Çayın faydaları ve zararları nelerdir?

Çay dünyada sudan sonra en fazla tüketilen içecek olmasıyla beraber, dünya ülkeleri arasında da, kişi başına düşen miktar açısından en fazla Türkiye’de içilir. Bu yazıda, sizler için çayın faydaları ve zararları bilimsel verileriyle birlikte sunulmuştur. Keyifli okumalar dileriz.

Çayın faydaları

Çay, içerdiği antioksidan özellikleri ile insan vücudu üzerinde birçok olumlu etkiye sahip olabilir. Bu etkiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1. Çay kalp sağlığı için faydalı olabilir

Siyah çay, kalp sağlığına faydalı olan flavonoid adı verilen bir antioksidan grubu içerir. Çayla birlikte flavonoidler sebze, meyve, kırmızı şarap ve bitter çikolatada bulunabilir. Flavonoidleri düzenli olarak tüketmek, yüksek tansiyon, kolesterol ve trigliserit seviyeleri veya obezite gibi kalp hastalığı için birçok risk faktörünün azaltılmasına yardımcı olabilir. 

Randomize kontrollü bir çalışma, 12 hafta boyunca siyah çay içmenin, trigliserit değerlerini %36, kan şekeri seviyelerini %18 oranında azalttığını ve LDL/HDL plazma oranını %17 oranında düşürdüğünü bulmuştur. Bir başka çalışmada ise günde üç bardak siyah çay içenlerin kalp hastalığı geliştirme riskinde %11 azalma olduğu bulunmuştur.

Çay kan basıncını düşürmede de etkili gözükmektedir. Randomize, kontrollü bir çalışmada, altı ay boyunca günde üç fincan siyah çay içenler, plasebo grubuna kıyasla sistolik ve diyastolik kan basıncında önemli bir azalma göstermiştir. 

2. Çay bağırsak sağlığını iyileştirebilir

Siyah çayda bulunan polifenoller, iyi bakterilerin büyümesini teşvik ederken, Salmonella gibi kötü bakterilerin büyümesini engelleyerek, sağlıklı bir bağırsak dengesinin korunmasına yardımcı olabilir.

Ek olarak siyah çay, zararlı maddeleri öldüren ve sindirim sisteminin iç yüzeyini onarmaya yardımcı olan bağırsak bakterilerini ve bağışıklığı arttıran antimikrobiyal özellikler içerir.

3. İnme Riskini Azaltmaya Yardımcı Olabilir

Siyah çay üzerinde yapılan çalışmalardan çıkan diğer bir ilginç sonuç ise inme riskini azalttığıdır. 

10 yıldan uzun süre, 74.961 kişi izlenen bir çalışmada, günde dört veya daha fazla fincan siyah çay içenlerin, çay içmeyenlere göre %32 oranında daha düşük inme riskine sahip oldukları bulunmuştur. 

Farklı çalışmaların değerlendirildiği bir araştırmada ise, günde üç fincandan fazla çay (siyah veya yeşil çay) içen bireylerin, günde bir fincandan daha az çay içenlere kıyasla %21 oranında azalmış inme riskine sahip olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar gözlemsel çalışmalardan geldiği için, doğrulanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

4. Çay kan şekeri seviyesini düşürebilir

Siyah çay, vücutta insülin kullanımını arttırmaya yardımcı olduğu bulunan moleküller içerdiğinden, tatlandırılmamış olarak içildiğinde kan şekeri üzerinde olumlu olan etkiler keşfedilmiştir. 

Hücreler üzerinde, laboratuvar ortamında yapılan bir çalışmada, çayın ve bileşenlerinin insülin arttırıcı özellikleri incelenmiştir. Sonuçlar, siyah çayın insülin aktivitesini 15 kattan fazla arttırdığını göstermiştir. Ayrıca, çayda bulunan epigallokateşin gallat adı verilen bir bileşiğin insülin seviyelerini iyileştirdiği bulunmuştur.

5. Çayda bulunan bileşenler kanser hücreleri üzerinde etkili olabilir

Laboratuvar ortamında yapılan bir çalışmada, çaydaki polifenollerin kanser hücreleri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda siyah ve yeşil çayın kanser hücresi büyümesini düzenlemede ve yeni hücre gelişimini azaltmada rol oynayabileceğini gösterilmiştir.

Bir başka çalışmada ise siyah çaydaki polifenollerin meme kanseri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Siyah çayın, hormona bağlı meme tümörlerinin yayılmasını engellemede yardımcı olabileceği gösterilmiştir.

Siyah çay ve kanser hücreleri arasındaki bağlantıyı daha net bir şekilde belirlemek için, insanlar üzerinde yapılacak daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

6. Odaklanmayı Arttırabilir

Siyah çay, uyanıklığı ve odağı arttırabilen kafein ve L-theanine adlı bir molekül içerir. L-theanine beyindeki alfa aktivitesini arttırırken, gevşeme ve daha iyi odaklanma sağlar.

Çayın zararları

Her gıdada olduğu gibi çayı da fazla tüketmek birtakım olumsuz etkilere neden olabilir. Herkesin metabolizması, genetik yatkınlığı ve alıştığı beslenme düzeni farklı olduğu için, çayın olası yan etkilerinden farklı dozlarda etkilenebilir. Bir başka deyişle, bazı insanlar 3 bardak çaydan sonra bazı yan etkileri yaşamaya başlarken, bazıları 5 bardak çaydan sonra yaşamaya başlayabilir. Bu nedenle kendinize neyin iyi geldiğini kendiniz denemeniz gerekmektedir. 

1. Düşük demir emilimi

Çay, tanen ya da tannik asit adı verilen bir bileşik sınıfı açısından zengin bir içecektir. Tanenler, besinlerde bulunan demire bağlanarak sindirim sisteminden demirin engellenmesine neden olabilir. Bunun sonucunda, vücudunuzda demir eksiliği yaşanabilir. Dünyada gözlenen en yaygın mineral eksikliklerinin başında demir eksikliği gelir. Bu nedenle, düşük demir seviyeleri olanlar çay tüketimine dikkat etmelidir. Özellikle kahvaltıyla birlikte çay içtiğinizde, yediğiniz besinlerdeki demirin faydasını daha az görebilirsiniz.

Çalışmalar, hayvansal gıdalar içerisinde bulunan demirin çay içerisinde bulunan tannik asitle daha az etkileşim içerisinde olduğunu gösteriyor. Buna karşın bitkisel kaynaklardan elde edilen demirin emilimi tanenler tarafından daha fazla engelleniyor. Bu nedenle, vejetaryen hatta vegan diyet uygulayanların, ne kadar çay tükettiğine daha çok dikkat etmesi gerekiyor. 

Çayın içerdiği tannik asit miktarı, çayın türüne ya da nasıl demlendiğine göre değişmekli birlikte, genel kanı 3 fincandan az çayın insanlar için güvenli olduğu yönündedir. Düşük demir miktarına sahipseniz ancak yine de çay içmekten hoşlanıyorsanız, ekstra bir önlem olarak öğünler arasında çay içebilirsiniz. Böylelikle yemek saatlerinde alınan demirin engellenmesi olasılığı azalacaktır. 

2. Artan kaygı, stres ve huzursuzluk ve azalan uyku kalitesi

Çay yaprakları, doğal olarak kafein içerir. Aşırı kafein tüketiminin uykusuzluğa neden olduğu birçok kişi tarafından bilinse de, stres, kaygı ve huzursuzluk duygularının kafeinden kaynaklanabileceği çok az insan tarafından bilinmektedir. 240 ml. büyüklüğünde sıvı alan bir fincana konulan çay, demleme yöntemine göre 11 ila 61 mg. arasında kafein içerebilir. 

Siyah çaylar, yeşil ve beyaz çeşitlerden daha fazla kafein içerir ve çay ne kadar uzun süre demlenirse, kafein içeriği de o kadar yüksek olur. Her ne kadar bazı insanlar kafeine diğerlerinden daha duyarlı olsa da, çalışmalar günde 200 mg’ın altındaki dozların sayılan bu negatif etkilere neden olmadığını göstermektedir.

3. Baş ağrısı

Aralıklı kafein alımı belirli baş ağrısı tiplerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte, kronik olarak kullanıldığında, tam ters etkiler gösterebilir. Nedeni açıklanamayan kronik baş ağrılarında kafein tüketimi göz önünde bulunmalıdır. Bu nedenle çay ya da kahve gibi kafein içeren içecekler bir süre azaltılıp ya da kesilip durumun iyileşip iyileşmediği kontrol edilebilir. 

4. Hamilelik komplikasyonları

Hamilelik sırasında çay gibi kafein içerek içeceklerin yüksek miktarda tüketilmesi düşük ve düşük bebek doğum ağırlığı gibi komplikasyon riskini arttırabilir. 

Hamilelik sırasında kafeinin tehlikeleri hakkındaki veriler hala tam olarak belirlenmemiştir. Yine de hamilelik sırasında günlük kafein alımını 200 mg’ın altında tutmak faydalı olabilecek bir önlemdir. 

Hamileyseniz ve kafein veya bitkisel çay alımınızla ilgili endişeleriniz varsa, sağlık uzmanınıza danışmalısınız. 

5. Sindirim sistemi üzerindeki etkileri 

Çay her ne kadar bağırsak sağlığına faydalı olsa da, özellikle aç karnına tüketilmesi bazı insanlarda bulantıya ve mide yanmasına neden olabilmektedir. Çayın olası zararlarının farkında olarak kendi alımınızı sınırlandırabilir, diyetinizde gereken ayarlamaları yapabilirsiniz. 

Sağlıklı günler dileriz. 

ZEYTİN ÇEŞİTLERİ

Kahvaltıların vazgeçilmezi, mucizevi ve şifa kaynağı zeytinin ülkemizde 50’nin üzerinde türü bulunmaktadır.

Türkiye bir zeytin ülkesi. Akdeniz ikliminin en belirgin meyvelerinden birisi olan zeytinin ülkemizde 50’nin üzerinde çeşidi (Sinonimlerle birlikte) bulunmaktadır

Gemlik Zeytini

1 / 27
Gemlik Bursa, Tekirdağ, Kocaeli, Bilecik, Kastamonu, Zonguldak, Sinop, Samsun, Trabzon, Balıkesir, İzmir, Manisa, Aydın, İçel, Adana, Antalya, Adıyaman ilerini içine alan çok geniş bir coğrafyada yetiştirilir.

Marmara Bölgesi’ndeki ağaç varlığının %80’ini, toplam ağaç sayısının %11’ini oluşturur. Sayı bakımından Memecik ve Ayvalık çeşitlerinden sonra 3. sırada yer alır. Orta kuvvette gelişir. Meyve orta iriliktedir. İyi bakım şartlarında düzenli ürün verir. Verimlidir, kısmen kendine verimlidir. Soğuğa karşı kısmen dayanıklıdır. Çelikle çoğaltılır.

Edremit – Ayvalık Zeytini

2 / 27
Çanakkale, Ege Bölgesi Körfez yöresi, İzmir, İçel, Antalya, Adana, Kahramanmaraş ve Mardin’e kadar uzanmaktadır.

Toplam ağaç sayısının %19’unu, Ege Bölgesinin %25,3’ünü oluşturur. Yağı kimyasal ve duyusal özellikleri yönünden birinci sırada yer alır. Bölgesinde yağlık olarak değerlendirilir. İyi bakım şartlarında kuvvetli gelişir. Meyve orta büyüklükte, orta derecede periyodisite gösterir. Mekanik hasada uygun yapıya sahip, verimi iyi, kendine verimli, soğuğa kısmen dayanıklıdır. Çelikle çoğaltılır.

Memecik Zeytini

3 / 27
Muğla İzmir, Aydın, Manisa, Denizli, Muğla, Antalya, Sinop, Kahramanmaraş, Kastamonu’ya kadar geniş bir coğrafyada yetişir.

Ege Bölgesi ağaç varlığının %50’sinden fazlasını, toplam ağaç varlığımızın %45,5’ini oluşturur. Yağlık ve yeşil sofralık olarak değerlendirilir. Kalite yönünden Ayvalık çeşidinden sonra gelir. İspanyol usulü yeşil zeytine işlenir. Çekirdeklerin çimlenme oranı yüksektir. İyi bakım şartlarında kuvvetli gelişir. Meyveleri iridir. Genelde şiddetli periyodisite gösterir, verimli, kısmen kendine verimli, soğuğa ve kurağa karşı aşırı duyarlı değildir. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Çakır Zeytini

4 / 27
İzmir ve civarı.yağlık bir çeşittir. Yağı kimyasal ve duyusal özellikleri yönünden Ayvalık, Memecik, Memeli ve Erkence’den sonra 5. sıradadır. Yeşil sofralık olarak da değerlendirilebilir. Çok kuvvetli gelişir. Meyve orta büyüklükte, şiddetli periyodisite gösterir. Meyvenin tutunması kuvvetli olduğundan hasadı zordur. Erken meyveye yatar, verimlidir, kısmen kendine verimlidir. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Çelebi Zeytini

5 / 27
İznik, Bursa’nın Gemlik, İznik, Orhangazi, Kocaeli’nin Merkez, Gölcük ve Bilecik’in Merkez, Osmaneli, Gölpınarı ilçelerinde yetişir.

400.000 civarında ağaç sayısı ile Marmara Bölgesi’nin %5’ini oluşturur. Yeşil sofralık olarak değerlendirilir. Orta kuvvette gelişir. Meyve çok iri, kısmen periyodisite gösterir. Orta düzeyde verimlidir. Soğuğa karşı aşırı duyarlı değildir. Aşı ile çoğaltılır.

Çekişte Zeytini

6 / 27
Ödemiş, İzmir’in Kiraz, Torbalı ve Ödemiş ilçeleri, Aydın’ın Nazilli, Sultanhisar ve Yenipazar ilçeleri. 1,3 milyon ağaç sayısı ile toplamın %1,5’ini oluşturur. Genelde yetiştirildiği yerlerde yeşil kırma zeytin olarak değerlendirilir. Çok kuvvetli gelişir. Meyve iri, iyi bakım şartlarında düzenli ürün verebilir. Verimli, soğuğa karşı duyarlı değildir. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Çilli Zeytini

7 / 27
Kemalpaşa, İzmir’in Bornova, Kemalpaşa, Manisa’nın Turgutlu ilçelerinde yetişir.

Toplam ağaç sayısı 70.000 adettir. Çoğaltma sorunu var. Küçük çekirdekli ve etli olan meyveleri yeşil sofralık olarak değerlendirmeye uygundur. Çok kuvvetli gelişir. Meyve iri, periyodisite gösterir. Verimi iyi hasatta meyve kolay berelenebilir. Kısmen kendine verimlidir. Soğuğa karşı aşırı duyarlı değildir. Aşı ile çoğaltılır.

Domat Zeytini

8 / 27
Manisa’nın Akhisar, Turgutlu, Saruhanlı, İzmir’in Merkez, Kemalpaşa, Selçuk, Aydın’ın Merkez, Söke, Karacasu, Kuyucuk ilçelerinde yetişir.

Toplam ağaç sayısının %1,4’nü oluşturur. Yeşil sofralık özellikle dolgu zeytini olarak değerlendirilir. İyi bakım şartlarında kuvvetli gelişir. Meyve iri, iyi bakım koşullarında düzenli ürün verir. Verimli, erken meyveye yatar. Geç sulamalarda soğuğa karşı duyarlıdır. Aşı ile çoğaltılır.

Edincik Su Zeytini

9 / 27
Edincik, Balıkesir’in Bandırma, Edincik ve Erdek ilçeleri.

Toplam ağaç sayısı 30.000 adettir. Siyah sofralık olarak değerlendirilir. Su oranı yüksek yağ oranı düşüktür. Orta kuvvette gelişir. Meyve iri, periyodisite gösterir. Verimi orta düzeydedir. Hasatta meyve kolay berelenebilir. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Eğriburun Zeytini

10 / 27
Gaziantep’in Nizip, Hatay’ın İskenderun, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçelerinde yetişir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ağaç sayısı 300.000 adettir. Siyah ve yeşil sofralık olarak değerlendirilir. Orta kuvvette gelişir. Meyve küçük, periyodisite gösterir. Oldukça verimlidir. -7 derecede dallar zarar görür. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Halhalı Zeytini

11 / 27
Mardin, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş civarında yetişir.

Coğrafi dağılım alanı içinde 2 milyon civarında ağaç bulunmaktadır. Yeşil kırma zeytin olarak bölgede tüketilmekte, geri kalanı komşu Arap ülkelerine ihraç edilmektedir. Siyah sofralık veya yağlık olarak da değerlendirilmektedir. Orta kuvvette gelişir, meyveleri orta iriliktedir. Verimi orta düzeydedir. Kuvvetli periyodisite gösterir. Soğuğa karşı aşırı duyarlı değildir. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

İzmir Sofralık Zeytini

12 / 27
İzmir civarında yetişir.

Yeşil sofralık olarak değerlendirilir. Orta kuvvette gelişir, Meyveleri çok iridir. Çok şiddetli periyodisite gösterir. Verimi düşüktür, Kendine kısırdır. Hasatta meyve kolay berelenebilir. Çelikle çoğaltılır.

Kalembezi Zeytini

13 / 27
Gaziantep’in Nizip ilçesi ve Kilis’te yetişir.

İrili ufaklı ve yağ bakımından zengin meyveleri ile yağlık olarak değerlendirilir. İklime bağlı olarak hurma oluşturabilir. İri meyveleri siyah sofralık olarak değerlendirilir. Orta kuvvette gelişir. Meyveleri çok küçüktür. Periyodisite gösterir. Verimli, soğuğa hassas, aşırı kuraklıkta meyve kalitesi düşer. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Kan Çelebi Zeytini

14 / 27
Gaziantep civarında yetişir.

Olgun meyve ve meyve özsuyu pembe-kırmızı renktedir. Pembe olum döneminde çizme pembe zeytin olarak işlenebilir. Yeşil sofralık olarak değerlendirilir. İyi bakım şartlarında kuvvetli gelişir. Meyveleri çok iridir. Periyodisite gösterir. Verimi iyi, soğuğa duyarlıdır. Çelikle çoğaltılır.

Karamürsel Su Zeytini

15 / 27
Karamürsel, Kocaeli’nin Karamürsel, Gebze, Gölcük ilçeleri ve Bursa civarında yetişir.

Toplam ağaç sayısı 200.000 adettir. Çok az oleaeuropein içerdiğinden işleme sırasında kolayca tatlanır. Yağ oranı düşüktür. Kalamata zeytini adı altında siyah sofralık olarak işlenir. Orta kuvvette gelişir. Meyveleri çok iridir. Periyodisite gösterir. Verimi iyi, soğuğa duyarlıdır. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Kilis Yağlık Zeytini

16 / 27
Kilis, Gaziantep’in Merkez ve Oğuzeli, Şanlıurfa’nın Merkez, Kahramanmaraş’ın Türkoğlu, Mardin’in Cizre ilçelerinde yetişir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ağaç sayısının %52’sini, toplam ağaç varlığımızın %2,8’ini oluşturur. Meyveleri yüksek oranda yağ içerir. Yağ kalitesi yüksektir. Salkım şeklinde ve mercimek iriliğinde meyve oluşur. Hasadı zordur. Orta düzeyde gelişir. Meyveleri çok küçüktür. Verimi iyidir. Mutlak periyodisite gösterir. Soğuğa karşı duyarlı değildir. Çelikle ve yumru ile çoğaltılır.

Kiraz Zeytini

17 / 27
Akhisar’ın Yayaköy kasabası, Manisa civarında yetişir.

Meyve sapı uzun olduğundan hasadı zordur. Olgun meyveleri kiraza benzer. Siyah sofralık olarak değerlendirilir. Kuvvetli gelişir. Meyveleri iridir. Şiddetli periyodisite gösterir. Soğuğa karşı aşırı duyarlı değildir. Çelikle ve aşıyla çoğaltılır.

Manzanilla Zeytini

18 / 27
İspanya’nın Cordoba şehri, İspanya’nın Endülüs Bölgesi, Amerika, İsrail ve Avustralya’da yetişir.

Ülkemize 1974 yılında getirilmiştir. Toplam ağaç sayısı 160.000 adettir. Sofralık olarak değerlendirilir. İspanyol usulü yeşil sofralığa uygundur.Orta kuvvette gelişir ve meyveleri orta iriliktedir. İyi bakım koşullarında düzenli ürün verir. Verimi iyi, kendi kendine yeterli tozlanır. Soğuğa duyarlıdır. Çelikle çoğaltılır.

Memeli Zeytini

19 / 27
Menemen, İzmir’in Menemen, Kemalpaşa, Manisa’nın Turgutlu ilçelerinde yetişir.

80.000 civarında ağaç sayısı bulunmaktadır. Sofralık ve yağlık olarak değerlendirilir. Kalite yönünden Memecik çeşidinden sonra gelir. Kırma zeytin veya İspanyol usulü işlemeye uygundur. İyi gelişir. Meyveleri iridir. Periyodisite gösterir, verimi iyidir. Kısmen kendine verimlidir. Sulanan koşullarda soğuğa karşı duyarlıdır. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Nizip Yağlık Zeytini

20 / 27
Gaziantep’in Nizip, Kahramanmaraş’ın Merkez, Mardin’in Cizre ilçelerinde yetişir.

Güneydoğu Bölgesi ağaç varlığının %38’ini, toplam ağaç varlığımızın %2’ini oluşturur. Yağ bakımından oldukça zengindir. Kalite yönünden Kilis yağlık ve Halhalı’dan sonra gelir. Siyah sofralık olarak da değerlendirilir. Hurma oluşumu görülebilir. Orta kuvvette gelişir, meyveleri irili ufaklıdır ve genelde küçüktür. Periyodisite gösterir. Verimi iyidir. Sıcağa ve kurağa karşı aşırı duyarlı değildir. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Sarı Haşebi

21 / 27
Altınözü, Hatay civarında yetişir.

600.000 civarında ağaç sayısı bulunur. Akdeniz Bölgesi ağaç varlığının %7,5’ini, toplam ağaç varlığımızın %0.7’sini oluşturur. Yağlık ve siyah sofralık olarak değerlendirilir. Hurma oluşumu görülür. İyi bakım şartlarında kuvvetli gelişir, meyveleri küçüktür, verimi düşüktür. Şiddetli periyodisite gösterir. Soğuğa duyarlıdır. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Sarı Ulak

22 / 27
İçel’in Merkez, Erdemli, Gülnar, Adana’nın Seyhan, Kozan, Yumurtalık ilçelerinde yetişir.

500.000 civarında ağaç sayısı bulunmaktadır. Akdeniz Bölgesi ağaç varlığının %6’sını, toplam ağaç varlığımızın %0,6’sını oluşturur. Siyah ve yeşil sofralık olarak değerlendirilir. Kuvvetli gelişir, meyveleri orta iriliktedir. Periyodisite gösterir. Verimi orta düzeydedir. Soğuğa duyarlıdır. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Saurani (Savrani) Zeytini

23 / 27
Altınözü, Hatay civarında yetişir.

500.000 civarında ağaç sayısı bulunmaktadır. Toplam ağaç varlığımızın %0,6’sını oluşturmaktadır. Yağ bakımından zengindir ve yağlık olarak değerlendirilir. Siyah ve yeşil sofralık olarak da değerlendirilir. Orta kuvvette gelişir. Meyveleri küçüktür, periyodisite gösterir. Verimlidir. Soğuğa duyarlıdır. Aşı ile çoğaltılır.

Tavşan Yüreği

24 / 27
Fethiye, Muğla’nın Fethiye, Antalya’nın Akseki ilçeleri, Karaman civarında yetişir.

30.000 civarında ağaç sayısı bulunmaktadır. Özellikle Antalya’da yeşil sofralık, Muğla’da siyah sofralık olarak değerlendirilir. Yağ içeriği düşüktür. Kuvvetli gelişir. Meyveleri çok iridir. Genellikle düzenli ürün verir. Verimi orta düzeydedir. Hasatta meyve kolay berelenebilir. Aşı ile çoğaltılır.

Uslu Zeytini

25 / 27
Manisa’nın Akhisar, Turgutlu, İzmir’in Kemalpaşa, Selçuk, Muğla’nın Merkez, Yatağan ilçelerinde yetişir.

900.000 civarında ağaç sayısı bulunmaktadır. Toplam ağaç varlığımızın %1’ini oluşturur. Meyvelerin tam olgunluktaki parlak koyu siyah rengi ve tadı nedeniyle siyah sofralık olarak tercih edilmektedir. Sulanan koşullarda çok kuvvetli gelişir. Meyveleri orta iriliktedir. İyi bakım şartlarında düzenli ürün verir. Verimi orta düzeydedir. Soğuğa hassastır. Hasatta meyve kolay berelenebilir. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Yağ çelebi

26 / 27
Gaziantep’in Nizip ilçesi, Kilis civarında yetişir.

Yağlık olarak değerlendirilir. Hasat önü meyve dökümü görülür. Orta kuvvette gelişir. Meyveleri iridir. Periyodisite gösterir. Verimi iyidir. Soğuğa duyarlıdır. Aşı ve çelikle çoğaltılır.

Artvin Butko Zeytini

27 / 27
Karadeniz Bölgesinde mikroiklim ortamında yetişir. Akdeniz iklimi dışında nadir yetişen bir meyve olduğu için Butko yöresel olarak ilgi görür.

Çamış, sele ve salamura zeytin olarak adlandırılan çeşitlerin yanında kavrulmuş olarak da tüketilir. Orta kuvvette yetişir. Meyve iri ve periyodisite gösterir.

EVDE YAPA BİLECEĞİNİZ 20 ADET PASTA TARİFİ

Bir dilimiyle insanı mutluluğun en üst katına çıkaran, çayın yanına en çok yakışan, ister bol çikolatalı olsun ister renk renk meyveli olsun insana nefis keyifler yaşatan pastaları hep çok sevdik. Ama hep hazır, hem pastaneden oradan buradan, nereye kadar?

Enfes pastalar yiyebilmek için profesyonel pastacılara, pastanelere aslında çok da ihtiyacınız yok. İsterseniz evde de mükemmel pastalar hazırlayabilir, sevdiklerinizi, misafirlerinizi mutlu edebilirsiniz.

Hatta yiyenlerin evde yaptığınıza asla inanmayacağı, dışarıdan aldığınızı sanacağı pastalar var. Hiç bildiğiniz pastalara benzemiyorlar, tadıyla/sunumuyla insanı kendine hayran bırakıyorlar. Çok havalılar.

Ve o sizin ellerinizden çıkacak. Daha güzel, daha havalı ne olabilir ki?

Not: Ev yapımı pastalar hakkındaki tüm tüyolara şu içeriğimizden ulaşabilirsiniz.

Ballı ballı: Medovik pasta

Medovik Pasta Tarifi

Rusya ve Doğu Avrupa taraflarından soğuk hava dalgası değil bir lezzet dalgası geliyor. Yani bir nevi Rus pastası, Medovik. Ayrıca ballı hamurundan dolayı ballı pasta da deniyor. İsmi ne olursa olsun sonuç belli: Kat kat lezzet ve mutluluk.

Sekiz kat lezzet: Medovik pasta

Onları şaşırtın: Ispanaklı pasta

Yemyeşil bir pasta düşünün. Hatta dünyanın en güzel yeşilinden kaplanmış bir pasta. İçinde ise en güzel sebzelerden ıspanak olsun. Çok ciddiyiz. Tadı da öyle güzel ki hemen denemek isteyeceksiniz.

Şimdi tam zamanı: Ispanaklı pasta tarifi

Bir balerin kadar zarif: Pavlova

Pavlova Tarifi

Avusturya’dan çıkan pavlova zarif olduğu kadar da hafif bir pasta. Görünümüyle kalpleri eriten pavlova karamel ve muzun verdiği tatla da mideleri mutlu ediyor.

Bu ne güzellik?Pavlova tarifi

Gören herkes ona hayran: Bisküvi tabanlı irmik pastası

Tabanını bisküviden yapıp cheesecake kıskandırıyor, üzerine irmiğin başrolü kaptığı efsane bir tatlı hazırlıyoruz. İkisini bir araya getirdiğimizdeyse dilim dilim yenecek efsane bir pastaya imza atmış oluyoruz.

Tarifini çok soran olacak: Bisküvi tabanlı irmik pastası tarifi

Yaz keyfi: Karpuz pasta

Bu tarifte bildiğiniz pasta tabanları yok, aksine karpuz var. Evet yazın en sevdiğimiz meyvesi bol sulu karpuzdan bahsediyoruz. Bütün bir karpuzu şekillendirip krema ile kapladıktan sonra herkesi şaşırtmaya var mısınız?

Kolaydan kolay: Kedidili pasta

Kedidili bisküvilerden destek alarak kolayca hazırlıyor, onu mis kokulu çilekler ve nefis bir kremayla bir araya getirerek lezzetini katlıyoruz. Ortaya karşısına geçip dakikalarca izleyebileceğiniz bir güzellik çıkıyor.

Bu pasta bildiğiniz gibi değil: Yoğurt pastası

Dokusu ve lezzeti nedeniyle cheesecake’e benziyor ama ondan çok daha hafif bir lezzet olarak çay saatlerinde boy gösteriyor. Onunla henüz tanışmadıysanız…

Böyle bir yumuşaklık yok: Muzlu pamuk pasta

Biz ona “pamuk pasta” dedik, zira kekinin yumuşaklığı sayesinde damaklarda öyle yumuşacık bir tat bırakıyor ki bu ismi sonuna kadar hak ediyor kendisi.

İçi yanıyor: Red velvet (Kadife dokulu, kırmızı) pasta

Yurt dışında düğünlerin son yıllardaki trendi bu içi kadife dokusuna sahip pasta. Biraz zahmetli ama iki katlı bu pastayı kesip o kırmızılığın tadına bakınca tüm emeklerinize değecek.

Çikolatayı yalnız bırakmak istemeyenlere: Portakallı çikolatalı pasta

Yanlış anlaşılmasın çikolatalı pastaları çok severiz ama dedik ya bu kez farklılık yaratma peşindeyiz. O zaman çikolatayı yalnız bırakmasak, bu kez onu, ona en çok yakışan isimlerden biriyle, portakalla bir araya getirsek ya…

Toplam 15 dakikada hazır: Pratik yanardağ pasta

Adını tahmin edebileceğiniz gibi bu şahane görüntüsünden alıyor, yapımı çok zor gibi gözükse de aslında toplam 15 dakikada hazır olmasıyla gönüllerde taht kuruyor.

Az zamanda dev lezzetler hazırlamak mümkün: Pratik yanardağ pasta tarifi

Bir tencere, bir tava yeter: Tavada köstebek pasta

Fırın olmadan da pasta yapabileceğinizi söylesek? Üstelik en sevdiğimiz pastalardan biri olan köstebek pastayı tavada çok kolayca hazırlayabileceğinizi söylesek? Siz isterseniz her şey mümkün!

Çıkarın reçel kavanozlarını: Reçelli pasta

Reçelli Pasta Tarifi

Reçeli yalnızca sabah kahvaltılarında değerlendirmek olmaz, pastayı hep çikolatayla, kremayla, haydi bilemeniz taze meyvelerle hazırlamak hiç olmaz. Arada farklılık yapmalı, reçel kavanozlarını çıkarıp işe koyulmalı.

10 dakikada da pasta hazırlanır: Dondurmalı pasta

Dondurmalı Pasta Tarifi

Canınız pasta istediğinde ama mutfakta saatlerce uğraşmak istemediğinizde aklınıza o gelsin. Hazır rulo pastalardan aldığımız destekle ortaya 10 dakikada bambaşka bir pasta çıkarıyor…

Bağımlılık yapar: Kubbeli pasta

Kubbeli Pasta Tarifi

İçindeki dev muhallebi dolgusuyla herkesi şaşırtacak, Hindistan cevizi ve çikolatanın uyumuna bir kez daha aşık edecek bir pasta o.

Kim üzdü onu: Ağlayan pasta

Ağlayan Pasta Tarifi

Kakaolu ıslak keke ne kadar bayılıyorsanız şimdi onu ikiyle çarpın. Çünkü ağlayan pastayı tattığınız anda hissedeceğiniz şey tam olarak bu olacak.

Lezzet kombosu: Pancakeli frambuazlı mozaik pasta

Bildiğiniz mozaik pastaları unutun. Toz Antep fıstığıyla hazırlanan pancakeler düşünün, sonra onların frambuaz ve eritilmiş çikolatayla bir araya geldiğini. Sonra da doğru mutfağa… 🙂

Milföy hamurunun tüm pratikliğiyle: Külah pasta

Külah Pasta Tarifi

Kendisi porsiyonluk pastaların en farklısı, en lezzetlisi olacak, milföy hamurunun tüm çıtırlığı ve pratikliğiyle tarif defterlerinizdeki yerini hemen alacak.

Kalabalık misafirler için ideal: Şarlot pasta

Şarlot Pasta Tarifi

Kekinden muhallebisine kadar her aşamasını evde hazırladığımız el emeği, göz nuru bir pasta tarifi bu. Üstelik çok da pratik. Denememek için bir neden göremiyoruz.

Çok havalı: İncirli pasta

İncirli Pasta Tarifi

Görüntüsüyle, lezzetiyle, sunumuyla yapabileceğiniz en havalı pastalardan biri o. İncir mevsimini dört gözle bekleme sebebi olur.



https://yemek.com/farkli-pasta-tarifleri/

İYİ PASTA YAPMANIN PÜF NOKTALARI

Pasta Tarifleri ve Ev Yapımı Pastaları Güzelleştiren Püf Noktaları….

Beş çayını şenlendiren, günü güzelleştiren, kreması dolgun, meyvesi endamlı, çikolatası bol pastaları bulduğumuz yerde affetmedik, sildik, süpürdük. Afiyetle yedik. Hep hazır, hep hazır. Nereye kadar?

Düğün pastası hazırlamaktan ortaya bir sanat eseri çıkarmaktan bahsetmiyoruz, profesyonel pastacılara saygımız sonsuz. O ayrı bir yaratım ancak ev yapımı iki hatta üç katlı (oldu olacak düğün pastası yapalım) bir dilimi bile övgüleri toplayacak lezzetli pastalar hazırlamak sanıldığı kadar zor değil. Kremayı çırpıp, meyvelere şekil verirken saatlerin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Ortalık biraz dağılabilir kabul ancak krema, çikolata ve kek kırıntısı bulaşmış öte beriyi toplamak bile bir o kadar eğlenceli.

Evde pasta yapımını ve yapabileceğiniz pasta çeşitlerini öğrenince zaten siz de mutfağa koşmak isteyeceksiniz. Kolları sıvayın, zamanı durdurup renkler ve kokular arasında kaybolun.

Görkemli bir pastanın ana damarı pandispanya ya da sünger kek nasıl yapılır?

Sünger Kek Tarifi

Sünger Kek Tarifi

O olmadan pastayı unutun, o sönük, içine kapanık ve taş gibi sert olursa pasta hazırlamayı yine unutun. Hazır satılan kek tabanlarını kullanarak ev yapımı pasta hazırlamış olmazsınız. Uflamak, puflamak yok. Sünger keki de yapabiliriz, elinizi korkak alıştırmayın.

Peki, bu pandispanya ne demek?

Efendim, pandispanya; sizin sevgiyle hazırlayacağınız (daha hazırlamadık, durun) kremayı sarıp sarmalayacak, ayakta tutacak yapı taşı. Evin direği. İki ya da üç katlı pastalar hazırlamak için; tariflere göre içerisine konulan malzemelerin oranları bir parça değişiklik gösterse de puf gibi kabarması, içinin göz göz olması ve yağsız olması “bizimlesin” dedirtecek kriterler arasında.

Rulo pastalar için durum biraz daha farklı. Onların hazırlığında yağlı kağıt üzerinde boylu boyunca uzanmalı kek harcımız. Pastanızın son şekli ve tarzı nasıl olursa olsun pandispanyasını hazır etmenin altın kuralları olduğunu unutmayın.Pasta Pandispanyası

Pandispanya Tarifi

Puf gibi kabarmış pandispanya ya da sünger kek hazırlamanın püf noktaları

Özene bezene hazırlamak şart. Tarifler sizi mutluluğa götürecek yolda rehberiniz olacak ancak pasta yapmaya karar verdiyseniz kullanacağınız bütün malzemeleri öncesinde oda sıcaklığında bekletmelisiniz. Varan 1 cepte.

Puf gibi kabaran kekler için: Yumurta sarısı ve beyazını ayrı ayrı çırpın

Beyazı ve sarısı tek tek, ayrı kaplara ayrılan yumurtalar kontrol edildikten sonra karıştırma işlemine geçilmeli. Akın içine sarı, sarının içine beyaz karışmamalı (yok öyle her iyinin içinde bir kötülük).

Yumurta beyazları, kıvam alıp katılaşana kadar çırpılmalı. Diğer malzemeler yumurta sarılarına eklendikten sonra her ikisi bir tahta kaşık ya da spatula kullanarak harman olmalı. Bu aşamada miksere elveda.

Kafalar karışmasın: Karbonat pastalarda kullanılır mı? Kabartma tozu pastayı nasıl kabartır?

Kabartma tozu; karbonat, nişasta, krem tartar gibi malzemeleri içeren bir karışım. Karbonat öyle mi? O, sıvı halde ve asit içeren (yoğurt, sirke, limon suyu gibi) bir madde ile karıştırıldığında harekete geçer ve karbondioksit kabarcıkları oluşur. Fırına girdiğinde sıcak hava, kabarcıkları büyütüp kekin kabarmasını sağlar.

Bu ikili birlikte kullanılırsa; kabartma tozu kabartma işlemi için, karbonat ise asitliği düzenlemek için çalışır. Malzeme listenizde yoğurt, limon suyu gibi ürünler yoksa kabartma tozuna göz kırpın. Bu arada yoğurt nasıl olmalı? Süreniz doldu. Elbette oda sıcaklığında olmalı ki kabarmayı engellemesin.

Buraya dikkat: Pasta malzemeleri nasıl kullanılır?

Kullanacağınız bütün yaş pasta malzemelerinin taze olması gerektiğini elbette biliyorsunuz, ama biz yine de bunu hatırlatarak başlayalım. Sonrasında pasta tariflerinde verilen ölçülere sadık kalmanızın önemli olduğunu da belirtelim. Hatta o kadar önemli ki kullanacağınız yumurtaların boyutu bile hazırladığınız pandispanyanın kıvamını etkiler.

Kabartma tozu ve un gibi katı malzemelerinse hepsi ayrı bir kaba elenip sonrasında kek harcına katılmalı. Un eklendikten sonra lastiksi bir yapı oluşmaması adına çok fazla karıştırılmamalı. Kıvam tarife göre değişiklik gösterse de genel olarak boza kıvamında olmalı. Un az kaçarsa kek çöker, dışı kabuk olur. Aman dikkat! Küçük bir püf: Keke eklenecek undan iki yemek kaşığı kadar un çalıp onu buğday nişastasıyla destekleyin, aramızda 

Çok şekil: Pasta kalıbı nasıl kullanılır?

https://yemek.com/tarif/cilekli-pasta/ | Çilekli Pasta Tarifi
Tarifi iyice okuyun. Pişirme önerilerinde bir yerde kalıp ölçüsünden bahsedecektir. Yuvarlak ve katlı pastalar hazırlamak için sıkı kapanan kelepçeli kek kalıpları oldukça uygun. Kalıp tarifle doğru orantılı olursa küçük kalma ya da kalıptan taşmanın önüne geçersiniz.

Pişirme işlemi öncesinde kalıbın her tarafı tereyağıyla yağlandıktan sonra hafif bir şekilde unlanmalı ya da kat izleri oluşmamasına dikkat ederek yağlı kağıtla kaplanmalıdır. Alüminyum folyo son tercihiniz olsun. Parlak olan kısmı mümkünse kek harcına ya da pişireceğiniz ürüne değmesin. Kaba aktarılan kek harcı kalıbın tamamını kaplamasın. Kalıbın ¼’ü oranında boşluk kalması idealdir.

Sıcaklık mühim: Pandispanya yaparken fırın ayarı nasıl olmalı?

pandispanya yaparken fırın ayarı nasıl olmalı

pandispanya yaparken fırın ayarı nasıl olmalıÇoğu pandispanya tarifi önceden ısıtılmamış fırında ve normal keklere oranla 10-20 derece daha düşük ısıda pişirilir. Normal kek pişirme aralığı fırın tiplerine göre değişiklik gösterse de 170-180 derece arası düşünülebilir.

En kritik zaman ilk 20-25 dakika. Sabredin, fırının kapağını asla açmayın. Yağlı kağıt üzerinde pişen pandispanyalar ılık halde kırılmadan kolaylıkla sarılabilse de kekleri sıcağı sıcağına kalıplarından çıkartmaya çalışmayın. Biraz dinlensin, deyim yerindeyse demlensinler. Pişirme işlemi sonrasında fırının kapağını hafif aralayın. Isı aniden değişmesin. Dış ortama bir alışsın, sonrasında işiniz daha kolay.

Biraz sabır: Pandispanyayı piştikten sonra hemen kullanmayın, dinlendirin

Fırından çıkan pandispanya, oda ısısında soğuduktan sonra bir tülbent ya da streç filmle sarıldıktan sonra buzdolabında bir gün boyunca beklesin. Hatta buzlukta bile dinlenebilir, sonrasında katlara ayrılır. Hiçbir sakınca yok. Onu, keskin bir bıçak yardımıyla dikkatlice katlara ayırmaya ya da profesyonel bir pasta tabanı dilimleyicisi ile kesmeye dikkat edin.

Sahi, pasta kreması nasıl yapılır?

Pandispanya puf gibi kabardı, üzeri hafif kızardı. Soğudu ve dinlenmeye alındı. Pastanın olmazsa olmazlarından bir diğeri krema ve süsleme hazırlığındayız. Pastanızı hangi zevke ve hangi amaca uygun olarak hazırladığınızı unutmayın. Konumuz bir yaş günü ya da özel bir kutlama değilse meyveli bir pastayı meyve parçalarıyla, çikolatalı bir pastayı çikolata, fındık, fıstık ilavesiyle hazırlamak yerinde olur. Pastamızda en çok ne görmek istersiniz? Krem şanti, yağlı krema, pastacılık kreması, ganaj, çikolatalı krema…

Pasta kreması yapımında en büyük kolaylık: Krem şanti tarifi

Herkes sevmez tadını ama mutfaklarda can kurtaran krema olarak bilinir. Sıvı ve toz halde satılır. Esasen bir paket toz krem şanti, bir su bardağı soğuk sütle çırpıldıktan sonra soğuyup sertleşmesi için buzdolabında bekletilir. Bir parmak çalıp tadına bakmak adettendir.

Hazır pastadan farksız pastalar için: Pastacı kreması tarifi (creme patisserie)

Ekler pastaprofiterolAlman pastası gibi tariflerin atar damarı bolca yumurta sarısının boy gösterdiği krema çeşidi. Çok da lezizdir ayrıca. Sağlıklı, koyu ve afiyetli bir dolgu malzemesidir. 3 yumurta, yarım su bardağı toz şeker, 1,5 su bardağı un, 1 litre süt, 1 paket vanilya ve 100 gram tereyağ ile puding gibi pişirilir. Nasıl pişirildiğini detaylıca görmek isteyenleri şöyle alabiliriz.Pastacılık Kreması

Pastacılık Kreması

Yoğun tat arayanlara: Yağlı krema tarifi

Krem şantiyi kıvamsız bulanlara önerilebilir. 22-26 cm.lik bir pasta tabanı için; 100 gram oda sıcaklığında bekletilen tereyağının krema haline gelene çırpıldıktan sonra 200 gram pudra şekeri ve 1 tatlı kaşığı suyla kıvam alana kadar çırpılması ve soğutulduktan sonra kullanılması önerilir. Kakaolu istenirse kakao eklenir, daha yoğun bir tat için mousse (mus) kreması yapılır.

Bkz: Mus Kremalı Pasta

Çünkü çikolataya doyulmaz: Çikolatalı krema tarifi

Yağlı kremaya eritilmiş çikolata eklenebileceği gibi benmaride eritilmiş bitter çikolata, ılındıktan sonra iki katı ağırlığında sıvı kremayla çırpılırsa bu lezzet elde edilir. Sonrasında ver elini çikolatalı pasta.

Beyaz ya da siyah fark etmez: Ganaj tarifi

Ganaj Kremalı Pasta

Ganaj Kremalı PastaPastacı kreması ya da yağlı kremayla ara dolgusuna kavuşan çoğu pastayı alabildiğine sıvamak için kullanılır. Çikolatanın kalitesi, kakao oranı ve tazelik durumu sonucu doğrudan etkiler. Çikolatalı bir ganaj için; tarifler göz önünde bulundurularak bire bir oranda krema ve bitter çikolata kullanılabilir. Kaynama noktasına gelmeden ısıtılan kremaya çikolata parçaları katılır, erimesi için sürekli karıştırılır. Oda ısısına geldikten sonra mikserle karıştırılır ve pastanın üzeri sıvanır. Sütlü ya da beyaz çikolata kullanılacaksa krema oranı azaltılmalıdır.

Tatlar buluşsun: Pastaya şekil verme ve pasta süsleme

pastaya şekil verme ve pasta süsleme

pastaya şekil verme ve pasta süslemePandispanya katlara ayrılmak üzere soğudu, krema kıvam alması için buzdolabında bekliyor. Sıra geldi son aşamaya. Pandispanyayı öğrendiğimiz üzere dikkatlice katlarına ayırıyoruz. İşte o an!

Katlara ayrılan pandispanyanın her katı muntazam olmalı, en üst dilim hafif bombe yaptıysa üzeri traşlanmalı. Pandispanya katları çok az su ya da sütle dikkatli bir şekilde ıslatılmalı. Üzeri sıcak değil soğuk kremayla kaplanmalı ve krema katı çok yüksek olmamalı.

Meyve dilimleri eklenecekse meyveler taze, zedesiz, sulu ise suyu süzdürülmüş olmalı. Hiçbir dış kuvvet kremanın kıvamını bozmamalı. Kuru yemişler dikkatlice ayıklandıktan sonra eklenmeli. Meyveler kremaya gömülmek yerine kenarlardan gözükmeli ve ben burdayım demeli.

Geldik en eğlenceli kısma: Pasta süsleme

Pastanın üzeri kapatıldıktan sonra üzerindeki pütürler temizlenmeli. Üzeri çok kuru kalmış ise hafif bir şekilde ıslatılmalı. Çok az bir kremayla üstü incecik sıvandıktan sonra arzuya göre hazırlanan ganaj ya da çikolatalı krema gibi cila malzemesiyle sıvanmalı. Bu aşamada uzun ve geniş bir pasta spatulası kullanılmalı. Üzeri minnak pasta süsleri, inciler, çikolata ya da meyve taneleriyle süslenmeli. Kısacası, yaratıcılığınızı konuşturacağınız, dilediğiniz malzemeleri ekleyebileceğiniz bu aşama, pasta kremanızı doğru bir şekilde sıvamanıza bağlı.Ev Yapımı Doğum Günü Pastası

Ev Yapımı Doğum Günü Pastası

Altına yerleştirilen geniş spatula yardımıyla servis tabağına alınan pasta etrafına bulaşan kremalar sıvanır. Podyuma alınan pasta alkışları topladıktan sonra başına geleceklerden habersiz bir şekilde son selamını verir. Bu gururu yaşamaya fırsat verilmeden dilimlenir ve afiyetle mideye indirilir.

Minnoş, sıra dışı ya da zarif ama hepsi leziz: Yaş Pasta tarifleri

Pandispanya yapımından, krema çeşitleri ve hazırlığına kadar püf noktalarını öğrendiğimiz, resmen soy ağacını çıkardığımız kat kat kremalı kekleri, ev yapımı doğum günü pastalarını hazırlamak için bir bahaneniz kaldı mı? Bizce hayır. Artık sizden pasta isteyen arkadaşlarınızı kırmayın olur mu? Hadi gelin birlikte hangi pastayı yapacağınıza karar verelim şimdi.

Bol bol: Kremalı pasta tarifleri

https://yemek.com/tarif/cilekli-pasta/ | Çilekli Pasta Tarifi

Yumuşacık kremasından hem aralarına hem de üstüne bol bol koyarak kremaya doyacağınız çilekli bir pastayla mevsimi yaklaşan ve yavaş da olsa tezgahlarda boy göstermeye başlayan çileğe olan özleminizi giderebilirsiniz. Çileğin mis kokusunu şimdiden hissedenleri çilekli pasta tarifimize doğru alalım.

“Çilek değil de şöyle bol kremalı, kakaolu bir pasta olsa ya” diyenler, sizi de unutmadık. Ortası akışkan kremayla, üzeri bitter çikolatalı ganaj kremayla kaplı pastamızla damaklarınız şölen yaşayacak. Yapılacağı anı bekleyen bol kremalı kakaolu pasta tarifimiz için böyle buyurun.

Çikolata düşkünleri için de adı hüzün veren ama tadı mutluluğa koşar adım götüren ağlayan pastamızla geldik. Üzerinde süzülen çikolata sosu, kreması ve bademleri yetmezmiş gibi bir de ıslatılmış kekten oluşan bu ağlayan pasta tarifi kaçırılmayacak güzellikte.

Hem enfes hem pratik pasta da var: Kolay pasta tarifleri

Meyveli Milföy Pasta Tarifi

Meyveli Milföy Pasta Tarifi

Pastaların en uğraşsızı meyveli milföy pasta, kolay pasta tarifi arayanların gözdelerinden. Milföyün çıtırlığını kremanın lezzetiyle buluşturan bu tarifi, sevdiğiniz meyveler ve pudra şekeriyle tatlandırınca da ortaya şahane bir tatlı çıkıyor. Aniden gelen tatlı krizlerine çözümü meyveli milföy pasta tarifinde bulabilirsiniz.

Kolay pastaların en kolayı, en sevileni köstebek pastayı da unutacak değildik. Daha kolay nasıl yapılır diye düşündük, tavada köstebek pasta hazırladık. Bir de üstüne onun için tarif vermek yetmez dedik enfes bir video hazırladık. Tavada köstebek pastanın videolu tarifi için sizi şöyle alalım.

Porsiyonluk minnoş bir pasta peşindeyseniz mutluluğu çilekli kolay pastada da bulabilirsiniz. Dört bir yanını rendelenmiş beyaz çikolata ve hindistan çevizi ile kapladığımız, üzerine çilekler kondurup renklendirdiğimiz çilekli kolay pasta tarifimize bayılacaksınız.

Pratiklikten de öte: Bisküvili pasta tarifleri

mozaik-pasta-tarifi

Çocukluğumuzun en bir sevdiğimiz anılarında yer eden mozaik pasta, pötibör bisküvi ve kakaonun yıllara meydan okuyan aşkı adeta. 15 dakikada hazır edebileceğiniz bu tatlı ile konu komşuya hamaratlığınızı gösterebilir, çat kapı gelen misafirlerinize en leziz cevabı verebilirsiniz. Bu tarz ani durumlarda yanınızda olmak için de mozaik pasta tarifini şöylece bırakıyoruz.

Kedi dili bisküvisinin mutfaklardaki kurtarıcılığını da unutmamak gerek. Onla ne güzel tiramisular yaptık bunca zaman. Şimdi yine onun pratik kullanımından yararlanıyor ve bakınca bile iştah açan muhteşem bir pasta yapıyoruz. Nasıl yaptığımızı görmek ve hemen yapmaya başlamak için kedi dili bisküvili pasta tarifimize göz atabilirsiniz.

Bu da video bonuslu pişmeyen bisküvi pastamız:

Bana daha çikolatalı bir pasta lazım derseniz halley, kuru meyveler, ceviz içi ve sıcak çikolata sosu ile yaptığımız pastamız da var. Üstelik sadece tadıyla değil pratikliğiyle de gönlünüzü çalacak bir pasta bu. Merak ettiyseniz halley bisküvili pasta tarifimize doğru alalım sizi.

Kıvır kıvır: Rulo pasta tarifleri

Kestaneli Rulo Pasta Tarifi

Kestaneli Rulo Pasta Tarifi

Artık rulo pastaları marketlerde bile bulabilirsiniz, doğru. Ama hiçbiri evde bol kremayla, yumuşacık kekle yaptıklarınızın yanından bile geçemez. Hele de şöyle bol kestaneliyse o pasta, yemelere doyulmaz. Üzerine bol bol kestane parçaları koymanızı şiddetle önerdiğimiz kestaneli rulo pasta tarifi, sofralara çıkmaya hazır.

Klasik lezzetleri sevenleri de es geçmedik, Rulo pastayı o kendine çok yakıştırdığı muzla yaptık. Yine bir harika oldu. Pastanelerle kapışacak muzlu rulo tarifimize göz atarak siz de evinizde harikalar yaratabilirsiniz.

Rulo pasta zaten şekliyle insanı cezbediyor ama yine de daha farklı bir pasta arayışındaysanız görünce insanı kendine hayran bırakan desenli rulo pastayı mutlaka deneyin. İşte gıda boyası kullanmadan hazırladığımız desenlerle eğlenceyi damaklarımıza kadar taşıyan desenli rulo pasta tarifi.

Hayalleri süsleyen pastalar bunlar: Çikolatalı kolay pasta tarifleri

Çikolatalı Krep Pasta Tarifi

Çikolata söz konusu olunca bazen ne sadece çikolata yemek ne de pudingler, kekler, dondurmalar dindirebilir içindeki çikolata yeme isteiğini. İşte tam da bu anlar için hızlıca hazırlayabileceğiniz, akışkan çikolatalı kremayla donatabileceğiniz krepten bir pastamız var bizim. Öyle güzel ki bizi ancak çikolatalı krep pasta tarifini denediğinizde anlayabilirsiniz.

Pandispanya yapmaya her zaman vaktiniz olmayabilir ama her an canınızın çikolatası bol bir pasta istemesi münkün. O zaman ne yapıyoruz? Kakaolu bir hazır pasta tabanı kullanıp mus kreması hazırlıyoruz. Krem şanti ve muzun da gücünden yararlanıp şahane bir pasta yapıyoruz. Ayrıntılı bir şekilde öğrenip hemen yapmak isteyenleri mus kremalı pasta tarifimize bekleriz.

Peki ya, kağıt helvadan pasta yapmayı düşünmüş müydünüz desek? Biz düşündük, hemen de denedik ortaya nefis bir lezzet çıktı. Siz de yapın, canınız çikolatalı kolay bir pasta isterse hemen yiyebilin diye kağıt helva pastasının videolu tarifini hazırladık.

Ve son olarak, bütün pastayı bir seferde bitiremeyenlere: Pasta nasıl kesilir?

Bugüne dek hep pastadan üçgen dilimler keserek paylaştık pastamızı. Kalan kısmı da ister istemez kurumaya terk ettik. İçindeki misler gibi pasta kreması ayrı, pandispanyası ayrı kurudu, ikinci dilimlerimizin tadı hep ilkleri arattı.

pasta-nasil-kesilmez-carpi

Şimdi, birkaç dilim alıp buzdolabına kaldırdığınız o pasta nasıl kurumaz, bunu anlatacağız. İlk olarak pastanın ortasından en uzun dilimi kesiyoruz, ardından pastanın kalan iki parçasını birleştiriyoruz.

pasta-nasil-kesilir-1
pasta-nasil-kesilir-3

Ertesi gün pastadan tekrar yemek istediğimizde, bir önceki gün kestiğimiz parçayı dikine kesecek şekilde yeniden kesiyor ve kalan 4 parçayı yeniden birleştiriyoruz. Pasta, minik dilimler haline gelene kadar aynı yöntemi tekrarlıyoruz.

pasta-nasil-kesilir-5
pasta-nasil-kesilir-8

Ev yapımı pastaları güzelleştiren püf noktalarına bir de infografik olarak bakalım

ev-yapimi-pasta-puf-noktalari-infografik
https://yemek.com/pasta-yapimi-tarifleri/

Kuruyemişin Bilinmeyen Faydaları

Kuruyemişin Bilinmeyen Faydaları

Bu gün pek çoğumuzun severek tükettiği, elinin altından eksik etmediği kuruyemişler üzerinde duracak, faydalarını öğreneceğiz. Bu sayede çeşitli kuruyemişler hakkında yazılıp çizilen “zararlıdır kilo aldırır” vs. türünden yanlışlarıda zihinlerden temizlemiş olacağız. Zira yanlış yönlendirmeler neticesinde bir çok insan esasen kendisi için çok faydalı olacak ve her gün belirli oranlarda tüketince yararlarını göreceği kuruyemiş nimetinden uzak kalmaktadır.

Kuruyemişler yanlış bilinenlerin aksine genel olarak protein, vitamin, karbonhidrat ve mineraller açısından oldukça zengin olan ve vücudun direncini artırmada yüksek oranda yardımcı besin kaynaklarıdır. Özellikle kilo sorunu olup kilo vermek isteyenler açısından hiç tereddütsüz tercih edilmelidir. Zira gün içinde belirli aralıklarla yiyeceğiniz bir avuç fındık yada fıstık sizin vitamin ve minarel ihtiyacınızı karşılıyor, sizi zinde tutuyor ve aynı zamanda sebep olduğu tokluk hissiyle kilo vermenize çok büyük oranda yardımcı oluyor.

İşte Kuruyemişler ve Faydaları

Fındık

Kuvvet vericidir. Aynı zamanda yüksek kolestrolün düşürülmesinde çok etkindir. Kalsiyum, demir, karbonhidrat, yağ ve çinko ile metabolizmayı ciddi anlamda düzenler. E vitamini açısından oldukça zengindir. Kemik gelişimi ve güçlenmesinde etkindir. Kansızlığa karşı koruyucu görev yapar. Kanser oluşumuna engel olur. Dahası halihazırdaki bir kanser oluşumunu etkisiz hale getirmek için çalışır ve vücudu ciddi anlamda korur.

Badem

Omega 3 yönünden çok zengin olan ve faydaları bilinenden çok fazla olan baden zihni yorgunluğu gidermede çok faydalıdır. Böbrek ,mesane, tenasül yolları iltihaplarını önlemede çok etkindir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarına karşı ağrı kesici hafifletici etkisi vardır. Kalp ve damar güçlendiricidir.Tansiyonu düşürücü etkisi vardır. Şeker hastalığı riskini son derece azaltır. Tam bir sağlık deposu olan badem aynı zamanda adet dönemlerinde ortaya çıkan kan şekeri düşüklüğüne engel olur. Kemikleri güçlendirir. Düzenli kullanıldığı takdirde beyin hücrelerinin yaşlanmasını yavaşlatır. Besleyiciliği, tokluk hissi vermesi ve iştah kesici özellikleri ile kilo vermede çok etkin olan badem aynı zamanda cinsel güçsüzlüğe karşıda faydalıdır.

Antep fıstığı

İçeriğinde kolesterol barındırmayan antep fıstığı kandaki kolesterol seviyesinin düşürülmesinde oldukça etkindir. Kalp hastalıkları riskini azaltır. Göğsü yumuşatır. Öksürük kesicidir. Düzenli olarak günde bir avuç tüketimi sonucunda bedeni güçlendirir. Zihin gücüne sebep olur. Protein yönünden etten daha ileridedir. Kan şekerini düzenler. Kilo aldırmaz. Çocukların zeka gelişiminde çok etkilidir. Damar tıkanıklığını engelleme özelliği keşfedilmiştir.

Yer fıstığı

Baklagiller familyasındandır. Bedeni ve zihni gücü yüksek oranda artırır. Göğsü yumuşatıp, öksürük söktürür. Cinsel gücü artırmada etkendir. Kemik ve kasları güçlendirir. Mide rahatsızlıklarında etkilidir. Kolesterolü düşürür. Kalp sağlığı için son derece faydalıdır. Kansere karşı koruyucudur. Böbrek ve safra kesesi ağrılarında kullanıldığı takdirde iyi gelir. Hem besleyici hem aynı zamanda enerji vericidir. Bağışıklığı güçlendirir.Unutkanlık yani Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır.

Beyaz leblebi

Mide suyunu çeker. Kilo vermek için kullanılabilecek harika bir kuruyemiştir.Tokluk hissi verip açlığı bastırır. Yok denecek oranda yağ içerir. Midedeki asit fazlasını emip yok eder. Emzirme durumundaki annelerin anne sütünü artırmada çok etkilidir.

Sarı leblebi

Nohutun kavrulması neticesinde ortaya çıkar. Vücudu kuvvetlendirici özelliği vardır. Anne sütünü artırmada yardımcıdır. Reflü ve gastrit gibi mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir. Ağrısız bir mide için düzenli olarak tüketilmesi gereklidir. (Sigaradan uzak durulmalı) Tokluk hissi vererek zayıflamaya yardımcı olur. Bel ve diş ağrıları için tercih edilesi bir kuruyemiştir. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcıdır. Ses kısıklığına engel olur kısılan sesin açılmasında çok yardımcıdır.

Ayçekirdeği

Bilinenin aksine ayçekirdeği bir çok faydayı içinde barındırır. günlük 50 – 100 gram ayçekirdeği bir insanın E vitamini ihtiyacının hemen hemen hepsini karşılar. Kan dolaşımının korunmasında çok etkilidir. İçeriğindeki yağ damar sertliğine engel olur. Kalp ve sinir hastalıklarını önlemede çok önemli rol oynar. Cinsel gücü artırıcı özelliği vardır. İktidarsızlığı önleyen yapıdadır. Magnezyum zengini ay çekirdeği kemik ve eklem sağlığında son derece etkilidir. Cildi korur. Antienflamatuar özelliği sayesinde astım ve benzeri semptomların azalmasında etkilidir.

Kabak çekirdeği

Çok önemli bir besin maddesidir. Harika bir solucan, kurt ve parazit ilacı gibidir. Tenya solucanlarını ve parazitleri yok eder. Tansiyonu düşürür. Kan şekeri seviyesini dengeler ve kontrol altında tutar. İçeriğinde bolca fosfor, manganez, magnezyum, demir ve bakır barındırır. Cildi güzelleştirici özelliği vardır. Kabak çekirdeği aynı zamanda mutluluk algısı verir. Depresyona ço iyi gelir. Uykusuzluğu önleyip uyku kalitesini büyük ölçüde artırır. Kemikleri güçlendirir. Böbrek taşı oluşumunu engellediği tespit edilmiştir. İdrar zorluğuna karşı etkindir.

Ceviz

Alzheimer ve egzama hastalıklarına çok iyi gelir. Zeka gelişiminde etkindir. Kalp hastalıklarını önleyerek kalp atışlarını düzenler. Prostat kanserine engel olur. Omega 3 yağ oranı düşük olan çocuklarda ortaya çıkan hiperaktivite ve davranış bozuklarını düzenleyer. Omega 3 bakımından oldukça zengin bir yapıya sahiptir.Kan pıhtılaşmasını önleyen harika bir besin maddesidir. Beyin damarlarına çok faydalıdır.Düzenli olarak günde 3 – 4 adet yenildiği takdirde bir çok faydası görülmeye başlayacaktır.

BAL

Bal, bitkilerde bulunan ve nektar olarak adlandırılan tatlı sıvının, arıların vücudunda salgılanan bazı enzimlerle işlenmesi sonucu oluşan, yoğun, dayanıklı, yüksek vitamin değerlerine sahip, doğal bir besin maddesidir.

Binlerce bitki ve çiçeğin besleyici değerlerini taşıyan bal, yüzyıllardır  birçok hastalığa şifa olarak kullanılmıştır.

Bal üretimi ise, çok büyük emek isteyen bir iştir. 450 gr bal elde etmek  için , 17. 000 arının yaklaşık 10milyon çiçeği ziyaret ettiği bilinmektedir.

Bal Üzerine Önemli Gerçekler…

Ülkemiz, dünya arıcılığında önemli bir yere sahiptir. Özellikle doğu bölgelerimizde iklim ve coğrafi sebeplerle kaliteli ve doğal bal üretimi yapılabilmektedir.

Ancak ülkemizde bal tadına sahip, bal adı altında satılan ürünlerde bulunmaktadır. ‘Sahte bal’ diye bilinen bu ürünlerin bir kısmı mısır şurubu yada glikoz ve bal esansı kullanılarak yapılmaktadır. Sahte bal tuzakına düşmemek için hijyenik, denetimli koşullarda üretilen, donanımlı laboratuvarlarda analizleri yapılan balı tercih ediniz.

Bölgelere Göre Bal Çeşitleri

Türkiye fiziki haritası dikkatlice incelendiğinde yedi ayrı bölgenin coğrafi koşullarının, yükseltilerinin, yıllık yağış miktarlarının farklı olduğu anlaşılır. Tüm bunlar bitki örtüsünü de etkileyecek, bitki örtüsünün çeşitliliği ise bal çeşitliliğinde kendini gösterecektir.

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Bozulmamış doğası ve yüksek dağlarında yüksek yaylalarıyla Doğu Anadolu Bölgesi, her türlü kır çiçeğinin en güzel ev sahibidir. Bu nedenle bölge; hem üretim çokluğu hem de kalitesiyle ülke genelindeki çiçek balı üretiminde birinci sıradadır.

yoresel-bal-6
yoresel-bal-karadeniz

KARADENİZ BÖLGESİ

Bölge genelinde üretilen bal çeşidi yöredeki kestane, ıhlamur ve yaban gülü (komar) çiçeklerinin bolluğu nedeniyle, ağırlıklı olarak kestane balıdır. Çoğunlukla Kaçkar dağlarında bulunmaktadır. Rize’nin Anzer yaylasında ise büyük şifa kaynağı, adını bölgeden alan anzer balı üretilmektedir.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

Bozkırla kaplı İç Anadolu Bölgesi, yaylaların da azlığı nedeniyle bal üretimini sınırlı kılmakta olup var olan ballara “karma çiçek balı” denilir.

yoresel-bal-2
yoresel-bal-5

EGE BÖLGESİ

Ege bölgesinin bitki örtüsünün büyük çoğunluğunu kızılçam ve karaçam ormanları oluşturmaktadır. Çam ağaçlarının bu bolluğu, dünya genelinde üretilen çam ballarının %90 civarının Ege bölgesinden sağlanılmasını sağlar. İçerisinde polen olmayışı nedeniyle vitamin değeri azdır.

AKDENİZ BÖLGESİ

Bölge genelinde portakal, mandalina ve limon ağaçlarının ağırlığı hissedilir. Bu bölgede üretilen ballara da “narenciye balı” denilmektedir. Kalite olarak düşük bal çeşitleri arasındadır.

yoresel-bal-3
yöresel-bal-1

MARMARA BÖLGESİ

Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde ayçiçeği ekimi dolayısıyla, bu çevrede arıcılık yapanlar büyük oranda ayçiçeği balı üretmektedir. Bal çeşitleri arasında besin değerleri düşük sayılan ballardandır. Uludağ çevresinde ise az miktarda da olsa kestane balı üretilmekte ve o çevrede satılarak tüketilmektedir.

BALIN FAYDALARI NELERDİR?

  • Bal, vitamin, aminoasit ve enzimler gibi birçok yaşamsal maddeyi içerisinde barındırır,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, yara ve iltihapların iyileşmesini sağlar,
  • Mide-bağırsak sisteminde düzenleyici etkisi vardır,
  • Cilt üzerindeki olumlu tesirleriyle kozmetikte kullanılır,
  • Genel vücut direncini arttırır, enerji verir.

BAL NEDEN KRİSTALLEŞİR

Balın kristalleşmesi, balda bulunan şekerin zamanla doyma noktasına ulaşarak dibe çökmesi olayıdır. Balın kristalleşmesi tabii bir olaydır ve kristalleşme için en uygun sıcaklık 14 derece civarındadır, 10 denecenin altında ve 26,5 derecenin üzerinde kristalleşme yavaşlar. Kristalleşmiş balın tüketilmesinde, sağlık açısından hiçbir sakınca yoktur. Yurtdışında balın kontrollü şekilde kristalleştirilerek “krem bal” olarak üretimi yapılmaktadır

Türkiye’de Bulunan Bal Çeşitleri, Faydaları ve Fiyatları

1. Akasya balı

Üretildiği bölge: Artvin yöresi

Artvin yöresi doğal bitki örtüsü ormanlarındaki Akasya ağacının çiçek özlerinin toplanmasıyla oluşuyor. Doğal koşullar göz önüne alındığında kendine has aromasıyla çok özgün bir bal. Kaçkar Akasya balı, diğer ballar arasında en iyi bal çünkü yerleşim alanlarına en az 10 km uzaklıktaki akasya ormanları içerisinde yer alan karakovanlardan elde ediliyor.

Faydaları: Bu bal çeşidi özellikle sinir sistemini koruyucu ve güçlendirici özelliğiyle bilinir. Ağız yaralarının tedavisi, akciğer hastalıklarının iyileştirilmesi, bağırsak iltihabının, bel ağrılarının, cilt lekelerinin giderilmesi, hafızanın güçlendirilmesi ve kanın temizlenmesinde büyük faydası mevcut.

2. Anzer balı

Üretildiği bölge: Ayder yaylası, Rize.

Rize’nin Ayder yaylasında üretilen bu bal oldukça ünlü ve eşsiz bir özelliğe sahip. Yapılan araştırmalara göre bu yaylada 450 – 500 çiçek çeşidi bulunuyor ve bunların içerisindeki 80-90 endemik çiçek sadece bu bölgede yer alıyor. Haziran ayının son haftasında arılar çiçeklerle buluşuyor ve ağustos ayının ortasına dek ballarını tamamlıyor. Yaylanın iklim şartlarına göre ağustos ayının birinci ya da ikinci haftasında başlayan hasat işlemiyle ballar kovanlardan alınıyor. Anzer’de ağaç yetişmediği için Anzer balında yalnızca bu yaylada yetişen endemik çiçeklerin polenleri bulunuyor. Bu nedenle balın sahte olup olmadığını anlamak için polen analizi yapılmakta. Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde analiz edilerek balın garantisinin tescil edildiğini de belirtelim.

Herhangi bir katkı maddesi bulunmayan ballar, ısıl işlem görmeden sağılır. Sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıkması durumunda bal içerisindeki enzimler ve polenler etkisiz hale geleceğinden Anzer balı soğuk sağım tekniğiyle üretiliyor.

Faydaları: Kahvaltılık bir bal olduğunu söyleyemeyeceğimiz Anzer balı, genellikle hastalıklara şifa niyetiyle tüketiliyor. Özellikle çabuk enerjiye dönüşen bir hazır gıda olduğu için sporculara güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için kullanılır. Faydaları sayılamayacak kadar fazla olan Anzer balı, birçok hastalık, yara ve ağrının tedavisinde de oldukça etkili. Besin değerleri oldukça yüksek ve kaliteli bir bal olduğu için abartılı bir şekilde kullanılmamalı.

3. Ayçiçek balı

Üretildiği bölge: Trakya bölgesi.

Ayçiçeği Trakya bölgesinde yoğun olarak yetiştirilen bir bitki türü. Arılar bu çiçekten nektar alırken bitkinin tozlaşmasına katkıda bulunur ve döllenmesini sağlar. Bu şekilde ürün kalitesine katkı sağlamış olur. Kovandan alındığında altın sarısı renginde olan bu bal, kendine özgü bir tada sahiptir. Ayçiçek balı çok çabuk kristalize olur, yani şekerlenir. Elde edilmesi ucuz ve kolay olduğu için arıcılar tarafından genellikle kovanlarda kış yiyeceği olarak kullanılır. Çiçek balıyla karıştırılıp satıldığı ve helva işleminde de kullanılır.

Faydaları: Doğal bir ateş düşürücü olan ayçiçek balı, bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanında akciğer ve birçok kanser çeşidinin tedavisine de yardımcı olur. Vücuda zindelik verdiği için günlük olarak tüketebilirsiniz.

4. Çam balı

Üretildiği bölge: Türkiye geneli.

Dünya çam balı üretiminin yüzde 90’ı ülkemizde yapılıyor. Çam balının en önemli özelliği, kıvamı bozulmadan veya donmadan yıllarca saklanabilmesi. Üretimi ise bir hayli ilginç: Çam ağaçlarında yaşayan ve “basra” olarak bilinen canlıların salgıladığı tatlı maddeler bal arıları tarafından toplanır ve değiştirilir. Bu balın oluşumu iki aşamada gerçekleşir. Bu bal çeşidi, diğer balların aksine arıların çiçeklerden topladığı nektarlardan değil, çam ağaçları üzerinde oluşan reçineleri işleyerek elde ettiği salgı balıdır. Yoğun olarak Ege ve Akdeniz bölgelerinde üretilir. İlkbahar – sonbahar aralığında işlenen bu bal, koyu bulanık kahverengi renktedir. Keskin bir tadı ve çam ağacına özgü rayihası vardır.

Faydaları: Besin değeri biraz düşük olsa da boğaz rahatsızlıklarına çok iyi gelir. Şekerlenmeye karşı dayanıklı olması ve önleyici özelliği ile tıpta ve gıda sektöründe birçok üründe doğal bir katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.

5. Çiçek balı

Üretildiği bölge: Türkiye geneli.

Çiçek balı, çok farklı ve karışık çiçek bitki örtüsünün bir arada bulunduğu yerlerde üretilir. Yoğunluk olarak farklı bir çiçeğin ağır basmadığı yerlerde üretilen bal, çiçek balı olarak adlandırılır. Örneğin kestane ağaçlarının bulunduğu bir yerde çiçek balı üretimi yapmak zordur. Nitekim arılar nektar toplarken kestane ağaçlarından da bal toplayacağından kestane balının kokusu ağır basacaktır. Ancak arıların nektar topladığı yan kollarda bulunan çiçekler normal çiçek bitki örtüsünü değiştirmeyecek nitelikteyse arıların farklı ağaç ve bitkilerden nektar alması mümkündür.

Faydaları: Kanser hastalıkları, idrar yolları enfeksiyonu, kalp hastalığı ve sivilcelenme gibi cilt sorunlarıyla mücadelede etkili olan çiçek balı, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor. Kolestrol düşürücü etkisi bulunan çiçek balı, yaşlanmayı geciktirmesi ve kilo kontrolüne katkısıyla da favori ballarımızdan.

6. Deli bal (Ormangülü balı)

ormangülü balı

Üretildiği bölge: Doğu Karadeniz

Ormangülü, Kaçkar Dağları’nın eteklerinde 1500-1800m. rakımlı ormanlık alanlarda yetişen bir bitki. Bu bölgede kovanlar, ormanın bitip yaylanın başladığı yere yakın bir noktaya konulduğundan arılar, orman bitkilerinin çiçeklerinin yanı sıra yayla çiçeklerinden de bal üretebiliyor. Türkiye’deki tüm ormangülleri düşünüldüğünde yalnızca Kaçkar eteklerinde yetişenler, arıların bal yaptığı sürede çiçek açıyor. Bu bal, yerli safkan ve Kafkas arıları tarafından üretilen özel bir bal türü. Doğal koşullarda oluşan kendine has aromasıyla çok özgün bir bal olan ormangülü balı halk arasında “deli bal” olarak da biliniyor.

Faydaları: Tedavi edici ve tatlandırıcı olarak kullanıldığı bilinen deli bal; sinir bozuklukları, şeker hastalıkları, yüksek tansiyon, mide ve bağırsak problemleriyle mücadelede oldukça etkili bir besin. Sabahları aç karnına alınan bir çay kaşığı deli bal, midenizi ve boğazınızı temizleyecek ve mide yaralarınızın iyileşmesine yardımcı olacaktır. Aç karnına bal – sirke karışımı da içilebilir. Bu şekilde tüketildiğinde bal, vücudu temizlemeye başlar ve metabolizmayı hızlandırarak vitamin kaybı olmadan kilo vermeye yardımcı olur.

Deli balın az miktarda tüketilmesi gerektiğini unutmayın. Günlük tüketiminiz 1 çay kaşığını aşmamalı. Aksi takdirde baş dönmesi, sersemlik, sarhoşluk ve ishal yapabilir. Çok yüksek oranda tüketiminde ise tükürükte artış, nabız düşmesine neden olabilir; kan basıncının düşmesine neden olarak zehirlenme yapabilir, hatta ölüme bile neden olabilir.

7. Hayıt balı

Üretildiği bölge: Akdeniz bölgesi

Hayıt balı Akdeniz ikliminde yetişen, “beş parmak” otu da denilen ve haziran – temmuz aylarında çiçek açan hayıt bitkisinden elde edilir. Bu bal, ilk hasat edildiğinde gayet berrak ve hafif kırmızıya çalan bir renktedir. Zaman geçtikçe rengi koyulaşmakta, 6 ay sonra siyaha yakın koyu kırmızı bir renk almaktadır. Hayıt balı hoş kokulu, nispeten geç şekerlenen, son derece kaliteli bir bal türüdür. Tüketildiğinde damakta hayıt bitkisinin özelliği olan hafif buruk bir tat bırakır.

Faydaları: Araştırmalara göre bal, kansere karşı doğal bir koruyucudur ve özellikle koyu renkli ballarda anti kanserojen özellikleri daha fazladır. Birçok faydası olan hayıt bitkisinin balı düzenli tüketildiğinde vücut direnci artar ve hastalıklara karşı koruma sağlar.

8. Ihlamur balı

Üretildiği bölge: Artvin, Rize, Yalova ve Bursa.

Bu bar türü bahar aylarında ıhlamur ağaçlarının etrafına yerleştirilen kovanlardaki arıların ıhlamur ağacı çiçeklerinden topladıkları nektarla elde edilir. Bu balın kıvamı diğer ballara göre daha koyudur, tat ve kokusu da farklıdır. Ihlamur balının üretimi normal baldan daha zordur. Bunun nedeni ıhlamur ağacının çiçeklenmesiyle kestane ağacının çiçeklenmesinin aynı döneme denk gelmesidir. Bu dönemde bazen ıhlamur ve kestane balı birbirine karışır.

Faydaları: Kanseri önleme etkisine sahip olan ıhlamur balı sinir sistemini güçlendirerek onu korur. Terlemeye yardımcı olduğundan soğuk algınlığı tedavisinde faydalıdır ve ateş düşürücü etkisinin yanında öksürüğe de iyi gelir. Korku ve kaygıyı azaltıcı etkisiyle depresyon ve stres etkilerini azaltarak rahatlamaya yardımcı olur. Migren ağrılarında etkilidir, kan basıncını düşürerek çarpıntıları giderir. Kalp ve damar hastalıklarında da etkilidir.

9. Karabaş otu balı

Üretildiği bölge: Türkiye geneli.

Karabaş otu, nisan ayında açmaya başlayarak mayıs sonu haziran başlarına kadar çiçeklenmeye devam eder. Rengi genelde koyudur. Nisan – mayıs yağmurlarına göre her sene verimi farklılık gösterir. Verimi yağışlara bağlı olduğundan kolay elde edilemeyen ender bal türlerinden biridir. Arılar bu balı, karabaş otunun en verimli zamanında topladıklarından nektarı yüksek kaliteli bir bal ortaya çıkar. İçerdiği saponinler, glikozidler, sineoller sebebiyle çok bir zengin besin maddesidir. Amino asit (prolin) değeri diğer ballardan 3-4 kat daha fazladır.

Faydaları: Damar sertliğini önlemeye yardımcı olur, kalp damarlarını açarak kalbi kuvvetlendirir. Ağrı kesici özelliğe sahip olan karabaş otu balı, sinirlilik halini dengelerken, sara nöbetleri ve astım kriziyle mücadelede etkin bir rol oynar.

10. Karabuğday balı

karabuğday balı

Üretildiği bölge: Türkiye geneli.

Dünya Arıcılık Federasyonu’nun 2013 yılında Fransa’da düzenlediği bal yarışmasında oy birliğiyle dünyanın en iyi balı seçilen karabuğday balı, üretildiği alanın tamamında karabuğday ekili olan yerlerden elde edilir. “Greçka” olarak da bilenen bu balın üretimi daha tek yönlüdür ve arı, çoğu vitamini içeren karabuğday çiçeğinden tek yönlü beslenme yapar. Böylece saf bir bal elde edilir ve karabuğday balı, karabuğday bitkisinin içerdiği tüm vitaminleri ve aminoasitleri kendi bünyesinde taşır. Saf beslenmeyle neredeyse kırmızı renkte, yoğun aromalı ve yüksek vitamin değerli bir bal ortaya çıkar. Bu balın yoğun aromalı olmasının nedeni ise, karabuğday bitkisinin ekiminden hasadına kadarki üç aylık sürenin yarısında çiçekli olması ve yılda iki kez aynı arazide yetiştirilebilmesi.

Faydaları: Yüksek vitamin ve mineral içeriğiyle vitamin ihtiyacını karşılamada doğal bir seçenek olan karabuğday balı, içerdiği yüksek demir oranıyla kansızlığa karşı oldukça faydalıdır.

11. Karakovan balı

karakovan balı

Üretildiği bölge: Karadeniz bölgesi.

İçi oyulmuş, iki tarafı tapayla kapatılmış bir kütüğün içine arıyı oturtmakla yapılan ilkel ama en doğal arıcılık türüdür. Balı diğerlerinden farklı kılan özelliği ise, içindeki peteği dahil her şeyin tamamen doğal olması ve asla insan elinin değmemesi. Petekler doğal olduğundan süzmeden tüketilir, bu sayede mum ve balın yanı sıra polen de daha fazla tüketilmiş olur.

Balın rengi her zaman aynı değildir. Bu renk, balın yapısını oluşturan elemanların farklı dalga boyundaki ışıkları farklı şekilde absorbe (emmelerine) etmelerine; bal özünün toplandığı çiçeklere ve toplandığı bölgeye göre renksizden koyu esmere kadar değişir. Bu balın kalitesini belirleyen şey, kovanın içinde bulunduğu floranın zenginliğidir.

Faydaları: Kış hastalıklarına karşı vücudu korur, direnci artırır. Her gece içilen bir bardak ılık karakovan ballı süt vücudu hastalıklara karşı korur. Sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı alınabilir, bu midenizle boğazınızı temizler ve mide yaralarınızı iyileştirir. Aşırıya kaçmamak suretiyle kahvaltılarda da tüketilebilir. Karakovan balı herhangi bir şekilde ısıtılmamalı ve pişirilmemeli. 1 yaşından küçük çocuklara da yedirilmemeli.

Fiyatı: Ortalama 80 – 200 TL arası.

12. Keçiboynuzu balı

Üretildiği bölge: Türkiye geneli.

Arılar tarafından çoğunluğu tek bir çiçekten toplanmış ballara monoflora bal adı verilir. Keçiboynuzu balı da yoğunlukla keçiboynuzu ağaçlarının çiçeklerinden toplandığından monoflora keçiboynuzu balıdır.

Faydaları: Keçiboynuzu ağacı, kalsiyum bakımından çok zengindir. İçerdiği E vitamini sayesinde öksürüğe, gribe, kemik erimesine ve kansızlığa iyi geldiği bilinir. Balgam söktürür, bronşları açar, nefes darlığında oldukça etkilidir. Sigara tiryakilerine mükemmel fayda sağlar. Yüksek vitaminler ve minareler içerdiğinden diş ve diş etleri üzerinde olumlu etkileri vardır, kalbe faydalıdır, çarpıntıyı önler, insan vücuduna giren radyasyonu dışarı atar. Kısacası doğal bir dopingtir.

13. Kekik balı

Kekik Balı

Üretildiği bölge: Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri.

Bal türleri arasında en özelliklisi olan kekik balı; yüksek rakımlı yaylalar da yetişen kekiklerin nektarından elde edilir. Kekik bitkisinin çiçeklenme dönemi mayıs başından ağustos sonuna kadar devam eder. Saf kekik otundan öz toplayan arılar tarafından üretilen şeffaf, kekik kokulu, buruk tatlı bir baldır. Kekik balı, açık altın sarısı renginde olup tadı ve aroması oldukça hoştur.

Faydaları: Enzim içeriği bakımından çok zengin olan kekik balı antiparaziter etkisiyle bilinir. Soğuk algınlığını kısa sürede giderir ve yara iyileştirici özelliği vardır. Karaciğer başta olmak üzere mide, astım ve egzama hastalıklarına iyi geldiği bilinir.

14. Kestane balı

Üretildiği bölge: Türkiye geneli.

Kestane ağacı yılda yalnızca 30-40 gün boyunca çiçekli kalır. Bu nedenle arıların kestane poleni toplama süresi diğer bitkilere göre daha kısadır. Koyu kahve renkli, buruk, biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bir baldır. Rengi koyu, kıvamı ise gevşek olan kestane balı diğer bal çeşitlerine göre daha geç kristalleşir.

Faydaları: Arılar üretim aşamasında bala glikoz oksidaz enzimini ilave eder. Bu enzim balın içindeki şekerden az miktarda hidrojen peroksidin üretilmesine yol açar. Balın içindeki hidrojen peroksit durmadan yenilendiği için de yaralardaki bakterilerin öldürülmesi için az miktarda kestane balı yeterli olur. İçerdiği doğal enzimlerden dolayı antiseptik özelliğiyle tanınır ve bütün koyu renkli ballar gibi antioksidan olması nedeniyle kansere karşı koruyucudur. Adale ağrıları ve titremesi, uyuşmasının giderilmesinde etkili olduğu, ayrıca kanın temizlenmesine ve kemiklerin kuvvetlenmesine de yardımcı olduğu klinik denemelerle kanıtlanmıştır.

15. Keven (Geven) balı

Üretildiği bölge:

Keven (Geven) balı, arıların keven çiçeğinden aldıkları nektarı vücutlarından salgıladıkları enzimlerle oluşmasını sağladıkları, çok kaliteli ender bir gıda maddesidir. 1500-2000m rakımlardaki yaylalarda yetişen bitki özlerinden elde edilen bu bal türü, oldukça lezzetli, değişik aromalı bir baldır.

Faydaları: Antibakteriyel özelliğe sahip olan geven balı hızla kana karışan, çabuk bir enerji kaynağıdır. Kan yapıcı özelliği vardır ve kalp adalesine faaliyet ve zindelik vermesiyle kalp hastalarına önerilir. Antioksidan özelliğine sahiptir. Soğuk algınlığı ve grip, kronik enfeksiyon, kronik yorgunluk ve astım tedavisinde yardımcıdır. Çeşitli alerjiler ve yaralara iyi gelir. Genel hazım sorunlarını yok eder. Kemoterapiyle ilişkili olarak iştah kaybı veya yorgunluğu ortadan kaldırır.

16. Lavanta balı

Üretildiği bölge: Isparta ve Burdur köyleri.

Lavanta tarlalarına yerleştirilen kovanlarda yaşayan arılar tarafından lavanta çiçeği nektarlarından toplanan polen tozlarından üretilir, doğal ve değerli bir baldır. Hasat mevsimi hazirandır. Ülkemizde Isparta ve Burdur illerindeki köylerde doğal ve ekolojik olarak üretilmektedir. Kendine has bir kokusu ve aroması vardır.

Faydaları: Düzenli kullanıldığında sinir sistemini güçlendirir; sedef, egzama, vitiligo gibi cilt hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. Hepatit B ve Hepatit C hastalıklarıyla mücadelede etkilidir. Mide ve karaciğere bağlı tüm hastalıklarda etkilidir. Sindirim sistemini düzene sokar, bağırsak florasını güçlendirir. Kalbi kuvvetlendirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

17. Meşe balı

Meşe Balı

Üretildiği bölge: Trakya bölgesi.

Salgı balları arasında rengi en koyu olan ballar arasındadır. Trakya bölgesindeki Istranca dağlarının eteklerinde, meşe ormanlarının bol olduğu yerlerde üretilmektedir. Meşe yapraklarının üzerine düşen basranın salgılanmasıyla oluşan sıvının arılar tarafından toplanarak kovanlarına taşınması suretiyle elde edilir. Temmuz sonuyla ağustos başlarında hasat edilir. Çabuk donmadığından kahvaltıda tüketilmesi uygun olan bir bal türüdür.

Faydaları: Doğal antioksidan madde özelliği gösterir. Serbest radikallerin neden olduğu reaksiyonları durdurarak veya engelleyerek kanser, kalp hastalığı ve akciğer hastalıkları gibi pek çok hastalıkların oluşumuna engel olur.

18. Narenciye (Anavarza) balı

Üretildiği bölge: Akdeniz yöresi.

Bol miktarlarda ve yüksek düzeyde kalsiyum fosfat ve demir fosfat içerdiği belirlenen narenciye balı, açık sarı renkte ve akışkandır. Meyve ağaçlarına özgü bir koku ve lezzete sahiptir.

Faydaları: Bol miktarda C vitamini içerir. Karaciğere olumlu etkisi vardır. Sinirleri yatıştırmada ve kramp çözmede önemli bir etki gösterir.

19. Püren balı

Üretildiği bölge: Akdeniz, Ege, Trakya ve Karadeniz bölgeleri

Çiçekleri arılar için zengin bir nektar ve polen kaynağı olan püren, ilkbahar ve sonbaharda çiçeklenen türlere sahiptir. Püren balı kendine özgü aromalı, hafif acımtırak, oldukça kıvamlı ve değerlidir. Arıların bir maki türü olan püren bitkisinin çiçeklerinden topladığı öz, bala vişne suyu tadı katar. Böylece değişik ve hoş bir tat meydana gelir. Anzer balından sonra en değerli ve üretimi az olan bir bal türüdür.

Faydaları: Karaciğer yağlanması ve idrar yolları rahatsızlıklarıyla mücadelede tavsiye edilir. Yüksek enerji veren bir özelliktedir. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin (KTÜ) yaptığı araştırmaya göre Ege bölgesine özgü püren balı ve arı ürünleri yanıklar, enfekte ve cerrahi yaralar ile ülserler gibi çeşitli hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde faydalıdır.

Kayısı Nedir Çeşitleri Özellikleri ve Faydaları

Kayısı hemen hemen dünyanın her yerinde yetiştiriciliği yapılan bir meyvedir. Ülkemizde ise Malatya yöresinde yetişen kayısılar son derece meşhurdur. Bilinen altı adet çeşidi bulunmaktadır. Kayısının hem meyvesi hem çekirdeği sağlık için faydalıdır. Yetiştiriciliği kolay olan kayısı, evlerin bahçelerinde bile yetişebilmektedir. Kayısı ağacının çiçekleri yaklaşık olarak Nisan sonuna doğru açmaktadır. Çiçekli süreci iki ay kadar geçirdikten sonra Haziran ayı ortalarında meyve vermeye başlar.
Kayısı ağaçlarının bakımı da son derece kolaydır. Çoğu zaman doğal olarak kendi kendine bile büyüyebilirler. Ancak yağıştan en çok etkilenen nazik ağaçlardan bir tanesidir. Kayısı ağacını bu etkilerden korumanın bir yolu yoktur. Özellikle çiçeklenme döneminde yağmura, doluya yakalanan ağaçlarda meyve miktarı azdır. Meyve oluştuktan sonra gelen yağışla meyvelerde zedelenmeler olabilir. Kayısı ülkemizde meyve olarak tüketilmekle beraber reçel, marmelat şeklinde tatlılar hazırlanarak, suyu elde edilerek tüketilmektedir
Kayısı, Gülgiller (Rosaceae) familyasından olan kayısı (Prunus armeniaca), orta boylu bir meyve ağacıdır. Ağaç üzerinde oluşan meyveleri cevizden biraz iri boyuttadır ve turuncuya yakın sarı renktedir. Yapısına göre sulu, sert ve tatlı olabilir. Meyvenin çekirdeği bir adettir ve iç çekirdek de tüketilebilir. Ağaçta meyve oluşmadan önceki çiçekler pembe ya da beyaz renklerdedir.


Kayısının Özellikleri Nelerdir?

Kayısı ağacının boyu 4 metre ila 6 metre arasında değişmektedir. Nadir olarak 10 metreye kadar çıktığı olabilmektedir. Ağacın meyve öncesi sürecinde yapraklardan önce çiçekler oluşmaktadır. Meyveler oluştuğunda yeşil renktedir ve bu dönemde çağla olarak isimlendirilir.

Olgunlaştığında sarıya döner ve üzerinde pembemsi tonlar görülebilir. Hem yeni çıktığında hem olgunlaştığında meyvenin üzeri hafif tüylüdür. Bitkinin yaprakları mızrak benzeri bir formda, hafif uzun, kenarları dişlidir. Daha çok Akdeniz’e yakın ülkelerde, Asya ve Avrupa kıtalarında yetişmektedir.

Kayısı Çeşitleri Nelerdir?

Kayısının tanınmış birkaç çeşidi bulunmaktadır. Madador özellikle erken tufanda meyve veren, ağacı bodur olan çeşididir. Madadorun yetiştirilmesi için Akdeniz Bölgesi’nde özellikle Mersin ili idealdir. Renginin hoş olması ve aroma oranının yüksek olması dolayısıyla hem iç pazarda hem de ihraçta yoğun talep görmektedir.

Tirintina kayısı çeşidi, ilk ürünlerini 3-4 yaşlarında vermeye başlamaktadır. Ağacın meyvesinde şeker oranı az olduğu için tatsızdır. Buna rağmen dayanıklı ve iri olduğu için tercih edilir. Septik türü kayısı ise dayanıklılığı az ama çekirdeği tatlı olan bir çeşittir. Çekirdeği ve kendisi tatlı olan bir diğer kayısı türü İtalyan tokalıdır. Bu tür diğer çeşitlere göre daya dayanıklıdır.

Karacabey kayısısı sezon sonunda ürün vererek mevsim sonunda hala kayısı tüketimine imkan verir. Ancak meyvesi mayhoş, dayanıklı ve serttir. Çekirdekleri acı ve tatlı olabilmektedir. En sevilen kayısı türü ülkemizde de bilinen şekerparedir. Şekerpare kayısının meyveleri miniktir ve nakliyat için dayanıksız yapıdadır. Bunlardan başka; Darende, Tokaloğlu, Şam, İmrahor, Muhittinbey, Hacıkız, Hasanbey gibi çeşitleri de bulunmaktadır.

Kayısının Faydaları Nelerdir?

Düzenli olarak, vaktinde tüketilen kayısı kansere yakalanma riskini azalmaktadır. Serbest radikallerin oluşturduğu kirliliği yok ederek vücudu korumaya alır. Kabızlık konusuna bilinen en lezzetli ve akıllıca çözüm kayısı meyvesindedir. Kayısı öylece yenebileceği gibi suyu elde edilerek içilebilir de. İçeriğinde bulunan yoğun C vitamini ile kalbi çeşitli hastalıklara karşı korur.

Yine içeriğindeki yüksek demir oranı ile anemi tedavisinde tüketilmesi gereken bir meyvedir. Kayısı çekirdeğinden elde edilen yağı cilt bakımında faydalıdır. Besleyici bir özelliği olduğundan iştah açıcı özelliği bulunmaktadır. Fakat aynı zamanda bağırsakları düzneli çalıştırdığı için kilo kontrolünü sağlamak isteyenlerin en çok tercih ettiği meyveler arasında yer almaktadır. Kayısının sağlığa olan faydalarını şu şekilde detaylı bir şekilde sıralayacak olursak;

  • Hücrelere zarar veren serbest radikallerle savaşır, bu nedenle kanser oluşumunu önler. UV ışınlarının verdiği zararları azaltır. Yine kanser hücreleriyle savaşan A ve C vitaminleri açısından zengin bir içeriğe sahiptir. Kayısı çekirdeği güçlü bir antioksidandır.
  • Yüksek selüloz ve lif içerdiğinden kabızlık ve hemoroid gibi bağırsak sorunlarının önüne geçer. Bu sayede kolon kanseri riskini azaltır.
  • Demir açısından zengin bir meyve olduğu için kan hücreleri oluşumunu destekler, bu şekilde kansızlık sorununun oluşmasını engeller. Bildiğiniz gibi demir eksikliği anemi hastalığına sebep olur. Kayısı ise vücudun ihtiyacı olan demiri karşılamaktadır. Bunun dışında vücudun sıcaklığını artırır, hemoglobin üretimini destekler. Her gün sabah aç karnına yenen kayısı anemi hastalığına yakalanma riskini büyük ölçüde azaltmaktadır.
  • Likopen maddesi ve C vitamini açısından zengin olduğu için kardiyovasküler sistemin sağlığını korur, kalp krizi riskini azaltır, kötü kolesterolü düşürür.
  • Sağlıklı bir şekilde kilo vermeye yardımcı olur.
  • Göz sağlığına iyi gelir, karotenoid bakımından zengin olduğundan göz problemlerinin oluşmasını engeller.
  • Bronşit, astım, tüberküloz gibi hastalıkların semptomlarını hafifletir. Sabah aç karnına tüketilen birkaç kayısı, astım ataklarının hafif şekilde atlatılmasını sağlar. Yine kendisi kadar suyu da solunum yolları hastalıklarının tedavisinde yardımcıdır.
    Kayısı suyu içine bir miktar bal konup içilirse, yüksek ateşin düşürülmesine yardımcı olur.
  • Kalsiyum açısından zengin bir meyvedir. Bu nedenle kemik sağlığına iyi gelir.
  • Gebelik süresince tüketilen kayısı, annenin ihtiyacı olan birçok vitamin ve minerali karşılamaktadır.
  • Cilt ve saç sağlığı için faydalıdır. Cildi  aşırı yağlı olanlar kayısı içerikli nemlendirici ve şampuanlar kullanabilirler. Kayısı çekirdekleri dövülerek cilde peeling şeklinde uygulanırsa ölü hücrelerden arınmasına yardımcı olmaktadır.
    Kayısı suyu beyin ve sinir sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratır, vücut sağlığı için son derece faydalıdır.
  • Kuru kayısı fazla yağların atılmasına yardımcı olur, kanın pıhtılaşmasını engeller ve kas oluşumunu destekler.
  • Kayısı yağı cilde yumuşaklık ve parlaklık kazandırır. Cildi besleyerek daha sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlar.
  • Şampuanın içerisine konulan veya tek başına masaj yapılarak saç diplerine uygulanan kayısı yağı, saçların sağlıklı ve parlak bir şekilde uzamasını sağlamaktadır.

Kış Hastalıklarına Karşı Önlemler

Kış hastalıklarına karşı ilk tedbir bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden geçiyor. Grip ve soğuk algınlığına karşı bağışıklığın güçlendirilmesi için, bir çay kaşığı toz çörek otu ile bir tatlı kaşığı kestane balını karıştırarak tüketin

soğuk algınlığı ya da gripte en önemli hususun mücadeleye erken başlamak olduğunu belirterek, bakteri ya da virüslerin, gelişmelerine fırsat vermeden yok edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu bakımdan boğazda bir yanma hissedildiğinde, yakın çevrede hasta olan birinin olması durumunda ya da toplu taşıma araçlarının kullanımı halinde mutlaka önlem alınması gerektiğine işaret eden Yeşilada, ilk tedbirin bağışıklık sisteminin desteklenmesi olduğunu ifade etti.

Her sabah aç karına çörek otu ve kestane balı karışımı

Yeşilada, sohbaharın başlangıcında 2 aylık bir kür ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Bir çay kaşığı toz haline getirilen çörek otu, analizi yapılmış tarım ilacı taşımadığından emin olunan güvenilir marka bir tatlı kaşığı kestane balıyla karıştırılarak sabahları açken tüketilebilir. Hazır satılan ezilmiş çörek otu kullanılmasını önermem çünkü ezilince çörek otunun içeriği oksitlenerek etkinliğini kaybeder” dedi.

Hastalık halinde iyileşmeye katkı sağlayan tarifler

Öksürük ve soğuk algınlığı gibi şikayetlerin olması halinde birtakım önerilerin iyileşmeye katkı sağlayacağını aktaran Yeşilada, şu bilgileri verdi:

  • “Ayva yaprağı ya da ıhlamur çayı içilmesi, tatlandırıcı olarak gerçek bal (glikoz şurubu taşımayan) ve zencefil ilave edildiğinde grip şikayetlerinin hafifletilmesinde gerçekten yararlı olur ancak gribin önlenmesinde tek başına etki beklenmemelidir. Önlemek istiyorsak daha kuvvetli etkili ürünleri kullanmak gerekir. Mesela yeşil çay, şekersiz olarak içildiğinde, mikroorganizmaların savunma kalkanlarını parçalayabiliyor, biyofilm oluşturmasını engelleyebiliyor. Bu bakımdan kış döneminde günlük hayatımızda yeşil çay, ıhlamur, ayva yaprağı, zencefil gibi bitkilere, mutlaka şekersiz çay olarak sıklıkla yer vermeliyiz.”

Kış için ‘grip savar’ öneriler

Bağışıklık sisteminin desteklenmesinin de tek başına hastalıktan korunmak için yeterli olmayabileceğini aktararak, “Neticede bağışıklık sisteminin gücü kişinin ne derece kuvvetli olduğu, dengeli beslendiği, kullandığı diğer ilaçlar, yaşam şekli gibi etkenlere bağlıdır. Bu nedenle yukarıda bahsettiğim başlangıç belirtilerini hissettiğinizde hemen hızlı hareket etmek gerekli”

Bal Arıları Hakkında ?

Sayıları giderek azalmakta olan bal arılarını biraz daha yakından tanımayı ister misiniz?

1 – Kanatlarını saniyede 200 kez sallayan arılar saatte 24 km hızla uçabilirler.

2 – İnsanların gıda olarak kullandıkları tek böcek türüdür.

3 – Arılar daha önce gördükleri insanların yüzlerini, özelliklerine ve detaylarına dikkat ederek, tekrar gördüklerinde tanıyabilirler. (Kaynak: The New York Times)

4 – Büyük 2 göze sahipmişler gibi görünseler de aslında arıların 5 gözü vardır. O büyük 2 gözün arasında arıların ışık yoğunluğunu yorumlamalarına yardımcı olan 3 gözleri daha bulunur.

5 – Bal arıları iletişim kurmak için dans ederler. Bu dansa sallamak/sallanmak anlamlarına gelen “waggle” denir. (Kaynak: National Geographic)

6 – Bal arıları, aynı insanlar gibi, onları verimsizliğe iten mesleki kaygılardan ötürü strese girerler. (Kaynak: New York Magazine)

7 – Ortalama bir kolonide 50.000 – 80.000 arası arı yaşar.

8 – Bir bal arısı günde yaklaşık 2.000 çiçeği ziyaret eder.

9 – Kraliçe arılar hayatları boyunca, diğer arılardan farklı olarak, yalnızca arı sütü ile beslenirler.

10 –  Bir kovandaki arıların çoğu dişidir, ama yalnızca 1 kraliçe arı vardır. Erkek arılara “dron” denir ve sayıları birkaç yüz adettir.

11 – Arıların 500 gr bal yapabilmesi için yaklaşık 2 milyon çiçeği ziyaret etmeleri ve 88 bin km yol katetmeleri gerekir.

12 – Bir arı, hayatı boyunca, bir çay kaşığı balın 1/12’sini üretir.

13 – Bal doğal koruyuculara sahiptir ve içerisinde bakteri yetişmez. Örneğin Mısırlılara ait mezarlarda bulunan bal, hala yenebilecek durumdaydı.

14 – Arılar yaklaşık 300 milyon yıldır dünya üzerindeler.

15 – Balın rengi ve tadı, arıların hangi çiçeklerden nektar topladıklarıyla ilgili olarak değişkenlik gösterir.

Sağlıklı Baharatlar

Yemeklere lezzet katması için kullanılan baharatların sağlık için birçok faydası da var. Dünyada hızla artan sağlık sorunlarından biri olan Tip 2 Diyabet riskini azaltmak için, doğal bileşiklerle dolup taşan baharatlar aynı zamanda ekonomik bir seçenek. Gelin hep beraber isimlerini ve faydalarını öğrenelim…

1 ZERDEÇAL: Bu faydalı baharat, köride de bulunan 10 baharattan biri ve aynı zamanda ona rengini verendir. Bilimsel araştırmalar zerdeçalın beyin sağlığı ve yaşlanmaya bağlı bilişsel sağlık üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda iltihap gidericidir, karaciğeri kuvvetlendirir, kansere karşı korur ve kalp hastalıklarını önler…

zerde

2 ZENCEFİL: Antioksidan zengini zencefil, soğuk algınlığına iyi gelir, balgam söktürür, bulantı giderir, bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca romatizma ağrılarına iyi gelir.

3 NANE: En yüksek antioksidan gücüne sahip bir baharattır. Hazımsızlığın, mide bulantısının ve midedeki gazın azalmasına yardımcı olur. Aynı zamanda stres giderici özelliği de vardır.

biberiye

4 BİBERİYE: İçerdiği bileşenler vücut iltihaplarının iyileşmesine yardımcı olarak birçok kronik hastalığın riskini azaltır. Kalp sağlığı için de faydalı olan biberiye aynı zamanda baş ağrılarının dindirilmesine ve konsantrasyonun artmasına yardımcı olur.

5 ADAÇAYI: Beyin dostu ve depresyon karşıtı bir etkiye sahiptir. Ruh hali üzerinde yarattığı olumlu etki nedeniyle sinirlerinizi yatıştırmaya ve sizi gevşetmeye yardımcı olur.

ada

6 KEKİK: Hazmı kolaylaştırır, kan şekerini düşürür, solunum yolu hastalıklarına iyi gelir, böbrek ve bağırsak mikroplarını öldürür. Yemeklerde tuz yerine kekik tercih edilmelidir.

7 TARÇIN: Tarçının, yemek yedikten sonra kan akışına giren glikoz seviyesini düşürdüğü, sindirim enzimlerine müdahale edebildiği ve sindirim yolundaki karbonhidratların bozulmasını azalttığı kanıtlanmıştır. Beyinde biriken proteinler Alzheimer hastalığını tetiklerken, tarçında bulunan iki madde bu birikimi engelleyebilmektedir. Böylece nöronları korur, motor işlevlerini iyileştirir ve Parkinsonlu hastaların nöro-taşıyıcı (sinir sinyallerini bir sinir kavşağının öteki tarafına ileten bir madde) seviyelerini normalleştirir.

zencefil

Temiz, organik ve küflenmemiş olmalı

Baharatlar ihmal edilmiş önemli bir besin grubudur. Temiz, tozlanmamış, küflenmemiş, taze ve organik baharatlar, sağlığın en önemli destekleyicileridir.Çok önemli antioksidan, vitamin ve mineral depoları olan bu mucizevi gıdaları her gün belirli bir düzen içinde ve değiştirerek tüketmek çok önemlidir.

CHİA

Omega 3, 6 ve lif içeriği bakımından zengindir. Kan şekerini ve kolesterolü dengeler. Antioksidan özelliği sebebiyle kanser riskini düşürür. Süt ve suda jelleşme özelliği ile puding, sütlü yumurta gibi sevilen birçok tarifte kullanılabilir. Midede şiştiği için açlık hissini yatıştırır. Tansiyon hastaları uzmana danışarak kullanmalıdır.

KİMYON

Kan şekerini dengeleyen kimyon, cildi düzenler, siyah nokta, sivilce, yaşlılık kırışıklıklarının tedavisine yardımcıdır. Yüksek demir içeriği sebebiyle kansızlık tedavisinde oldukça etkili olan kimyon, astımla savaşır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Aşırı tüketimi karaciğer ve böbreklere zarar verebilen kimyonun hamilelik döneminde de düşüklere neden olabileceği için kullanılmaması önerilir.

KETEN TOHUMU

Omega 3 yağ asitleri ve diyet lifi açısından zengin olan keten tohumu sindirim sistemini ve bağırsakların sağlıklı çalışmasını destekler. Kan şeker ve kolesterolün dengede kalmasına yardımcıdır. Bu özelliğiyle kalp ve damar hastalıklarına karşı da koruyucu olan keten tohumu, meme ve prostat kanser riskini düşürür. Suda bekletilip salatalarda kullanılabilir.

PUL BİBER

Anti enflamatuvar ve gaz giderici olarak kullanılan pul biber içindeki bileşikler sayesinde birlikte yenilen diğer besinlerin vitamin ve mineral emilimini de artırır. Yüksek miktarda C vitamini içerdiğinden doğal antibiyotik olarak tanınan pul biberin vücut için mucizevi bir besin olduğunu söyleyebiliriz. Bağışıklık sistemi ve metabolizmayı güçlendiren pul biber antidepresan olarak kullanılabilir. Kanser hücrelerinin bastırılmasında da yardımcı olan biberin bazı ilaçlarla etkileşime girebileceği unutulmamalıdır.

ADAÇAYI


Beyin dostu ve depresyon karşıtı bir etkiye sahiptir. Ruh hali üzerinde yarattığı olumlu etki nedeniyle sinirlerinizi yatıştırmaya ve sizi gevşetmeye yardımcı olur.

KEKİK

6 / 8
Hazmı kolaylaştırır, kan şekerini düşürür, solunum yolu hastalıklarına iyi gelir, böbrek ve bağırsak mikroplarını öldürür. Yemeklerde tuz yerine kekik tercih edilmelidir.

TARÇIN


Tarçının, yemek yedikten sonra kan akışına giren glikoz seviyesini düşürdüğü, sindirim enzimlerine müdahale edebildiği ve sindirim yolundaki karbonhidratların bozulmasını azalttığı kanıtlanmıştır. Beyinde biriken proteinler Alzheimer hastalığını tetiklerken, tarçında bulunan iki madde bu birikimi engelleyebilmektedir. Böylece nöronları korur, motor işlevlerini iyileştirir ve Parkinsonlu hastaların nöro-taşıyıcı (sinir sinyallerini bir sinir kavşağının öteki tarafına ileten bir madde) seviyelerini normalleştirir.

TEMİZ ORGANİK VE KÜFLENMEMİŞ OLMALI


Baharatlar ihmal edilmiş önemli bir besin grubudur. Temiz, tozlanmamış, küflenmemiş, taze ve organik baharatlar, sağlığın en önemli destekleyicileridir.Çok önemli antioksidan, vitamin ve mineral depoları olan bu mucizevi gıdaları her gün belirli bir düzen içinde ve değiştirerek tüketmek çok önemlidir.