edici olsa da, kişnişin asıl kısmı son derece hoş ve lezzetli bir kokuya sahiptir.

Yıl boyunca verimini koruyan kişniş, ülkemizde ve dünya çapında kullanılan bir bitkidir. Görüntüsü tıpkı maydanoz bitkisine benzemektedir. Türkiye’de özellikle Konya ve Isparta gibi şehirlerde kişniş yetiştiriciliği yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Tohumundan baharat olarak yemeklerde de yararlanmak mümkündür. Sadece kişnişten yemek tarifleri de birçok yörede oldukça meşhurdur.

Kişniş sağlık açısından oldukça faydalı bir bitki olmasının yanında, besleyici değerinin yüksek olmasından dolayı da çocukların sık sık tüketmesi gereken bir bitki niteliği taşımaktadır. Kişniş ismi bazı yöre ve şehirlere göre farklılık göstermektedir. Kişniş hakkında öne çıkan isimler arasında, kara kimyon, kuzbere, abaza otu ve kişnit gibi farklı isimlerle bilinmektedir.

Kişniş Nasıl Kullanılır?

Toz Kişniş, yemeklerde ve bitki çayı olarak pek çok şekilde kullanılması mümkün olan bir bitkidir. Yeşil yaprakları ile yemeklere lezzet katarken tohumu ile de bitki çayı hazırlanıp içilmektedir. Kişnişin kullanımı ile ilgili damak tadına uygun birçok tarif bulunmaktadır.

Bunlardan biri olan sarımsaklı yoğurt içerisine eklenmesidir. Taze kişnişi haşlayıp üzerine yoğurt dökerek tüketebilirsiniz. Bu sayede vücuttaki toksinleri atma, bağırsakları çalıştırma ve sindirim sistemini düzene sokma gibi faydalarından yararlanabilirsiniz.

Kişniş çayı şeklinde tüketmek için ise, kişniş tohumlarını ezip sıcak suyun içinde yaklaşık 5 dakika demlendirerek içime hazır hale getirilebilir. Kişniş faydaları ile bilinen ve son derece yararları olan bir bitkidir. Bu nedenle ölçülü olmak kaydıyla kişnişi mutlaka kullanmaya özen göstermek gerekir.

Kişnişin Faydaları Nelerdir?

Güçlü bir antioksidan özelliği taşıyan kişniş, kanserden kalp hastalıklarına kadar pek çok ciddi hastalığın tedavisinde doğal bir seçenek olarak varlığını korumaktadır. Sindirim sorunu genellikle herkesin yaşadığı problemler arasındadır. Bu noktada kişnişi yemeklerde çeşitlendirerek ya da çay şeklinde tüketerek sağlıklı bir sindirim yapısına sahip olmak mümkündür.

Vücutta bulunan iltihaplanma sorunlarına birebir olan kişniş, aynı zamanda adet düzensizliği ve cilt bozukluklarını da iyi gelmektedir. Hoş kokulu bir bitki olmasından dolayı eski çağlarda kişniş tohumu ağız kokusunu gidermek amacıyla kullanılırdı. Bu anlamda ağız kokusu sorunu olanlar kişniş tohumu çiğneyerek bu sorundan kurtulabilirler. Kişnişin en çok bilinen faydaları şunlardır; Toz Kişniş

  • Çok güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliktedir.
  • İçerisindeki oleik asit sayesinde kalp ve damar sağlığını korur. Yine kalp krizi ve felç geçirme riskini azaltır.
  • Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Mide spazmlarını, bağırsakta oluşan gaz şikayetlerini ve hazımsızlığı giderir.
  • İçerisindeki linoleik asit sayesinde ileriki yaşlarda en sık rastlanan sorun olan kötü kolesterolün önüne geçer.
  • Kan şekerini düzenleyici özelliği vardır.
  • Gözde ve deride oluşan iltihaplanmalara karşı tedavi edici özelliktedir.
  • Besin zehirlenmelerinde çok etkilidir. Bu nedenle en çok besin zehirlenmesine yol açan gıdalar arasında yer alan tavuk yemeklerinde, kişniş kullanılması tavsiye edilir.
  • Mide bulantısı, kusma, baş dönmesi gibi şikayetlere karşı tüketilmesi önerilir.
  • Kadınlarda cinsel isteği artırıcı özelliği olduğu bilinmektedir.
  • Stresi azaltır, vücudu rahatlatır ve uykusuzluk sorununa iyi gelir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Alerjilere iyi gelir.
  • Kansızlık sorunu çekenlere önerilir.
  • Adet düzensizliği olanlar tüketebilir.
  • Anti bakteriyeldir.

Kişnişmaydanozgillerden yaprakları maydanoza benzeyen kuru meyvelerdir. Koklandığında ferahlık verir ve ayrıca tatlı bir meyve gibi lezzetlidir. Görünüm olarak taze biberi andırmaktadır. Turuncu renkli olan minik meyveleri henüz taze halindeyken, rahatsız edici bir kokusu vardır. Kurutulduktan sonra, sevildiği ve alışıldığı kokusuna kavuşur.

Kişnişin kullanım alanları da oldukça çeşitlidir. Kişniş baharatı, meyvelerinin kurutulması ve öğütülmesiyle elde edilmektedir. Kişnişin taze yaprakları da salatalarda, mezelerde çok hoş bir lezzet kaynağıdır. Kısacası kişnişin kökleri baharat, yaprakları taze olarak tüketilmektedir.

Kişnişle Renklenen Yemekler

Ülkemizde kişniş üretimi de tüketimi iyi seviyededir. Kişniş et yemekleri, zeytinyağlılar ve daha birçok çeşit yemeklerde kullanılabilir. Aslında kişniş bir dünya baharatı olduğu için Türk mutfağı için henüz keşfedilmeyi bekleyen bir sürü kişnişli tarif vardır. 

Kişnişin Tohumu

Kişnişin tohumu hem değişik lezzetler sunar hem de sağlık konusunda tam bir destekçidir. Dayanıklılığı uzundur. Bir yıl süreyle ağzı kapalı cam bir kavanozda kişniş baharatını saklayabilirsiniz. Kişnişin tohumlarını evde kendi imkânlarınızda ezerek, toz haline getirebilirsiniz.

Kişnişin tohumu baharat olarak birçok kış çorbasında kullanılmaktadır. Yoğurt çorbasına da lezzet katar. Ezilmemiş haliyle tohumunu çorbaların yanı sıra sulu sebze yemeklerinde de kullanabilirsiniz. Bunun dışında kişniş, domates turşusuna da lezzet olarak çok yakışır. Sosis yapımında ve körilerde kişniş tohumundan yararlanırlar. 

Kişniş tohumu balık sofralarında çok kullanılır. Balık etine baharat olarak kişniş, hoş bir aroma verir. Özellikle elmayla çok yakışan kişniş, elmalı çöreklerde tercih edilir. Kişniş tohumu, güveçlerin vazgeçilmez baharatıdır.

Kişniş baharatının bizim ülkemizde en sık kullanıldığı yemekler ise şöyledir; etli dolmalar, Çerkez tavuğu, mercimek yemekleri, İzmir köftesi, enginar, patlıcan, kereviz, av etleri, kuru fasulye ve balık çorbaları. Bunun dışında soğanlı, mayonezli veya sosisli yemek tariflerinde kişnişten bolca yararlanılır. 

Kişniş tohumu, çay gibi kaynatılarak kışları tüketilebilir. Tüm bunların yanı sıra Anadolu’da evlere hoş bir dekor ve koku versin diye yapılan potpori süslemelerinde kişniş de kullanılır. Potpori tabağında çeşitli kurutulmuş çiçekler, meyveler, tohumlar ve baharatlar bulunmaktadır.

Kişnişin içeriğinde bulunan yağ, sindirimi kolaylaştırdığı için ekmek, kurabiye, bisküvi yapımlarında da kullanılmaktadır. 

Şekerli tariflerde de kişniş tohumundan sık sık yararlanılır. Örneğin; meyve kompostosu, waffle ve kreplerde aroma versin diye kişniş ilavesi yapılmaktadır. Kişniş tohumu pastacılıkta da kullanılır. 

Kişnişin keyfi bir atıştırmalık olarak düğünlerde değerlendirildiğini biliyor muydunuz? Buhur şekeri olarak bilinen renkli şekerle kaplanmış kişniş tohumu düğünlerde ikram edilen atıştırmalıklardan biridir.

Kişnişin şekerli özelliği, ilaç sektöründe tatlandırıcı olarak da değerlendirilmektedir.

Bunlara ek olarak kişniş tohumu, içki ve likör yapımında da kullanılmaktadır.

Kişnişin Yaprağı

Kişnişin yaprağı maydanoza çok benzer. Hatta, maydanozla kişnişi birbirine karıştırmak çoğu zaman kaçınılmazdır. Maydanoz gibi kişnişin de kendine has bir kokusu vardır. Taze kişnişi buzdolabında kökleri suyun içindeyken saklamak en idealidir. Bu şekilde kişnişi bir hafta boyunca taze bir şekilde tüketebilirsiniz. Taze kişniş yaprağı özellikle Çin ve Meksika yemeklerinde çok sık kullanılmaktadır. Ayrıca Roma’nın mutfak tarihine bakılırsa, etleri tatlandırmak için bolca kişniş yaprağından yararlanıldığını görürüz.

Aslında kişnişin yapraklarını taze ve çiğ haliyle tüketmek bitkiden en yüksek faydayı almamızı sağlamaktadır. 

Kişniş yaprağı, sebzeli ve etli güveçlerde, mezelerde, salatalarda ve soslarda hoş bir lezzet vermesi amacıyla tüketilmektedir. 

Çok yoğun kokusu ve uzun süre etkisinin koruması sayesinde, parfümü de yapılmaktadır. 

Tüm bu bilgilere ek olarak kişnişin gövdesi de bakliyat ve çorbalarda pişirilebilir. Kökü kendi başına, haşlanıp tüketilir; tek başına yemeği yapılır. Tozu ise çeşitli malzemelerle (bal, pekmez, şeker, reçel) karıştırılıp veya tatlılara eklenip kullanılabilir.

Kişniş Çayı

İki çay kaşığı kişnişi, bir bardak sıcak suyun içerisine atınız. Biraz bekledikten sonra içerisine dilediğiniz tatlandırıcıları ekleyip, içiniz. Örneğin; bal, limon kabuğu…

Kişnişli Yemek Tarifleri

Kişnişli Ayran Çorbası

Besin değeri yüksek ve yapımı zahmetli bir Erzurum çorbasıdır.

Gerekli Malzemeler:

1 kâse aşure buğdayı, 1 bardak yoğurt, yarım bardak kıyma, 2 kaşık tam buğday unu, soğan, yumurta, sıvıyağ, kişniş, karabiber.

Yapılışı:

Aşure budağını, yumuşaması için geceden suya koyunuz. Daha sonra, 20 dakika boyunca buğdayı düdüklü tencerede haşlayınız. Ayrı bir yerde soğanı kavurunuz. Kıymayı tuz ve karabiberle yoğurup minik boyutlarda köfteler hazırlayınız (nohut büyüklüğünde) Kavurduğunuz soğanın üzerine ekleyiniz, orada pişiriniz. Onlar pişerken ayrı bir kapta; yumurta, un, su ve yoğurdu karıştırıp budağın üzerine ekleyiniz. Hepsi iyice kaynayıncaya kadar pişirilir ve üzerlerine kıymalı karışım eklenir. Pişmeye yakın kişniş de ilave edilir. 

Kişnişli Kurabiye

Gerekli Malzemeler:

Tereyağı, 1,5 su bardağı un, pudra şekeri, 1 yumurta, 3 yemek kaşığı nişasta, yarım çay bardağı krema, 1 paket vanilya, portakal rendesi, 1 paket kabartma tozu, 2 yemek kaşığı yulaf ve kişniş. 

Yapılışı:

Katı malzemeler bir yerde, sıvı malzemeler bir yerde karıştırılıp birlikte yoğurulur. En sonunda arzu ettiğiniz şekli vererek önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında pişirilir.

Taze Kişnişli Et Yemeği

Gerekli Malzemeler:

Bifteklik et, zeytinyağı, sevdiğiniz baharatlar, sarımsak, limon suyu ve taze kişniş.

Yapılışı:

Bir kâseye zeytinyağı, baharatlar, sarımsak, tuz ve limon suyunu koyun. Ardından taze kişniş yapraklarını ekleyerek; hepsini blender’dan geçirin. Etiniz için kullanacağınız sos hazır. Daha sonra bifteklik etlerinizi, bir tabağa yerleştirip üzerine sosunu iyice dökün. Bu şekilde etler buzdolabında yarım saat boyunca beklemelidir. Ve arkasından etlerinizi ister fırında, ister yağsız tavada önlü arkalı pişirin.

Mahluta Pilavı

Gerekli Malzemeler:

2 su bardağı aşure buğdayı, 2 bardak mercimek, tereyağı ve 4 çorba kaşığı kişniş tohumu.

Yapılışı:

Mercimek ve buğday temizlendikten sonra iyice yumuşayana kadar pişirilir. Yağsız bir tavada kişniş tohumları kavrulur. Ardından tereyağı eritilerek, havanda kişnişler dövülür. Son aşamada ise tereyağlı kişniş pilava eklenir

ZERRİN PİRİNÇ 1121

Zarrin Mehr 1121 Uzun Taneli Zerrin Pirinç Beyaz Basmati Pirinci

MENŞEİ :HİNDİSTAN

Basmati Pirinç Nedir? Besin Değeri ve Faydaları Nelerdir?

Prinçlerin kraliçesi olarak bilinen basmati pirinç MÖ 400 yıllarında Asya’da üretilmeye başlanmıştır. Ve adı (Sanskritçe’de) “Parfüm, Parfümlü” kelimesinden türetilmiştir.

Himalaya Dağları’nın karlı suları ile beslenen bir pirinç türü olan basmati pirinci, bilinen pirinç türlerinden daha uzun ve daha büyüktür. Yarı mat, yarı saydam bir rengi bulunan pirinç kendinden aromalı pirinç türleri arasında yer alır . Zaten basmati kelimesi de Sanskritçede “parfüm, parfümlü” anlamlarına gelir. Kendi vatanında bile çok özel bir toprakta, çok özel şartlar isteyen basmati pirincinin prinçlerin prensi adını almasının sebebi budur.

Ender bulunan bir pirinç türüdür. Bu yüzden uzun yıllar boyunca Güneydoğu Asya bölgesinde sadece soyluların sofrasını süslemiştir. Düşük nişasta oranına sahip olması nedeniyle tane tane pişer, pişerken de muhteşem aromasıyla mest eder.

Özel iklim şartları istediği için bu pirinç türünü Türkiye’de yetiştirmek maalesef mümkün değildir. Basmati pirinç bol suyu bulunan ılıman iklim bölgelerinde yetişir. Yetiştiği coğrafyanın iklim şartlarına göre Mayıs ile Temmuz ayları arasında ekilen basmati pirincinin hasadı Kasım ile Ocak ayları arasında yapılır.

Basmati Pirinç Nedir?

Basmati pirinç, başka bir pirinç türü olan yasemin pirincini andırmakla beraber daha hafif bir rayihaya sahiptir. Basmati pirinç glisemik indeks bakımından oldukça düşük rakamlara sahip olan bir pirinç türüdür. Bu yüzden özellikle diyet listelerine eklenir.

Pişmeden önce sarımtırak renge sahiptir, piştikten sonra beyaz olur. Pişerken kendi boyutunun iki katı kadar uzayabilen tek pirinç türü olarak da bilinir. Yetişirken istediği bol suyu pişerken de ister. Bu yüzden normal pirinçlerle pilav yaparken kullanılan su miktarından daha fazla suya ihtiyaç duyar. Bol suyla pişmesine rağmen bile piştikten sonra tane tane kalır.

Sadece belirli bir bölgede yetişebilen monokültür bitkisi olması; özel hava, su ve toprak şartları araması yüzünden oldukça şımarık bir pirinç olduğu söylenir. Kuzey Hindistan’a özgü bir pirinç türü olduğundan neredeyse kendini bulunmaz Hint kumaşı sanır!

Basmati Pirinç Besin Değerleri Nedir?

Himalayalardan akan bol mineralli ve vitaminli suların beslediği topraklarda yetiştiği için basmati pirinç içerik bakımından oldukça zengindir ve ideal besin değerlerine sahiptir. 100 gram pişmemiş basmati pirincinde 364 kalori, %0,40 ham selüloz, 6,4 gram protein, 23 mg sodyum, 78,89 gram karbonhidrat, 115 mg potasyum, 1,29 gram yağ, 28 mg kalsiyum, 42,9 mg demir ve 78,49 mg nişasta bulunur. Ayrıca beyaz pirince göre beş kat daha fazla E vitamini, iki kat daha fazla besin lifi ve üç kat daha fazla magnezyum içeren bu pirinç türü pişirildiğinde besin değerlerini muhafaza eder.

Şeker oranı en düşük seviyede olan pirinç türüdür. Besin değerleri dikkate alındığında sağlıklı kilo alıp vermek isteyenlerin tüketmesi gereken bir pirinçtir. Aynı zamanda düzenli spor yapanların ve profesyonel sporcuların yemek listesinde mutlaka bulunması gerekir. Vücutta hızlı bir şekilde enerji üretilmesini ve uzun süreli enerji sağlaması nedeniyle performansa dayalı spor aktiviteleri öncesinde rahatlıkla tüketilebilir .

Basmati Pirincin Faydaları Nelerdir?

Basmati pirinci B1 vitamini, B6 vitamini, E vitamini, K vitamini, kalsiyum, potasyum, magnezyum ve çinko içeriyor.

Lif içerdiği için basmati pirinci uzun süreli tokluk verir. Bu da kilo vermek isteyenler için basmati pirincinin iyi bir besin olmasını sağlar.

Gluten içermeyen basmati pirinci alerjik reaksiyonları önler. Çölyak hastaları ve gluten intoleransı bulunanlar basmati pirincini gönül rahatlığıyla tüketebilir.

Lif yönünden zengin olan basmati pirinci sindirim sistemini düzenler.

Glisemik indeksi düşük olan basmati pirincini diyabet hastaları gönül rahatlığıyla tüketebilir.

Basmati pirinci kanın pıhtılaşmasını önler. Ayrıca lif içeren basmati pirinci kalp sağlığını korur.

Yapılan bilimsel çalışmalar basmati pirincinin birçok kanser türünü önlediğini ortaya koymuştur.

· Basmati pirinci gluten içermez. Bu yüzden diğer pirinç türlerine göre hem daha sağlıklıdır hem de alerjen etkisi bulunmaz. Çölyak hastaları ve gluten intoleransı bulunanlar tüketebilir.

· Düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerinin dengede tutulmasını sağlar.

· Yine glisemik indeksinin düşük olmasıyla daha uzun süre tokluk hissi sağlar.

· Böbrek taşı oluşumunu önler.

· Basit karbonhidratlar yerine daha sağlıklı olan kompleks karbonhidratlardan oluştuğu için vücuda daha hızlı ve uzun süreli enerji sağlar. Bu yüzden sporcu beslenmesinde tercih edilir.

· İçeriğindeki magnezyum ve demir mineralleri kalp sağlığının korunmasını sağlar.

· Nişasta oranının çok düşük olması sebebiyle diğer pirinç türlerine göre çok daha çabuk sindirilir. Bu yüzden hazmı kolaylaştırır, bağırsakların hızlı çalışmasında ve korunmasında etkilidir

Zerrin Mehr Basmati Pirinç

Zerrin Mehr Basmati Pirinç
Zerrin Mehr Basmati Pirinç

Basmati Pirinç Fiyatı

Basmati pirinci uluslararası ünü olan ender pirinç türleri arasında yer almakla beraber yetişme alanı oldukça sınırlıdır. Bu da pirincin üretim miktarını olumsuz etkiler. Üretim miktarının düşmesi doğal olarak fiyatların yükselmesine sebep olur. Ülkemize dolar ile ithal edilmesi nedeniyle fiyatı dolar kuruna endekslidir.

Basmati Pirinç Pilavı Nasıl Yapılır?

Bu lezzetli mi lezzetli, sağlıklı mı sağlıklı pirinç ile yapılan pek çok tarif bulunur. Tabii ki bu tariflerin başında sofraların baş tacı olan pirinç pilavı yer alır.Basmati pirinç ile pilav yaparken diğer pirinçlere oranla daha fazla suya ihtiyaç duyduğu, kendi boyutunun en az iki katı kadar uzayabildiği unutulmamalı ve tariflerde mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Birçok baharatla uyum sağlar ve bu da yemeklerin lezzet çeşitliliğini artırır. Merak edenler için basmati pirinci ile yapılan muhteşem lezzetlere bir bakalım.

basmatipilavı
basmatipilavı

Basmati Pirinç

İlk olarak Asya’da üretilmeye başlanan basmati pirinç, Yayla ile eşsiz bir lezzete kavuşuyor. Doğal bir aromaya ve kendine has ince, uzun bir yapıya sahip olan Yayla Gurme Basmati Pirinç, pişirildiğinde lezzetinin yanı sıra tane tane olmasıyla da öne çıkıyor.

Yayla Gurme Basmati Pirinç, salata, çorba ya da farklı et yemekleriyle servis edilebildiği gibi, çeşitli baharatlarla da uyum sağlıyor. Pişerken su çeken bir tür olan basmati pirinçin daha fazla suyla pişirilmesi gerekiyor. Yayla Gurme Basmati Pirinç’i nem, koku ve hava içeren ortamlarda saklamamak ve yaklaşık 18 derecede muhafaza etmek gerekiyor.

Kullanım Önerileri
Pilavınızın tane tane ve lezzetli olması için pirincinizi bolca yıkayarak üstündeki nişastalardan arındırın. Ardından yaklaşık yarım saat ılık su da bekletin ve kavurmadan önce suyunu iyice süzerek alın.Böylece pişirme süresi kısalır, pilavınız daha lezzetli ve besleyici olur. Pilavı pişirirken içine bir miktar limon suyu eklerseniz rengi beyazlaşır.

Net Miktar (g/ml)
500

Menşei
HİNDİSTAN

İçindekiler
BASMATİ PİRİNÇ

Alerjen Uyarısı
ALERJEN İÇERMEMEKTEDİR.

Saklama Koşulları
Serin ve Kuru ortamda muhafaza ediniz

Siirt Fıstığı

Siirt Fıstığı

Siirt Fıstığı Siirt ili ve çevresinde yetişmektedir.  Bölgede yetişen diğer fıstık türlerine göre Siirt fıstığı, hem fiziksel olarak ve hem de lezzet bakımından diğerlerinden farklıdır. Siirt fıstığını bu kadar lezzetli ve ayrıcalıklı kılan, Siirt yöresinin iklimidir. Fıstık genellikle sıcak iklimi sevmektedir. Siirt iklimi diğer illere göre daha sıcak ve kurak geçmektedir. Siirt’e diğer illere göre nem miktarı çok az olduğundan dolayı, Siirt fıstığının arzuladığı ortam oluşmaktadır.

Siirt Fıstığı üretiminin büyük bir bölümü başta İkizbağlar (Tom Köyü) Bağtepe ve Tillo bölgesinde, Eruh, Şirvan ve Siirt İlçe merkezinin büyük bir kesiminde verimin çok iyi durumda olduğu tespit edilmiştir.

Son zamanlarda gerek Siirt Valiliği kanalı ile yöre halkının bilinçlenmesi ve üretimin artması için bir dizi teşvikler uygulanmıştır. Yapılan bu uygulamalar netice vermiş, yıllarca boş olan araziler ağaçlandırılmıştır. Siirt’e son yıllarda her geçen gün Siirt fıstığı üretimi artmaktadır. Gerek yurt dışından ve yurt içinde oluşan talep çiftçinin yüzünü güldürmüştür.

Siirt fıstığı an itibari ile ekonomik olarak bölgenin dinamiğini oluşturmaktadır. Yeşil altın diye de adlandırılan Siirt fıstığı Siirt merkezde 2020 yılı itibari ile perakende kilogram fiyatı 80 tl alıcı bulmaktadır. Türkiye’nin batısında ise kilogram perakende fiyatı 80-90 tl bandındadır. Siirt’e binlerce kişi geçimini Siirt fıstığı üzerinden sağlamaktadır. Siirt fıstığı bu özelliği ile ekonomik açıdan Siirt halkı için stratejik bir yere sahiptir. Siirt fıstığının hak ettiği yerlere kavuşa bilmesi için daha çok tanıtım organizasyonları yapılmadır.

Tadı ve görünümüyle oldukça aranan ve adı Siirt ile anılan bu fıstık türü, düşük kalorisi, kolesterol düşürücü ve zayıflatıcı özellikleri ile benzerlerinden ayrılır. Siirt fıstığının doygun protein ve yağ oranları beslenmede ve sağlıkta önemli rol oynar. Kalp hastalığı riskini azaltan Siirt fıstığı, içerdiği karbonhidrat-yağ dengesi açısından da insan sağlığı için istenilen değerlere sahiptir. Günde 10-12 adet yenilen fıstık, insan vücudunun günlük yağ ihtiyacını karşılayabilmektedir. Kolesterol içermeyen Siirt fıstığı ayrıca kandaki kolesterol düzeyini düşürmektedir. İnsan vücudunun ihtiyaç duyduğu B1, E, B, C vitaminleri ile fosfor ihtiyacını karşılayabilecek içeriğe sahiptir.

Siirt Fıstığı Ağacı Dikim Şartları ve Bakımları

Siirt fıstığı meyilli, kıraç, kireçli ve verimsiz topraklarda da yetişebilmektedir. Ancak uygun anaç, erkek ve dişi çeşit ile birlikte düz, derin ve verimli toprak koşullarında sulamayla, kaliteli ve bol ürün alınabilmektedir.

Siirt fıstığı bahçesi tesis edilecek yerlerde özellikle çiçeklenme dönemindeki düşük sıcaklık ve yağış dikkate alınarak, anaç ve çeşit seçimi yapılmalıdır. İlkbaharda soğuk havanın çöktüğü, çukur alanlarda bahçe tesisi yapılmamalıdır. Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde mutlaka drenaj yapılmalıdır.

Doğada Bulunan Pistachio Türü (Melengiç, Buttum veya Atlantik Sakızı) Ağaçların Aşılanmasıyla Bahçe Tesisi:

Ülkemizde çok sayıda bulunan Pistachio türleri aşılama yapmak suretiyle yetiştiricilik yaygın olarak yapılmaktadır.

Ocaklarda bulunan Gövdeciklerden, zararlanmamış daha genç ve sağlıklı 2-4 cm çapında olan 3-4 tanesi bırakılarak diğere gövdecikler çıkarılır.

Aşıya hazırlık budaması ve gövde ayıklama, ağacın dinlenmede olduğu (Kasım-Mart) dönemde yapılmalıdır.

Ocak şeklinde gelişen Siirt fıstığı anaçlarında aşılama noktası topraktan 30-40 cm yüksekte olmalıdır. Çok gövdeli anaçlarda aşılama sırasında bir gövdecik soluk dalı olarak hiç kesilmemelidir. Aşı sürgünleri ana gövdeyi besleyecek duruma geldikten sonra soluk dalı olarak bırakılan dal kesilmelidir.

Doğrudan Tohum Ekimiyle Bahçe Tesisi

Arazide, ağaç yerleri işaretlendikten sonra çukurlar açılıp, her çukura en az 3 tane anaç tohumu sonbaharda ekilir. Ertesi yıl bunlardan en iyi gelişeni bırakılarak ötekiler sökülür bu çöğürler kıraç ve kurak koşullara karşı dirençlidirler. Çöğürlerin gelişme durumuna göre 4. yıldan sonra aşılama yapılabilir. Eskiden yapılan bir sistemdir, önerilmemektedir.

Çıplak Köklü Çöğür Dikimiyle

Bahçede ağaç yerleri işaretlenip buralarda çukurlar açıldıktan sonra çöğür dikimi yapılır. Bunlar yaz aylarında en az iki kez sulanmalıdır. Çöğürlerin tutma oranının düşük olmasından ve geç aşıya gelmesinden dolayı tavsiye edilen dikim şekli değildir.

Tüplü Fidan Dikimiyle Bahçe Tesisi

Tüplü fidan ile bahçe tesisi yapıldığında en azından ilk yaz 15 günde bir her fidana her sulamada 10 litre su verilmelidir. Sulanmayan koşullarda tüplü fidanla yetiştiricilik yapılacağı zaman, Sonbahar dikimi yapılmalıdır. Tüplü fidanlarla dikim, tavsiye edilen dikim şeklidir. Bu fidanlar aşılı veya aşısız tüplü olabilir. Aşılı bitkiler, aşılanan çeşide bağlı olarak 4-5 yılda verime yatabilmektedir.

Karışık Dikim

Kuru ve sulu koşullarda Siirtfıstığı sıralarının arasına bağ dikmek suretiyle tesis yapılmaktadır. Aralara bağ dikilerek yapılan tesiste birkaç yıl içerisinde bağdan verim alınabilmekte, bahçenin masrafı karşılanmakta, 12-15 yıl Siirt fıstığı tam verime yattıktan sonra bağ sökülmektedir. Bu tavsiye edilen bir durumdur.

Sulu Koşullarda Dikim

Sulanan koşullarda birim alandan fazla ürün almanın yollarından birisi, sık dikim ile yetiştiricilik yapmaktır. Bu amaçla 5-6 m sıra arası mesafede ve 3-4 veya 5 m sıra üzeri mesafelerde dikim yapılır. Sıra üzeri 2,5 m veya 3 m bırakıldığında 13-15 yıl içerisinde sıra üzeri kapanabilmektedir. Bu durumda sıra üzerindeki bitkilerden bazıları sökülebilir.

Kuru Koşullarda Dikim

Kuru koşullarda dikim aralıkları geniş tutulmalıdır. Dikim aralıkları kullanılan anaca görev 6-10 m arasında değişmektedir. Bu sistemde genellikle bıttım veya kültür Siirt fıstığı anaç olarak kullanılmakta olup 7×7 veya 8×8 m mesafelerde dikilmektedir.

DİKİM İŞLEMİ

Siirt fıstığında dikim sonbahar veya ilkbaharda yapılabilir. Ancak kışları çok sert geçmeyen yerlerde sonbahar dikimi tercih edilmelidir. Kullanılacak anaca göre sıra arası ve sıra üzeri mesafeler belirlenip, arazide bitki yerleri işaretlendikten sonra 40-50 cm genişliğinde 60-80 cm derinliğinde çukurlar açılır. Bu çukurların dibine 1-2 kürek yanmış ahır gübresi ve 100-120 gr 15-15-15 (üç on beş) gübresi ile karıştırılmış yüzey toprağı atılır ve dikim yapılır. Aşılı fidan dikiminde, aşı yerinin toprak yüzeyinde kalması gerekmektedir. Dikimden sonra can suyu mutlaka verilmelidir. Dikimle birlikte düzgün gövde ve taç oluşumu için bitkilerin dibine kazık dikilmelidir.

Yağmurların kesilmesinden sonra, fidanların çevresindeki otları temizlemek amacıyla çapa yapılır. Diğer kısımlar sürülür. Dikimin ilk yılında yaz aylarında, çöğürlere 15 gün arayla su verilmesi fidanların kurumaması ve gelişim için çok yararlıdır.

Siirt Fıstığı
Siirt Fıstığı

SİİRT FISTIĞI NASIL KAVRULUR? BESİN DEĞERLERİ DÜŞER Mİ?

Siirt fıstığının en önemli özelliklerinden birisi farklı bir tadı olmasıdır. Genellikle alışılmış olan tuzlu lezzetin dışına çıkarak daha tatlı bir lezzet tınısına sahiptir. Burada da Siirt ve civarında gözlenen iklim farklılığının, ısı değerlerinin ve yetiştirme aşamasında uygulanan tekniklerin öne çıktığını söylemek mümkün. Kavrulmuş olarak tüketilebildiği gibi taze olarak tüketildiğine de sık sık rastlayabiliyoruz.

Doğal olarak herkesin aklında kavrulma işlemiyle ilgili sorular dolaşıyor. Bazı fıstık türleri taze iken tüketildiğinde lezzeti standartların altında kalabiliyor. Yani bir bakıma kavrulma işlemiyle lezzeti arttırılmış oluyor. Ancak Siirt yöresinde yetişen fıstık için bunu söylemek çok mümkün değil. Aksine taze olarak tüketilirken bile lezzet bakımından istenilen standardın üzerine çıkabiliyor.

Yine de tercihinize bağlı olarak damak tadınıza uygun olan tat kavrulmuş olansa bu şekilde yemenizde bir sakınca yok. Doğrudan kavrulmuş olarak alınabileceği gibi evde de kavurma işlemini yapabileceğinizi hatırlatalım. Besin değerlerinin kavrulma işlemi esnasında düşüp düşmediği de çokça merak ediliyor. Bu aşamada en önemli kıstas kavurma işleminin doğru yapılmasıdır. Bir pişirme yöntemi olmadığı için lezzeti arttırırken kuruyemişlerde besin değerlerinin kaybolmasına sebebiyet vermez.

Siirt Fıstığını Kavurma İşlemi

Siirt fıstığının evde sahip olduğunuz imkânlarla da kavrulabilmesi mümkün. Fıstıkların kavurma işleminden önce ilk yapılması gereken şey kabuklarını kontrol etmekten geçiyor. Çoğunun kabukları bir miktar ayrık olduğundan ve diğer fıstıklara göre daha çabuk açıldığından sorun yaşamazsınız. Yine de eğer kabukları tamamıyla kapalı olanlar varsa bir pense yardımıyla çatlatarak ideal formuna getirebilirsiniz.

Bu aşamanın ardından fırına atarak boylama adı verilen teknikle bu açılmış kabukların biraz daha kendisini bırakmasını sağlıyoruz. Düşük ısılarda yapılan boylama işleminin ardından Siirt fıstıklarının kabuk bölümlerinde daha fazla ayrık kısım göreceksiniz. Ancak kavurma işlemi bununla sınırlı değil.

Tercihinize bağlı olarak fırından çektikten sonra tuz serpebilirsiniz. Bunun yanı sıra fırın daha yüksek ateşteyken tekrardan fırına verilmeli ve üzerine bir miktar su serpilmelidir. Bu serpme işlemini dilerseniz bir sprey yardımıyla yapabilirsiniz. Ayrıca elinizle de suyu üzerlerine serpebilirsiniz. Böylece hafiften nemlenecek olan fıstıkların kavrulma işlemi daha başarılı bir biçimde gerçekleşecektir.

Profesyonel bir uygulama olan kuruyemişlerin kavrulma aşaması porsiyon olarak yapılmalıdır. Çünkü çok miktarda kavurduğunuzda soğuttuğunuz fıstıkları tüketirsiniz ve geri kalanını saklarsınız. Ancak bu saklama işleminde içlerinin büzüştüğünü görebilirsiniz. Dolayısıyla direkt olarak kavrulmuş olarak Siirt fıstığı almanız sizin için daha doğru bir sipariş olacaktır. Kilosu daha uygun fiyatlara geldiği için güvenilir bir biçimde kavrulmuş olarak sipariş geçebilirsiniz.

Siirt Fıstığı Besin Değerleri

Siirt yöresinin en önemli lezzetlerinden birisi olduğu için yaş olarak satışı da mevcuttur. Fiyat olarak yaş hali daha uygun olmakla beraber kavrulmuş siparişlerde de çok büyük farklılıklar yoktur. Besin değerleri konusunda da içinizin rahat olabilir. Profesyonel bir biçimde kavrulan fıstıklar size lezzet açısından sağladığı üst düzey standardı sağlık açısından da sağlayacaktır.

Diyet yaparken ya da sağlıklı beslenmek için adım atarken mutlaka tüketmeniz gereken bir ara öğüne dönüşecek. Kuruyemiş tabaklarınızda hem tat olarak hem de sağlığınıza göstereceği faydaları bakımından vazgeçilmez bir hal alacaktır.

Vitamin ve mineralleri taze veya kavrulmuş olsa da sabit kalacağı için size mükemmel bir yarar sağlar. Bilhassa son zamanlarda daha organik besinler tüketmeye gayret ettiğimiz bir dönemde yaşıyoruz. Çerezler ise doğal besinler arasında mutlaka değerlendirmeniz gereken alternatifler arasında yer alıyor. Siirt fıstığının mucizevi etkilerini hissetmek için günde bir avuç kadar tüketmeniz yeterli olacaktır.

siirt fıstığı hediyelik
siirt fıstığı hediyelik